Ana içeriğe geç
Sözlük

hayati ile cümle

hayati kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Hayatın geriye kalan kısmını ideallerimin peşinde koşarak geçirmek istiyorum.I want to spend rest of the life pursuing my ideals.
Çalışma ABD'de hayatın çok önemli bir parçasıdır.Work is a very important part of life in the United States.
Bana hayatın anlamını anlat.Tell me the meaning of life.
Günlük hayatımda sağlığıma zarar vermemek için vücudumla çeşitli şekillerde ilgileniyorum.In my daily life I take care in various ways of my body so as not to damage my health.
Para kazanmak hayatındaki asıl amaçtır.Making money is his main purpose in life.
Hayatı sevmek, Tanrı'yı ​​sevmektir.To love life is to love God.
Uçak kazası 200 kişinin hayatına mal oldu.The plane accident cost the lives of 200 people.
O yazarak hayatını kazanır.He earns his living by writing.
Hayatımı seninle geçirmek istiyorum.I want to spend my life with you.
Hayatında ilk defa, Yuka, İngilizce bir kitabın tamamını okumayı bitirdi.For the first time in his life, Yuka finished reading an entire book in English.
Zor bir hayatı vardı.She's had a hard life.
Hayatını milleti için verdi.He gave his life for the nation.
Ben bu tür bir hayatı yaşamaktan usandım.I'm tired of living this kind of life.
Hayatın iniş ve çıkışları vardır.Life has its ups and downs.
GDO'lu ürünler insan hayatı için tehlikelidir.Products with GMO are dangerous to human life.
Sen benim hayatımın aşkısın.You're the love of my life.
Hayatımın Saeb'le tanıştığım güne dek dilsel bir anlamı yoktu.My life had no linguistic meaning... until the day I met Saeb.
Facebook, Twitter, YouTube ve Blogger hayatımızı tehdit ediyor.Facebook, Twitter, YouTube and Blogger are threatening our life.
Bir web sayfasında, Larry Ewing'in özel hayatı paylaşıldı.Personal life of Larry Ewing was shared in a website.
Onun hayati bulguları yakından izleniyor.Her vital signs are being closely monitored.
Onların hayatı gerçekten o kadar da kötü değil.Their life's really not so bad.
Gerçekten sen benim hayatımın çiçeğisin.Truly you are the flower of my life.
O hasta kişinin hayatı tehlikede.That sick person's life is in danger.
Hayatımı riske atmak istemem.I don't want to risk my life.
Onun yüzsüzce meydan okuma hareketi neredeyse hayatına mal oluyordu.His brazen act of defiance almost cost him his life.
Bugün hayatınızın geri kalanının ilk günüdür.Today is the first day of the rest of your life.
Bir gün hayatın gözlerinin önünde hızla akıp gidecektir. Emin ol, izlemeye değer.One day your life will flash before your eyes. Make sure it's worth watching.
Ölüm hayatın tamamlayıcı bir parçasıdır.Death is an integral part of life.
Hayatımda ilk defa birine bu kadar bağlandığımı hissettim.It's the first time in my life I've felt so connected with someone.
O, hayatında akut ağrıdan çekiyor.He's suffering from acute pain in his life.
Bu hastanın hayatı tehlikede.This patient's life is in danger.
O, hayatını kazanıyor.He earns a living.
Hayatın yüzde sekseni gösteriliyor.Eighty percent of life is showing up.
Hayatını değiştirmeyi düşünüyor.She's considering changing her life.
Tom'un ailesi onun cenazesinde onun hayatıyla ilgili bir video gösterdi.Tom's family showed a video of his life at his funeral.
Martin Luther King hayatını adalet arayarak geçirdi.Martin Luther King spent his life seeking justice.
Büyük babamın hayatı uzun ve mutluydu.My grandfather's life was long and happy.
Benim köpeğimin harika bir hayatı vardır.My dog has a wonderful life.
Sen benim hayatımsın.You are my life.
Fliberton'un iki hayatı var.Filiberto has two lives.
O, hayatımda şimdiye kadar gördüğüm en ufak hamam böceğiydi.That was the tiniest cockroach I've ever seen in my life.
Bir tente onun düşüşünü kırdı ve onun hayatını kurtardı.An awning broke his fall and saved his life.
Hayatın var olabileceği başka gezegenler var mı?Are there any other planets on which life can exist?
İnsanoğlunun hayatında niçin hayal kırıklıkları vardır?Why are there disappointments in human life?
Şehir hayatının koşuşturmasını özledim.I miss the hustle and bustle of city life.
Hayatımı burada harcamazdım.I wouldn't spend my life here.
Hayatınızdaki en önemli insanlarla irtibatta kalın.Stay in touch with the most important people in your life.
Hayatım pahasına onu koruyacağım.I'll protect her with my life.
Andrew Johnson hayatını kurtarmak için evini terk etmek zorunda kaldı.Andrew Johnson had to flee his home to save his life.
Okul günlerinizin hayatınızın en mutlu günleri olduğunu düşünüyor musunuz?Do you think your schooldays are the happiest days of your life?
Lütfen hayatınızın geriye kalanı için bu kelimeleri hatırlayın.Please, remember those words for the rest of your life.
Lezzetli yiyecek yemek, hayatın en yoğun ve dokunaklı zevklerinden biridir.The eating of delicious food is one of the most intense and poignant pleasures of life.
Hayatı boyunca fakire yardım etti.He has helped the poor throughout his life.
Para harca ve hayatın tadını çıkar!Spend money and enjoy life!
Resident Evil 4, hayatımda oynadığım en güzel oyunlardan biridir.Resident Evil 4 is one of the best games I have ever played.
Putperestler hayatı tanrılaştırdılar ve hıristiyanlar ölümü tanrılaştırdılar.Pagans have deified life and Christians have deified death.
Sağlık ve akıl, hayatın iki nimetidir.Health and intellect are the two blessings of life.
Sanırım, hayatımda ilk kez onu anladım.I think that, for the first time in my life, I understood her.
O, bir köprüden atlayarak hayatına son verdi.He ended his life by jumping off a bridge.
İyi bir neden için hayatımı tehlikeye atardım.I woud risk my life for a good cause.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod