Ana içeriğe geç
Sözlük

hayatta ile cümle

hayatta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Oyun aksiyon rol yapma/hayatta kalma türlerindedir.Les rencontres font l'objet de matchs en aller/retour.
Sadece Diana'nın koruma görevlisi, Trevor Rees-Jones hayatta kaldı.Trevor Rees-Jones, garde du corps.
Hayatta kalanlar yukarı çıkarak bir okul otobüsüne doluşur.Ils arrivent à sortir des galeries par une sortie dissimulée dans un bus scolaire renversé.
Bu eserin, sanatçının hayattayken satabildiği tek resim olduğu düşünülmektedir.C'est le seul tableau qu'il a vendu publiquement de son vivant.
Şimdi hayattaki en büyük mucizeyi yaşamaya geldi sıra.Et vous allez faire le plus étrange voyage de votre vie.
Bu benim gerçek hayatta olmamı sağlıyor" demiştir.Je suis dans la vraie vie. "
Ebeveynlerinin hala hayatta olup olmadıkları bilinmemektedir.Ses parents restent inconnus, vivants ou non.
Bu hayatta bir kardeşimi kaybettim.Il dit alors avoir perdu un frère.
Hayatta kalmak istiyorlarsa karşı atağa geçmelidirler.Pour survivre, elle doit se remettre en question.
Savaş bittikten sonra, Palmarino'luların çok azı hayatta kalmıştır ve bunlardan birisi de Zumbi'dir.Le jour suivant, les combats se propagent à Baba Amr et al-Qusur.
Ailesinin bir arada kalabilmesi hayattaki en büyük gayesidir.Sa famille est la chose qui compte le plus dans sa vie, pour toujours.
Amaçları belki de insanlığın tükenmiş olduğu bir adada hayatta kalmaktır.Ils finissent par s'échouer sur une île qui semble déserte.
Kremlin'deki hayatta kalan en eski binadır.C'est le plus ancien bâtiment encore existant dans l'oblast de Moscou.
Sistem gerçek hayatta çalışmalı ve sürekli olarak iyileştirilmelidir.Elle est atteinte d'une grave maladie et doit se soigner en permanence.
Ned’in dirilttiği kişi yalnızca 1 dakika hayatta kalmak zorundadır.Eon's Illusion Une minute peut être une éternité.
Herkesin evinde bulunan bu eşya, günlük hayatta çok sık kullanılır.On s'en sert aussi bien à la maison que dans la vie de tous les jours.
Adamlarından sadece birkaçı hayatta kalmayı başardı.Sur l'ensemble du groupe, seulement deux d'entre eux réussirent à survivre.
Doktor hâlâ hayatta olduğu için sevinir.C'est un miracle que nous soyons vivants.
Ama bu dünyaya gelen yavruların sadece %5'i hayatta kalmayı başarır.Seuls environ 5 % des bébés survivront.
Ama II. Richard'ın hayatta kalmasının İV.Richard Mille reste indépendant.
Gücünü hayatta kalmak için kullanır.Il lui apprit à contrôler sa force.
O, uçak kazasında hayatta kaldı.Él sobrevivió al accidente de avión.
Hayatta daha önemli şeyler var.Hay cosas más importantes en esta vida.
Her ikisi de hayattalar.Los dos están vivos.
Hayatta hiçbir şey sağlıktan daha önemli değildir.En la vida nada es más importante que la salud.
Her iki erkek kardeş hâlâ hayatta.Los dos hermanos siguen vivos.
Hâlâ hayattayım.Todavía estoy vivo.
Onun yaşlı kedisi hâlâ hayatta.Su gato viejo todavía está vivo.
Bu monoton hayattan yoruldum.Estoy cansado de esta monótona vida.
İnsanlar onun hâlâ hayatta olduğunu söylüyorlar.La gente dice que él sigue vivo.
Hayattaki amacın nedir?¿Cuál es tu meta en la vida?
Hayatta kalan tek kişiyim.Soy el único que sobrevivió.
Parasız hayatta kalamazsın.No puedes sobrevivir sin dinero.
Parasız hayatta kalamazsınız.No podéis sobrevivir sin dinero.
Tom hayatta mı?¿Tom está vivo?
Aşk hayatta kalacak.El amor sobrevivirá.
Onlar hayatta kalacak.Sobrevivirán.
Kedin hayatta kalacak.Tu gato sobrevivirá.
O, hayatta kalacak.Sobrevivirá.
Ben hayatta kalacağım.Sobreviviré.
Tom hâlâ hayatta.Tom sigue vivo.
Hayatta kalacağını düşünüyorum.Creo que sobrevivirás.
Sen ve ben hayatta kalacağız.Tú y yo sobreviviremos.
Hâlâ hayatta.Todavía está vivo.
Onlar hâlâ hayatta.Todavía están vivos.
Hayatta olduğumuz için şanslıyız.Tenemos suerte de estar vivos.
Hayattaki amacımın seni mutlu etmek olduğuna inanıyorum.Creo que mi objetivo en la vida es hacerte feliz.
Leyla, Sami'nin hayatta olduğunu fark etti.Leila se dio cuenta de que Sami estaba vivo.
Hayatta herhangi bir amacınız yoksa sadece ölmeyi bekliyorsunuzdur.Si no tenéis algún objetivo en la vida, tan solo estáis esperando a morir.
Hayatta kalmak değil, yaşamak istiyoruz.No queremos seguir vivos, queremos vivir.
Şu hayatta en güvendiğin kişi kim?¿Quién es la persona en la que más confías en esta vida?
Hayatta en büyük mutluluk sevildiğimizi bilmektir.La mayor felicidad en la vida es sabernos queridos.
İnsan hayatta bazen kendini şımartmalı da.En la vida hay que darse algún capricho de vez en cuando.
Bu, dahası, insanın hayatta kalmasının vazgeçilmez önceliğidir.Esa es, además, la premisa indispensable de la supervivencia humana.
Bu belki de hayvanların Angola'daki iç savaş boyunca hayatta kalmalarının sebeplerinden biri.Esta fue quizás una de las razones por las que los animales sobrevivieron a la guerra civil.
Hala hayattasın."Están vivos".
Edo döneminde 234 atlayış kaydedilmiş ve bunların % 85.4'ü hayatta kalmıştır.234 saltos se recuerdan en el período Edo, y de ésos, 85'4% sobrevivieron.
Buradaki hiç kimse hayatta bırakılmadı; ne kadınların ne çocukların hayatını bağışladılar.Ninguno fue dejado con vida; no hubo piedad ni de mujeres ni de niños.
Yabanmersini ekinleri hayatta kaldı, çiftçiler memnun olduklarını beyan ettiler ve Reich ücretini aldı.La cosecha sobrevivió, los granjeros se declararon satisfechos y Reich recibió su pago.
Bölümde, hayatta kalmaya çalışan grup Hershel Greene'in (Scott Wilson) evine taşınır.En el episodio, el grupo de sobrevivientes se mudan al hogar de Hershel Greene (Scott Wilson).
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod