Ana içeriğe geç
Sözlük

hayatta ile cümle

hayatta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Sensör zorlu doğa koşullarında hayatta kalma özelliğine sahiptir.The sensor is capable of surviving in harsh environments.
Ancak bu türün çoğu suyun dışında bir saatten fazla nefes alarak hayatta kalabilir.This extremely hardy species can survive for more than a day out of water.
Gerçek hayattan bazı olaylarda vardır.Real-life issues happen.
Biz ilhamlarımızı gökten ve bilinmeyen alemden değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.They are, in truth, cup-bearers of the life-giving water of knowledge and guides unto the ideal way.
Ailenin hayatta kalabilen tek çocuğuydu.She was the only child survived in the family.
Don't Starve, Klei'nin hayatta kalma türündeki oyunlara ilk adımıdır.Don't Starve was Klei's first foray into the survival genre.
(Bu kişilerden günümüzde, hayatta olan yoktur.)"Bu gün düşüncəmdə ermənilərin düşmən obrazı yoxdur".
Hayatta kalanlar için büyük bir ödül vardır.Those who had survived were given handsome rewards.
Artık tek amacı hayatta kalmaktır.Arguably the only objective is to survive.
Kast sisteminin bir erdemi olarak, Brahminler sosyal hayatta çok büyük saygı görüyorlardı.In civil life, by virtue of the caste system, Brahmins enjoyed a high level of respect.
Korku ve yaşama içgüdüsüyle hayatta kalmaya çalışan askerler umutsuzca bir bekleyiş içindedir.Those who seek political asylum in Italy fear for their very survival.
Ebeveynlerinin hala hayatta olup olmadıkları bilinmemektedir.It is uncertain that her family members are still alive.
Kelimelerin günlük hayatta kullanım pratiği bulunmaz.The name is still not in common everyday use.
Hayatını ve hayattaki her şeyden hoşlanır.I appreciate everything about life.
Steve ihanet eder ve kaçar ancak çetenin diğer elemanları hayatta kalmayı başarır.Han confronts and is killed by Ren, but the remainder of the team continues on to escape.
Zerrin Özer: Kerim Tekin, eğer bu hayatta olsaydı.CHUCK TODD: If existed, it would have been in this report?
Akademik hayattan 1992 yılında emekli oldu.He retired from academic life in 1992.
Şablon:Başlıca Makale: Isı transferi Isı iletimi olgusu hemen günlük hayatta kavrandı.A new translation, Die Bybel: 'n Direkte Vertaling is currently under preparation.
Bu koşullar, canlılar arasında hayatta kalma ve üremeye dair rekabete yol açar.The organization must fill that gap to survive and grow.
Üç çocuğu şu an hayatta, eşi 2007 Ekim'inde vefat etti.She had 3 children and died in 2007.
Piyutlardan bazıları, ayin dışı metinler olan pizmonim olarak hayatta kalmaya devam etti.Some of them survive as pizmonim, used extra-liturgically.
Emekli olacak ve siyasi hayattan uzak duracaktır.He was retired and removed from public life.
Dora hayattadır fakat babası bir Alman askeri tarafından vurularak öldürülmüştür.The man shoots at him, but is killed by a German bomb.
Kazada sadece uçak mühendisi Alexander Sizov hayatta kaldı.A crew member, Alexander Sizov, also survived.
İlk andan itibaren hayatta kalmak için birçok şeyden feragat ederler.Sometimes, they steal to survive for the day.
Bu hastaların 25 tanesi hayatta kalmıştır.All 25 people survived.
1974'te siyasi hayattan çekilmiş ve 1979 yılında ölmüştür.He withdrew from politics in 1974 and died in 2018.
Uzak durulan bu unsurlarla vücut rahat olmayan bir duruma girer ama hala hayattadır.By refraining from these activities, the body is uncomfortable but can still survive.
Tanrı kültleri günlük hayatta da oldukça yaygındı.The populace began to believe that the gods were much more directly involved in daily life.
