Ben hayatımı bahis ediyorum.I'd bet my life on it.
Şehir hayatı ve kırsal hayat arasında büyük bir tezat var.There is a great contrast between city life and country life.
Şehir hayatının farklı avantajları var.There are several advantages to city life.
Zooloji ve botanik hayatın incelenmesi ile ilgilenir.Zoology and botany deal with the study of life.
Nara hayatında en az bir kez ziyaret etmeye değer eski bir şehirdir.Nara is an old city worth visiting at least once in your life.
Çık hayatımdan!Get out of my life!
Hayatımdan defol!Get out of my life!
Çiftlik hayatından şehir hayatına geçiş çoğunlukla zordur.The transition from farm life to city life is often difficult.
Onun hayatı çeşitlilikle doluydu.His life was full of variety.
Karısı kazada hayatını kaybetti.His wife was killed in the accident.
Onun çocuğunun hayatı tehlikededir.His child's life is in danger.
Onun hayatı sorun dolu.His life is full of trouble.
Onun hayatı uzun bir başarısızlıklar dizisiydi.His life was a long series of failures.
Hayatı ona bağlıdır.His life rests on her.
Sanırım onun hayatı tehlikede.I think his life is in danger.
Emeklilikten sonraki hayatı mutsuzdu.His life after retirement was unhappy.
Onun kitabı bir ülke hayatı hikayesiyle başlıyor.His book begins with a tale of country life.
Onun hayatı için korkuyorum.I'm afraid for his life.
Onun hayatı hakimin kararına bağlı.His life hangs on the judge's decision.
O, senin hayatında olağanüstü önemliydi.He was extraordinarily important in your life.
Hayatını şirketine adadı.He devoted his life to his company.
Hayatında hiç böyle bir ikilem ile karşılaşmamıştı.Never in his life had he encountered such a dilemma.
Hayatında beyaz bir sayfa açtı.He turned over a new leaf in life.
Hayatını tıp mesleğine adadı.He dedicated his life to medical work.
Hayatını eğitime adadı.He devoted his life to education.
O, hayatını çalışmasına adamıştır.He devoted his life to his study.
Hayatını doğanın korunmasına adadı.He has dedicated his life to the preservation of nature.
O, bütün hayatı boyunca fakir kaldı.He remained poor all his life.
O, bütün hayatı boyunca bekar kaldı.He remained single all his life.
Hayatını İngilizce öğreterek kazanıyor.He earns his living by teaching English.
Hayatını bilim çalışmasına adadı.He devoted his life to the study of science.
O, denizin altında yeni bir hayatın tadını çıkardı.He enjoyed a new life under the sea.
Ressamlık onun hayatının büyük aşkıydı.Painting was the great love of his life.
İş hayatının çoğunluğunu bir diplomat olarak geçirdi.He has spent most of his working life as a diplomat.
O, okul hayatının iyi gidiyor olmasından çok memnun.He is very glad that his school life is going well.
O, okul hayatını seviyor.He is enjoying his school life.
Bir öğretmen olarak hayatını kazandı.He earned his living as a teacher.
Ayı göründüğünde o, hayatını kurtarmak için kaçtı.He ran for his life when the bear appeared.
Hayatını bir trafik kazasında kaybetti.He lost his life in a traffic accident.
Ülkesi için hayatını verdi.He gave his life for his country.
O, şimdi hastanede ve onun hayatı kritik.He is now in the hospital and his life is in the balance.
Hayatımda karşılaştığım ilk aktördü.He was the first actor I had met in my life.
Ona hayatımı borçluyum.I owe him my life.
Hayatımı kurtardığı için ona çok şey borçluyum.I owe him a great deal because he saved my life.
O, bir kazada hayatını kaybetti.He lost his life in an accident.
O, hayatını Hindistan'daki hastaları tedavi etmeye adamak istiyor.He intends to devote his life to curing the sick in India.
O, aile hayatı hakkında ağzı sıkıdır.He is very secretive in regard to his family life.
O, kendi hayatı pahasına boğulan çocuğu kurtardı.He saved the drowning boy at the risk of his own life.
O tüm hayatını fakir insanlara yardım etmeye adadı.He dedicated his whole life to helping poor people.
O, kendi hayatı pahasına onu kurtardı.He saved her at the cost of his own life.
Kendi hayatı riske atarak arkadaşını kurtardı.He saved his friend at the risk of his own life.
O, kendini yeni hayatına uydurdu.He adapted himself to his new life.
Hayatında bir amacı var, para kazanmak.He has only one aim in life, to make money.
O hayatının çoğunu düşmanlarıyla savaşarak harcamış cesur bir savaşçıydı.He was a brave warrior who had spent most of his life fighting his enemies.
Hayatının çoğunu yurt dışında yaşadı.He lived abroad for much of his life.
O, hayatında bir doktora hiç başvurmamış olması gerçeğiyle gurur duymaktadır.He is proud of the fact that he has never consulted a doctor in his life.
Onun, hayatında çeşitli deneyimleri vardı.He had various experiences in his life.
O, hayatını fakir insanlara yardım etmeye adadı.He dedicated his life to helping the poor.
O bütün hayatını sözlük derlemeye adadı.He devoted his whole life to compilation of the dictionary.
Bütün hayatı boyunca aynı işte kaldı.He stayed at the same job for his whole life.