Ana içeriğe geç
Sözlük

hayatta kalmak ile cümle

hayatta kalmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
14
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
Gücünü hayatta kalmak için kullanır.Pokouší se použít svou sílu k tomu, aby je našel.
Artık tek amacı hayatta kalmaktır.De aici înainte, nu îi rămâne decât să supraviețuiască.
Oyunun amacı savaşta hayatta kalmaktır.A játékmód célja a túlélés.
O da hayatta kalmak için bu gruba girmiştir.Azért léteznek, hogy felülkerekedjenek rajtad.
Houyi hayatta kalmak için avlanmak zorundaydı ve böylece çok yetenekli bir okçu oldu.Speirillä oli sekatavarakauppa ja hän oli myös sivutoimisesti kykyjenetsijä.
Hayatta kalmak daha zordur.Η ζωή είναι πολύ πιο δύσκολη.
Ned’in dirilttiği kişi yalnızca 1 dakika hayatta kalmak zorundadır.Μία τυπική εκτέλεση όλου του έργου διαρκεί περίπου 9 λεπτά.
Üstelik, bu savaştan herkes nasibini alacak ve hayatta kalmak için tüm insanlar uğraş verecektir.Κι έτσι η παρέα αυτή πρέπει να παλέψει αν θέλει να επιβιώσει ολόκληρη.
Amacı, hayatta kalmaktır.At mennesket stræber efter at overleve.
Hayatta kalmak istiyorlarsa karşı atağa geçmelidirler.Skal man gøre sin lykke, skal man være på stikkerne.
Amacı, hayatta kalmaktır.Det felles målet var overlevelse.
Ned’in dirilttiği kişi yalnızca 1 dakika hayatta kalmak zorundadır.Tiga dari mereka berdurasi waktu satu menit.
O da hayatta kalmak için bu gruba girmiştir.Ia juga mengajak keluarganya untuk tetap bertahan.
Gücünü hayatta kalmak için kullanır.Dia hanya hidup mengejar kekuatan.
Amacı, hayatta kalmaktır.Posisinya adalah gelandang bertahan.
Eugene, Abraham'ı hayatta kalmak için kullanıyordu.Eugene đã lợi dụng Abraham để sống sót.
Hayatta kalmak daha zordur.Quả nhân khó mà có thể ở lại.
Hayatta kalmak daha zordur.勝ち続けることはもっと難しい。
Bu mücadelede hayatta kalmak için patojenleri tanıyan ve onları etkisizleştiren bazı mekanizmalar gelişmiştir.この困難な課題を克服して生き延びるために、病原体を認識して中和する機構が一つならず進化した。
Artık tek amacı hayatta kalmaktır.唯一存命している。
Amacı, hayatta kalmaktır.长征的目的在于求生存。
Oyunun amacı savaşta hayatta kalmaktır.游戏主要目标为生存。
Amacı, hayatta kalmaktır.간은 생존에 필요하다.
Oyunun amacı savaşta hayatta kalmaktır.이 게임의 가장 큰 목표는 전쟁이 끝날 때까지 생존하는 것이다.
Ned’in dirilttiği kişi yalnızca 1 dakika hayatta kalmak zorundadır.퇴직한 사람들의 인구는 4분의 1 가까이를 차지한다.
Artık tek amacı hayatta kalmaktır.הנושא הוא פשוט הישרדות.
Gücünü hayatta kalmak için kullanır.בגלל יכולותיו, הוא שורד.
Birlikte, hayatta kalmak için yiyecek çalarak idare ettikleri geçici bir aile oldular.היא נאלצה לגנוב אוכל כדי להתקיים.
Hayatta kalmak için gereken tüm saldırılara izin verilir.Всички членове на семейството са принудени да се трудят, за да оцеляват.
Amacı, hayatta kalmaktır.To je preživjela.
Amacı, hayatta kalmaktır.Kovoje dėl išlikimo.
O da hayatta kalmak için bu gruba girmiştir.Jam pačiam teko tą skausmą išgyventi.
3 buçuk ay erken doğmuş ve hayatta kalmak için müthiş bir mücadele vermiş.3개월 반이나 조산된 아이였지요. 그가 생존을 위해 벌인 싸움은 정말 대단했어요.
3 buçuk ay erken doğmuş ve hayatta kalmak için müthiş bir mücadele vermiş.Cậu ấy sinh non 3 tháng rưỡi, và đó thực sự là một cuộc chiến đấu không tưởng đối với cậu để tồn tại.
3 buçuk ay erken doğmuş ve hayatta kalmak için müthiş bir mücadele vermiş.È nato con tre mesi e mezzo di anticipo, e sopravvivere per lui è stata una grande battaglia.
3 buçuk ay erken doğmuş ve hayatta kalmak için müthiş bir mücadele vermiş.Er wurde dreieinhalb Monate zu früh geboren und es war wirklich ein fantastischer Überlebenskampf von ihm.
3 buçuk ay erken doğmuş ve hayatta kalmak için müthiş bir mücadele vermiş.Három és fél hónappal korábban született a vártnál, és igazán fantasztikus harc folyt érte, hogy túlélje.