Sosyal hayatta aktif rol alır.She is highly active in social work.
Hayatta olan kişiler ülke dışına kaçmaya çalışır.Most of those that were still alive attempted to flee the country.
Cinayet kurbanlarından ikisi hayatta kalmıştır.The remaining four victims survived.
Fakat Bane hayatta kaldı.Bonya survived.
Bu aynı alanda fibroblastlar hayatta kalır ve çoğalırlar.Within this area, the fibroblasts replicate.
Eldarova 1989 yılında emekli olarak aktif siyasi hayattan çekildi.Gonzi has since retired from active political life.
Wanyan Chengyu zorlukla hayatta kaldı fakat tüm Jin ordusu yok edildi.The entire Jin army was destroyed while Wanyan Chengyu barely escaped alive.
Ancak yaşadığı hayattan çok da memnun değildi.He is, however, vaguely dissatisfied with his life.
II. Dünya Savaşı'nda hayattaydı ve 1947'de hurdaya çıkarıldı.She served in World War II and was sold in 1947.
Hayatta istediği her şeye sahip gözükmektedir.She gives us everything we need in our lives.
Gerçek hayatta siteyi 31 Temmuz 2006'da Fox film şirketi satın almıştır.The film was released on July 1, 1932, by Fox Film Corporation.
Artık evleri olduğuna göre Artyom diğer hayatta kalanları bulma vaktinin geldiğine karar verir.Now that they have a home, Artyom decides that it is time to search for other survivors.
Gerçek hayatta Yeşil ile benzeştirilmektedir.Genuine laughter is healthy.
Buna karşın vahşi hayattaki konumları endişe vericidir.Inhumane living conditions are also a concern.
“Ölüm hayatta birçok şeye anlam katıyor."There are so many misunderstandings in life.
Sadece en küçük ve en iyi uyum sağlayanlar hayatta kaldı.Only the old and weak should be saved.
Saat kulesinin ise sadece çelik iskeleti hayatta kalmistir.The steel framework was the only remains of the clock tower.
Oyun sonunda hayatta kalan yeni bir karakter olarak Lucy'nin hizmetçisi eklendi.A new character is introduced, Lucy's maid, who survives.
Geri kalan 896 denizciden sadece 316 denizci açlık ve köpekbalıklarına rağmen hayatta kalabildi.Out of 6426 initial troops of the detachment, only 1650 have survived the air raids and starvation.
İki gruptan oluşan 13 kişinin hayatta kalma mücadelesi konu alınmıştır.He explained that there are two sides to the struggle for survival of a human.
Bütün gruplara hayatta eşit şans verilmelidir.All categories had equal priority.
Hayattayken de çok sayıda cariyesi bulunan Svend'in en az 20 çocuğu olduğu bilinmektedir.The children were reported to have at least 20 slash wounds each.
Savunma ve hayatta kalma giderek zorlaştı.Security of the region was becoming more and more difficult to maintain.
Bu, aynı zamanda Buzzati’nin, hayattayken yayımlanan son kitabı oldu.It was the last book of Basheer published during his lifetime.
Görünüşte hayatta istenebilecek her şeye sahiptir.They'll apparently eat anything living.
Böylece kalan üç hayattan ikisini öder.He would pay compensation to two of the victims.
İnönü sayesinde hayatta kaldık.ExitFilm Gracias a la Vida.
Buna en iyi örnek günümüzde de hayatta kalan 885 yılında inşa edilmiş Corvey Manastırı'dır.An original westwork survives today at the Abbey of Corvey, built in 885.
Bunu günlük hayatta çeşitli yollar ile kullanırız.We make these choices every day in our lives.
Taşındıklarında 5 çocukları vardı ama 3 tanesi hayatta kalabildi.They had five children, three of whom survive them.
Ve ona Başka hayatta görüşmek üzere dostum demiştir.He was told by the friend that she wanted to see him before she died.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod