Ana içeriğe geç
Sözlük

hayatta ile cümle

hayatta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Dizinin final sahnesinde hayatta kalanlar kratere bakarlarken, Dawn "Peki şimdi ne yapacağız?" diye sorar.En la escena final, mientras los sobrevivientes exploran el cráter, Dawn pregunta: «¿Qué vamos a hacer ahora?»
İmparatorluğun Doğu'da hayatta kalışı, imparatorun Kilise işleri üzerinde aktif rol almasını garantiledi.La supervivencia del Imperio en el Este aseguró un rol activo del emperador en los asuntos religiosos.
Roma'dan hayatta kalanlar kıyıdaki daha uygun alanlara, adalara ve dağlara çekildi.Los romanos sobrevivientes se retiraron a los lugares más seguros de la costa, islas y montañas.
(Başka bir hayatta görüşürüz birader!)¡Vive! (nueva versión) 19.
Şarkı, Strøm'in hayatta karşılaştığı zorluklar üzerine söylediği bir tempoda numara.En la canción, Strøm canta sobre las dificultades que afronta en la vida.
Michael ve Maria Kubizek'in ilk doğan ve hayatta kalan tek çocuğu idi.August Kubizek fue el primogénito y único hijo superviviente de Michael y María Kubizek.
Unpretty Rapstar, kadın rap sanatçılarının "hayatta kalma" (survival) programıdır.Unpretty Rapstar es un programa de supervivencia de raperas femeninas.
Radames'in Nubiyalı hizmetçisi Mereb, Mısır'da hayatta kalmanın yollarını öğrenmiş bir genç erkektir.El sirviente de Radames, Mereb, es un joven nacido en Nubia que aprendió los trucos para sobrevivir en Egipto.
Bu zorlu yetişme koşullarında, birkaç bitki hayatta kalabilir.En estas difíciles condiciones de crecimiento, pocas plantas sobreviven.
Hayatta olduğum için çok şanslıyım." demiştir.Me siento afortunado por estar vivo".
Desmond hemen Charlie'nin hayatta ve iyi olup olmadığına bakar.Desmond en la playa mira para ver si Charlie todavía está vivo y bien.
Üç rahip hayatta kaldı.Las siguientes tres iglesias sobrevivieron.
Fakat mucizevi bir şekilde hayatta kalabilmiştir.Por algún milagro está vivo.
David'in hâlâ aktif olan kafası Shaw'ı Mühendis'in hayatta olduğunu ve onun için geldiği hakkında uyarır.David advierte a Shaw por intercomunicador que el Ingeniero sobrevivió al impacto y se dirige hacia ella.
Hayatta kalan madenciler Salt Lake City'ye ulaşır.Contenido relacionado con Salt Lake City.
En sevdiği yemek domatestir, hayatta en güvendiği şeyin domates olduğunu defalarca vurgulamıştır.Su comida favorita es el tomate, diciendo que confía en los tomates más que nada en el mundo.
Ben şarkılarımda yaşadığım şeyleri yazıyorum, söylediğim her şey gerçek hayattan.Yo solo escribo lo que en realidad estoy pasando en mi vida real.
Oğlu hayatta iken Dear Mama ("Sevgili Anne") şarkısını ona adadı.Su hijo le escribió el tema Dear Mama («Querida Mamá»), estando aún en vida.
Bu hayatta bir kardeşimi kaybettim.En este fuego se perdió una vida.
1933 yılında Almanya ve Avusturya’daki toplam 750.000 Yahudiden sadece çeyreği hayatta kaldı.De los 750,00 judíos en Alemania y Austria en 1933, solamente un cuarto de éstos sobrevivió.
Hayatta kalabilmek için, ölen arkadaşlarının cesetlerini yemeye karar verdiler.Para sobrevivir tuvieron incluso que alimentarse de los propios compañeros muertos.
Ama hayatta kalmayı başarır.Sin embargo, logró sobrevivir.
Cassius, Marcus'un hayatta olduğunu öğrenmesine rağmen isyanı devam ettirmeye karar verdi.Casio eligió continuar con la revuelta incluso cuando supo que Marco seguía vivo.
Kocanın, hayatta başına gelen dünyevi olayları karısıyla paylaşması beklenir.Asegúrese de que usted es feliz con lo que está pasando en su vida.
Hayatta kalan kuş genelde grupta bulunan yardımcı kuşlardan birini eş olarak seçer.En este caso el superviviente elige un nuevo compañero generalmente entre los ayudantes del grupo.
Yaralanan Irmgard Möller hayatta kaldı ve 1994 yılında salıverildi.Irmgard Möller resultó seriamente herida pero sobrevivió.
Aradaki fark günlük hayatta mutlak bir sonuç doğurmamıştır.El deterioro no tiene repercusiones importantes en la vida diaria.
Ne kadar canınızı yaksa da bu hala hayatta olduğunuzu gösterir.No importa cuán mal vayan las cosas, tienes que seguir viviendo, aún si eso te mata.