3 buçuk ay erken doğmuş ve hayatta kalmak için müthiş bir mücadele vermiş.Hij werd drieënhalve maand te vroeg geboren en hij heeft echt moeten vechten voor zijn leven.
3 buçuk ay erken doğmuş ve hayatta kalmak için müthiş bir mücadele vermiş.Il est né prématuré de trois mois et demi, et il a vraiment dû se battre pour survivre.
3 buçuk ay erken doğmuş ve hayatta kalmak için müthiş bir mücadele vermiş.Nació tres meses y medio antes de tiempo, y luchó un montón para sobrevivir.
3 buçuk ay erken doğmuş ve hayatta kalmak için müthiş bir mücadele vermiş.Narodil se tři a půl měsíce před termínem a byl to opravdu úžasný boj o přežití.
3 buçuk ay erken doğmuş ve hayatta kalmak için müthiş bir mücadele vermiş.S-a născut cu trei luni jumătate înainte de termen și a fost o luptă fantastică pentru a rămâne în viață.
3 buçuk ay erken doğmuş ve hayatta kalmak için müthiş bir mücadele vermiş.Urodził się o 3,5 miesiąca za wcześnie i stoczył niezwykłą walkę o przeżycie.
3 buçuk ay erken doğmuş ve hayatta kalmak için müthiş bir mücadele vermiş.Γεννήθηκε 3,5 μήνες πρόωρα, και πραγματικά πάλεψε για την επιβίωση του.
3 buçuk ay erken doğmuş ve hayatta kalmak için müthiş bir mücadele vermiş.Він народився на три з половиною місяці раніше терміну, і це була справжня боротьба за його виживання.
3 buçuk ay erken doğmuş ve hayatta kalmak için müthiş bir mücadele vermiş.Он родился на три с половиной месяца раньше срока и вступил в невероятную борьбу за выживание.
3 buçuk ay erken doğmuş ve hayatta kalmak için müthiş bir mücadele vermiş.Той се е родил 3 месеца преждевременно и наистина е била невероятна битка, за да оцелее.
3 buçuk ay erken doğmuş ve hayatta kalmak için müthiş bir mücadele vermiş.הוא נולד שלושה וחצי חודשים לפני הזמן וזה באמת היה קרב עצום בשבילו לשרוד.
3 buçuk ay erken doğmuş ve hayatta kalmak için müthiş bir mücadele vermiş.فقد ولد 3 أشهر ونصف سابق لأوانه، وقد كانت بالفعل معركة مدهشة خاضها للبقاء.
3 buçuk ay erken doğmuş ve hayatta kalmak için müthiş bir mücadele vermiş.生きるために 一生懸命闘ってくれました 大量の酸素吸入のために
Ancak, öte yandan da hayatta kalmak zorunda. Yani başka türlü bir şeye daha dikkatini vermek zorunda.Aber gleichzeitig, wenn er am Leben bleiben möchte, muss er ebenfalls auf etwas anderes achten.
Ancak, öte yandan da hayatta kalmak zorunda. Yani başka türlü bir şeye daha dikkatini vermek zorunda.하지만 그것은 또한, 살아남으려면 계속 각양의(다양한) 주의를 열어놔야한다.
Ancak, öte yandan da hayatta kalmak zorunda. Yani başka türlü bir şeye daha dikkatini vermek zorunda.Mais pour rester en vie,
Ancak, öte yandan da hayatta kalmak zorunda. Yani başka türlü bir şeye daha dikkatini vermek zorunda.Nhưng ngoài ra, nếu nó còn sống sót, nó phải thực sự giữ tập trung khá khác biệt.
Ancak, öte yandan da hayatta kalmak zorunda. Yani başka türlü bir şeye daha dikkatini vermek zorunda.Pero también, si va a permanecer con vida, tiene que prestar atención.
Ancak, öte yandan da hayatta kalmak zorunda. Yani başka türlü bir şeye daha dikkatini vermek zorunda.Όπως επίσης, εάν θέλει να επιβιώσει, πρέπει να διατηρεί και διαφορετικά είδη προσοχής.
Ancak, öte yandan da hayatta kalmak zorunda. Yani başka türlü bir şeye daha dikkatini vermek zorunda.Но в то же время, если она выживет, ей будет нужно использовать другой тип внимания.
Ancak, öte yandan da hayatta kalmak zorunda. Yani başka türlü bir şeye daha dikkatini vermek zorunda.אבל הוא גם, אם זה הולך להישאר בחיים, זה זה בכלל קשור למעשה
Ancak, öte yandan da hayatta kalmak zorunda. Yani başka türlü bir şeye daha dikkatini vermek zorunda.لكن أيضا إذا أراد أن يظل على قيد الحياة في الواقع يتوجب عليه
Ancak, öte yandan da hayatta kalmak zorunda. Yani başka türlü bir şeye daha dikkatini vermek zorunda.全く異なる種類の注意力を使わなければならない。敵、友達、同種、等を見張っていないといけないからだ。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod