O hâlâ bir yerlerde hayatta olabilir.He could still be alive somewhere.
O hâlâ hayatta.He is still alive.
O hayatta büyük başarı elde etti.He achieved great success in life.
O, uçak kazasında hayatta kaldı.He survived the plane crash.
Hayatta olduklarına dair biraz ümit var.There is little hope that they are alive.
Keşke o şimdi hayatta olsa.I wish she were alive now.
Onun hayattaki tek amacı zengin olmaktı.Her only purpose in life was to get rich.
Onun yardımı olmasa, şu an hayatta olmam.If it weren't for her help, I would not be alive now.
Hayattaki amacı bir film yıldızı olmak.Her aim in life is to become a movie star.
Kazada hayatta kalan tek kişiydi.She was the only one to survive the crash.
Oğlunun hâlâ hayatta olduğuna inanıyor.She believes her son is still alive.
O hayatta! O boğuluyordu fakat babası onu kurtardı.She's alive! She was drowning, but her father saved her.
Günlük hayattan uzaklaşmak istedi.She wanted to get away from everyday life.
Kocası hayatta olduğu sürece eli sıcak sudan soğuk suya değmedi.She wanted for nothing as long as her husband lived.
Uyanık olmak hayatta olmaktır.To be awake is to be alive.
Ebeveynlerimin her ikisi de hayatta değiller.Both of my parents aren't alive.
Anne ve babamın ikisi de hayatta değil.Both my parents are not alive.
Eğer emniyet kemeri olmasaydı şu an hayatta olmazdım.If it hadn't been for the seatbelt, I wouldn't be alive today.
Sen olmasaydın, o hâlâ hayatta olacaktı.If it hadn't been for you, he would still be alive.
Hayatta omlette olduğu gibi, zamanlama da önemlidir.In life as with omelets, the timing is important.
Onun hâlâ hayatta olduğundan emin olmak için kontrol ettim.I checked to make sure that he was still alive.
Eğer o uçağa binmiş olsaydım,şimdi hayatta olmazdım.If I'd taken that plane, I wouldn't be alive now.
Açıkçası senin kendi çabalarınla hayatta ilerlemen gerektiğini kabul ediyorum.Obviously I agree that you should advance in life through your own efforts.
Bu adam hayatta.This man is alive.
Hayatta başarılı olmak istiyorsan olumlu bir tutuma sahip olmalısın.You have to have a positive attitude if you want to get ahead in life.
Hayatta bazı şeyler kontrol etme yeteneğimizin ötesindedir.Some things in life are beyond our ability to control.
Hayatta daha önemli şeyler var.There are more important things in life.
Bütün köpekler hayattaydı.All of the dogs were alive.
Hala hayatta mısın, Sysko?Are you still alive, Sysko?
Bu adamların nasıl hayatta kaldıklarını görmek oldukça etkileyiciydi.It was quite fascinating to see how these men were surviving.
Hayatta başarılı olmak için iki şeye ihtiyacın var: bilgisizlik ve güven.To succeed in life, you need two things: ignorance and confidence.
Kazadan sonra, hayatta olduğu için mutlu.After his accident, he is happy to be alive.
Ben tatile gittim ve benim bitkiler hâlâ hayatta.I went on vacation, and my plants are still alive.
Matematik günlük hayatta önemlidir.Mathematics is important in daily life.
Vahşi hayatta tek başına yaşayabilir misin?Could you survive alone in the wilderness?
Çölde tek başına hayatta kalabilir misin?Could you survive alone in the wilderness?
Annem hâlâ hayatta olsaydı, o zaman bana yardımcı olurdu.If my mother had still been alive, she would have helped me at that time.
Çok teşekkür ederim! hayattayım.Thank you so much! I am alive.
O, gülmeyi ve hayattan zevk almayı severdi.He loved to laugh and enjoy life.
Herkes onun hala hayatta olduğunu bilir.Everyone knows that he's still alive.
Sen hiç hayatta ne yapmak istediğini düşündün mü?Have you ever thought about what you want to do with your life?
Para harca ve hayattan zevk al!Spend money and enjoy life!
Bir düğün, hayattaki önemli bir andır.A wedding is a significant moment in life.
Kanseri erken yakalamak hayatta kalma oranını arttırır.Catching cancer early increases survival odds.
Hayatta kalma arzusu ve ölüm korkusu artistik duygulardır.The desire to survive and the fear of death are artistic sentiments.
Hayatta bir şey elde etmek istiyorsanız, akıntıya karşı yüzmelisiniz.If you want to get something in life, you should go against the flow.
Bizim hayatta kalmamız kısa sürede içme suyu bulmaya bağlıdır.Our survival depends on finding drinking water soon.
Onun eski kedisi hâlâ hayatta.Her old cat is still alive.
Seninle gerçek hayatta buluşmak harikaydı.It was awesome to meet you in real life!
Gıda, giyim ve barınak hayatta kalmanın temelleridir.Food, clothing and shelter are the foundations of survival.
Tom'un kazada hayatta kalması çok zayıf bir olasılıktır.It's very unlikely that Tom survived the crash.
Tom Mary'nin ölü mü yoksa hayatta mı olduğunu bilmiyor.Tom doesn't know whether Mary is dead or alive.
Önemli olan tek şey hayatta olmandır.The only thing that matters is that you are alive.
Şans hayatta önemli bir rol oynar.Luck plays an important part in life.
O hâlâ hayatta mıdır?Is he still alive?
Hayatta en önemli şey çok para sahibi olmaktır.The most important thing in life is having a lot of money.
Tom hayatta kalmak için ne gerektiğini anlıyor.Tom understands what it takes to survive.
Tom, hayatta kalma şansı olduğunu düşündü.Tom thought he had a chance to survive.
Eğer ambulans biraz daha erken gelseydi Tom hayatta kalabilirdi.Tom could have survived if the ambulance had arrived a little sooner.
Tom, hayatta olmak için kesinlikle şanslı.Tom certainly is lucky to be alive.