Ana içeriğe geç
Sözlük

hayati ile cümle

hayati kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Yani, hayatınızı korku içinde geçiremezsiniz.So you can't live your life in fear.
İş hayatıyla başlayayım.Let's start with business.
Bu anne karnında gerçekleştiğini bildiğimiz bir süreç, belki hayatın ilk 18 ayında bile olabilir.This is a process that we knew happened in the womb, maybe even the first 18 months of life.
Tüm hayatın boyunca aldığın maaşlar bile onu karşılamaz.Even your lifetime salary will not be enough.
Jang Man Ok! Tüm hayatım boyunca baş belasıJang Man Ok! <i>Pain in the Ass For My Entire Life
Tabii hayatınız güvenli yaşamak üzerine kurulu değilse.This is, of course, unless your whole life is about being secure.
Güvenlik hayatınızın odak noktası olursa, başınıza gelecekler şunlardır.I think that when that is the focus of your life, these are the things that happen.
Hayatımı değiştireceğim. Öğretmen:I want to change my life!
Hayatımı değiştirmek istiyorum.T (yelling more loudly): I want to change my life!
Öğrenciler: Hayatımı değiştirmek istiyorum.S (yelling more loudly):
Yerel diliniz, hayatınızdır.Your native language is your life.
Demek istediğim, bizim bir hayatımız var.I mean, we have life.
Belki bu tür bir ayrım yapmak için hayatı tanımlamaya ihtiyacım var.Maybe I do need a definition of life in order to make that kind of distinction.
Hayatı tanımlayabilir miyiz? Peki bunun hakkında ne dersin?So can life be defined?
Ve bu bizim gözle görülür hayatı keşvetme bir şansımız olabilir.And that might be our chance of actually discovering life when we cannot visibly see it.
Büyük başarı sahiplerinin hayatı?Wow's life?
Bütün hayatın boyunca sahip olmazsınYou are not going to shake them all your life?
Hayatın sürdüğünü hissediyorum Özür yok,vicdan azabı yok Hatıralar yok.I'm feeling, that life is going on no amends, no bad conscience no memories.
Bunu kendiniz de hayatınızda yaşadınız:Right.
Bu ödülü kazandıktan sonra, hayatım değişti.After winning this prize, my life changed.
Böylelikle 18 ay önce hayatımı değiştiren bu maili aldım.So 18 months ago I got this email that changed my life.
Ama benim hayatımda, buna, azaltılmış obezite ve diyabet deniyor.But in my world, it's called reduced obesity and diabetes.
Milyarlarca kişinin hayatını zenginleştirdi.They've enriched the lives of billions.
"Güzel olmamanız hayatınızda bir sorun yarattı mı?"I said, "Was it a problem for you in your life that you were not beautiful?"
Öncelikle, her ne kadar teklif edilmemişse de, hayatının mesleği olarak dansı seçmiş.First of all, was that dance, even though it hadn't been offered to her, was her life.
Hayatına dair bu gerçeği paylaşmaktan dolayı büyük heyecan duydu.But she was thrilled to get that out as a real, real fact in her life.
Bütün hayatım boyunca diplomat olmayı, ülkeme hizmet etmeyi umdum.I expected my entire life to be a diplomat, to be serving my country.
En az hayatınızda bir kere yapmanız gereken bir şey, her şeyi yıkıp atlamak.And it's a good thing to do at least once in your life just to tear everything up and jump.
Böyle haberlerde çıkarsan, hayatın çok zorlaşır.If you get your picture taken now, our lives will be entangled. Park Hae Young. Just a moment!
Bu sayede hayatı birazcık tanıdım.But because of this, I learned a little about life.
Bunca zamandır tüm hayatını başka birine vermek için mi çalıştın?Did you work under him all this time, so you can suffer like this?
Harika bir aşk hayatımız olmasa da, evliliğe doğru ilerlemiyor muyduk?I know we didn't have an extraordinary dating relationship, but weren't we going to get married?
Hayatım boyunca, asla Başkan'ı... ...mutlu edecek bir şey yapmayacağım.While I live my life... Whatever happens in my life... I will never do anything to make you happy.
Hayatımın fırsatını yakaladım.But, an opportunity like a miracle was given to me.
Tüm insanlar sadece kültürel opsiyonlar, hayatın değişik görünüşleridirler.All peoples are simply cultural options, different visions of life itself.
Hepimiz hayatımızı dişlerimizi kaybetmeden 100 yaşına kadar yaşamaya çalışarak geçiriyoruz.We spend all of our lifetime trying to live to be 100 without losing our teeth.
Hayatın tamamı acı çekmektir.All life is suffering.
Bu hayatının tamamının olumsuz olduğu anlamına gelmez.That doesn't mean all life is negative.
"Bu tezgah üzerinde hayatımı dokuyorum" diyorlar.They say, "Upon this loom, I weave my life."
Buz üzerindeki kanın ölümün işareti olmadığı ancak onlar için hayatın onaylanması olan insanlar.A people for whom blood on ice is not a sign of death, but an affirmation of life.
Bütün hayatım boyunca bana sürebilir! ...All my life it may take me! ...
Ama bu hayatımda şimdiye kadar olduğu insanest şey! "But this is the insanest thing I ever was in, in my life!"
Birisinin sorumluluk alıp onun hayatında değişiklik yapması sayesinde nasıl biri olacak?Who will he become because someone took a stand and made a difference in his life?
Bunu hayatım boyunca bir daha görebilecekmiyiz bilmiyorum.Give a little; take a little. I don't know if we will ever see that again in my live time.
Hayatını kazanmak üzere pazara mallarını götürüyor.That's right.
Bizim gibi, sadece kendilerine ait olan hayatın merkezindeler.Like us they are the psychological centers of a life that is uniquely their own.
Hangi hayvan bütün hayatını tutsak olarak geçirmek ister ki... ... eğer seçme şansı olsaydı?What animal would choose to spend their entire life in captivity ... ... if they had a choice?
Gurur duyabileceğim bir hayatı yaşamak istedim.I wanted to live a life that I could be proud of.
Bütün hayatım boyunca bundan daha mutlu hissettiğimi sanmıyorum.I don't think I've ever felt so happy in my entire life.
Hayatımın çoğunda dışımdaki bir şeylerin beni mutlu etmesini istedim.For so much of my life, I wanted something else to make me happy.
Yani Deniz hayatı nüfusundan gelen araçlara ve birikime sahibiz. ve bu yıl son senesiSo we have the tools and treasures coming from the Census of Marine Life.
Hayatımdaki büyük olaylar, tuhaf bir çocuk işte.Big events in my life, a strange child.
Ve büyük bir çoğunluğu, hayati tehlike içermiyor.And for the most part, they're not real life-threatening.
Bugün kardeşimin hayatımın en mutlu günü olduğunu.Today is the happiest day of my brother's life.
Bugünden sonra, hayatının daha da mutlu olacaktır.After today, his life will be even happier.
Bana hayatını feda ederken yaşadı.You lived while sacrificing your life for me.
O hayatın kalitesiydi.It was part of the quality of life.
Savaşlar hayatın bir gerçeğiydi, MS 73 yılında bile.Wars were a fact of life, even in A.D. 73.
Bir kadın geldi, kendisinin ve çocuğunun hayatını kurtarmak için acilen sezaryen olması gerekiyordu.A woman came in, she needed an emergency C-section to save her life and the life of her baby.
Hayatı bir bütün olarak uzunca bir öğrenme süreci olarak algılıyorum.So I've seen life as one long learning process.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod