Online alışveriş ve rezervasyonun büyümesi tüketiciler için hayatı oldukça iyileştirdi.The growth of online shopping and booking has greatly improved life for the consumers.
Geri gidebilsen ve hayatına tekrar başlayabilsen, hangi yaştan başlamak istersin?If you could go back and start your life again, from what age would you like to start?
Tom bütün hayatı boyunca yalnız kaldı.Tom remained single his whole life.
Tom zaten hayatının en güzel yıllarını gördü.Tom has already seen the best years of his life.
Tom Mary'nin hayatını kurtardı.Tom saved Mary's life.
Tom hayatını kurtarmak için koştu.Tom ran for his life.
Tom tüm hayatı boyunca şanslıydı.Tom has been lucky all his life.
Tom'un yaşayacak kendi hayatı var.Tom has his own life to live.
Hayatın doğası açıklanamaz.Life's nature is inexplicable.
Ben Frida Kahlo'nun hayatına ve çalışmalarına derinden hayranlık duyuyorum.I deeply admire Frida Kahlo's life and work.
Hayatı hakkında bana bir sürü hikaye anlattı.She told me many stories about her life.
Seyahat hayatın en acı zevklerinden biridir.Travelling is one of the saddest pleasures of life.
Bu köpek şu küçük kızın hayatını kurtardı.This dog saved that little girl's life.
Hayatımın geri kalanı boyunca seni seveceğim.I'll love you for the rest of my life.
Daha doğrusu, hayatın anlamı sorunudur.More precisely, it is the question of the meaning of life.
Bu yaşta, hayatın anlamı ilgimi çekmeye başladı.At this age, the meaning of life began to interest me.
Evlilik hayatına alışmak uzun zaman alır.It takes a lot of time getting used to married life.
Başyapıtını tamamlamak onun bütün hayatını aldı.It took him his entire life to complete his chef d'oeuvre.
Asker arkadaşının hayatını kurtarmak için kendini feda etti.The soldier sacrificed himself to save his friend's life.
Tom özel hayatı hakkında konuşmak istemiyor.Tom doesn't want to speak about his private life.
Bugün rocktaki en inanılmaz seslerinden birinin hayatını kutluyoruz.Today we celebrate the life of one of the most amazing voices in rock.
Senin hayatın benim ellerimde.Your life is in my hands.
Şu anda senin hayatını gerçekten kıskanıyorum.I'm really jealous of your life right now.
Ben sana hayatımı verdim.I gave you my life.
Sen hayatımdaki en önemli kişisin.You're the most important person in my life.
Test benim önceki hayatımda bir kral olduğunu söylüyor.The test says I was a king in my previous life.
Hayatım boyunca en sıkıcı geziydi.It was the most boring trip of my entire life.
O, hayatın zulümlerini kabul edemezdi.She couldn't accept the cruelties of life.
Annem her zaman özel hayatıma burnunu sokar.My mother always gets involved in my private life.
Jack'in hayatı için hiçbir hedefi yok.Jack has no goals for his life.
Kurşun geçirmez cam zaten birçok hayatı kurtardı.Bulletproof glass has already saved many lives.
O hayati tehlikeyi atlattı.He's out of the woods.
Çocuklar hayatın çiçekleridirler.Children are the flowers of life.
Hayatımı değiştirmek istiyorum.I want to change my life.
Onun tüm hayatında okuyabileceğinden daha fazla kitapları var.He has more books than he can read in his entire life.
Babası hayatını bilime adamıştı.His father dedicated his life to science.
Ruhun karanlık gecesi hayatın ortasındaki ölümdür.The dark night of the soul is death in the midst of life.
Hayatımın en uzun yolculuğu!It's the longest journey of my life!
Hayatımın en kötü anıydı.It was the worst moment of my life.
Hayatımda hep yalancıydım. Bu nedenle insanlar beni sevdiler.In my life I always was a liar. That's why people liked me.
O, hayatın bir parçası.It's part of life.
Bu benim hayatım.It's my life.
Oksijen dünya hayatı için gereklidir.Oxygen is necessary for life on earth.
Trafik kazasında birkaç kişi hayatını kaybetti.A few people were killed in the car accident.
Sadece bir acil operasyon hastanın hayatını kurtarabilir.Only an immediate operation can save the patient's life.
Hayatımın en gurur verici anıydı.It was the proudest moment of my life.
Hayatımın en zor akademik sınavı geliyor. Akışkanlar mekaniği.The hardest academic exam of my life is coming up. Fluid Mechanics.
İlaçlar hayatınızı mahvedebilir.Drugs can ruin your life.
Tom hayatın sırrını keşfetti ama bana anlatmayacak.Tom discovered the secret of life, but he won't tell me.
Hayatını kolaylaştır. Anadillilerden öğüt al.Simplify your life. Take advice from native speakers.
Seni gördüğümde ,senin hayatımda hiç görmediğim en çirkin şey olduğunu düşündüm.When I saw you, I thought you were the most ugly thing I've ever seen in my life.
Tüm hayatım boyunca yalnız olmak istemiyorum.I don't want to be alone all my life.
Bu hayatını kurtarabilir.It may save your life.
Bu tavsiyeler hayatını kurtarabilir.These tips may save your life.
Sana hayatımı borçluyum.I owe you my life.
Bunu yaparsan, hayatının sonuna kadar pişman olacaksın.If you do this, you will regret it for the rest of your life.
O hayatımın aşkıdır.She's the love of my life.
O benim hayatımın aşkıdır.He's the love of my life.
O hayatı boyunca Fransa'da çalıştı.He has worked in France his whole life.
O bana suni teneffüs yaptırdı ve hayatımı kurtardı.She gave me mouth to mouth and saved my life.