Bountlar hayatta kalmak için insan ruhlarını tüketirler.Generalmente, los Bounts consumen almas de seres humanos muertos.
Doğan çocuklarından sadece üç tanesi hayatta kalmıştır.Sólo tres de sus hijos siguen vivos.
Şarkı, Jackson'ın hayattayken sızdırılan son şarkısı olmuştur.Fue la última canción inédita que se filtró en la vida de Jackson.
Maria henüz hayattayken yeniden evlenilmesi, zinanın meşrulaştırılma teşebbüsü olarak görüldü.El volverse a casar mientras María aún estaba viva fue visto como un intento de legalización del adulterio.
Hayatta olan kişiler ülke dışına kaçmaya çalışır.Juntos deciden intentar salir del país.
Bu yapımda, gerçek hayatta olduğu gibi, anne ve kızı birlikteliğini somutlaştırmışlardır.En esa misma aventura, madre e hija se reconciliaron.
Survival/Hayatta Kalma: Bu oyunun amacı sadece bitirmek, fakat sadece bir canımız var.Modo Supervivencia: Se debe acabar el juego sin perder ni una sola vida.
Bizim Son Yüzyılımız kitabında: İnsan Irkı 21. Yüzyılda Hayatta Kalabilecek mi?Nuestra hora final: ¿será el siglo XXI el último de la humanidad?
Hayatta kalma mücadelesi konu alınmıştır.La lucha por la supervivencia.
En son 796 yılında hayatta olduğuna dair kayıt vardır.Mencionada viva por última vez en 796.
Yarı-koma durumunda hayatta kalma umudu durum giderek azalmıştır.En estado salvaje, su esperanza de vida se ve notablemente reducida.
Sekiz çocuğun üçüncüsüydü ve hayatta kalan en büyük çocuktu.Fue el cuarto de ocho hijos y el segundo de seis que sobrevivió la infancia.
Gençlerden Serdar Alten ise hayattadır.Creo que son jóvenes que quieren vivir.
Hayattakı diğer bir amacı ise annesini bulmaktır.Otro objetivo es encontrar a su familia.
Günlük hayatta Azericenin Kars şivesini kullanırlar.Ejecuta diariamente la pieza In dulci jubilo.
Patlamanın ardından hayatta kalanlar oldu.Luego de las explosiones se desalojaron las personas sobrevivientes.
20 Ocak 175'te sosyal hayattaki kariyerin başlangıç noktası olan College of Pontiffs'e girdi.El 20 de enero de 175, Cómodo ingresó en el Colegio de Pontífices, punto de partida de su carrera pública.
İnönü sayesinde hayatta kaldık.«Remontada por la supervivencia».
Kurtulduklarında uçaktan kurtulan 8 kişi olduğunu ve 6 kişinin hayatta kaldığı yalanını söylemiştir.Dice que sólo ocho pasajeros sobrevivieron al choque y solamente seis vivieron para salir de la isla.
Fakat Bane hayatta kaldı.Bean todavía está viva.
Gerçek hayattan bazı olaylarda vardır.En algunos capítulos se muestran problemas de la vida real.
Cinayet kurbanlarından ikisi hayatta kalmıştır.Solo dos partidarios sobrevivieron.
Buna en iyi örnek günümüzde de hayatta kalan 885 yılında inşa edilmiş Corvey Manastırı'dır.Un westwerk original que ha llegado a nuestros días es el de la abadía de Corvey, erigida en 885.
Kraliçe II. Isabel'in hayatta kalan en büyük oğluydu.Su tercer hijo fue el bisabuelo de la reina Isabel II.
Bu tip kondansatörlerin günlük hayatta kullanımı çoktur.Ejemplos claros de este tipo de productos abundan en nuestra vida cotidiana.
Adamlarından sadece birkaçı hayatta kalmayı başardı.Pero de todos ellos sólo unos pocos sobrevivieron.
İnsanlar hayatta kalabilmek için temel dürtüleriyle hareket ederler.Desde entonces, los hombres se basan en sí mismos para sobrevivir.
Gerçekçi olmayan kurgudaki bazı detayların gerçek hayatta gerçekleşmesi mümkün değildir.¿Qué pueden / no pueden ocurrir eventos de dibujos animados en la vida real.
Savaş bittikten sonra, Palmarino'luların çok azı hayatta kalmıştır ve bunlardan birisi de Zumbi'dir.En las partes más bajas (el este), es selva baja caducifolia.
55 mürettebatın içinden sadece o hayatta kalmıştır.Sus 5 tripulantes sobrevivieron.
Çocuğa hayatta kalacağını söyler.Le dicen que su hija vivirá.
Hayatta kalmayı da bazen kendi dışkısını yiyerek ve kan içerek başarmıştır.Finalmente, explica ya cómo se efectúa ese su comer su cuerpo y beber su sangre.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod