Sami özel hayatından bahsetmez.Sami doesn't talk about his private life.
Sami özel hayatı hakkında konuşmaz.Sami doesn't talk about his private life.
Kimsenin özel hayatıma burnunu sokmasını istemiyorum.I don't want anyone prying into my private life.
Tom muhtemelen hayatının geri kalanını hapiste geçirecek.Tom is likely going to spend the rest of his life in jail.
Tom, hayatının geri kalanında hapishanede olacak.Tom will be in prison for the rest of his life.
Tom sık sık özel hayatından bahsetmez.Tom doesn't often talk about his private life.
Tom hayatının geri kalanını Boston'da geçirdi.Tom spent the rest of his life in Boston.
Tom olmadan hayatımı hayal bile edemiyorum.I can't even imagine my life without Tom.
Tom tüm hayatı boyunca bir iyimserdi.Tom has been an optimist all his life.
Tom, tüm hayatı boyunca bir kötümserdi.Tom has been a pessimist all his life.
Tom bütün hayatı boyunca bir kumarbazdı.Tom has been a gambler all his life.
Tom tüm hayatı boyunca Boston'da yaşadı.Tom lived in Boston his whole life.
Tom Boston'da hayatının tadını çıkarıyor.Tom is enjoying his life in Boston.
Tom'un gördüğü şey onun hayatını değiştirdi.What Tom saw changed his life.
Tom, Mary'nin onun hayatını kurtardığını söyledi.Tom said that Mary saved his life.
Tom hayatının tehlikede olduğunu söyledi.Tom said his life was in danger.
Müzik hayatımın büyük bir parçasıdır.Music is a big part of my life.
Sorun ne, hayatım?What's the matter, honey?
Müzik benim hayatım.Music is my life.
Sami hayatında hiç Müslüman biriyle tanışmadı.Sami had never met a Muslim in his life.
İslam'ın hayatıma en önemli kattığı en önemli şey huzur oldu.The main thing that Islam has brought to my life is serenity.
Tom muhtemelen hayatının geri kalanını hapishanede geçirecek.Tom will probably spend the rest of his life in prison.
Tom Mary'yi kurtarmak için kendi hayatını feda etti.Tom sacrificed his own life to save Mary.
Tom bize Boston'daki hayatından bahsetti.Tom told us about his life in Boston.
Tom hayatı boyunca burada.Tom has been here his whole life.
Mary "Hayatım bir sitcom" dedi."My life is a sitcom," said Mary.
Anafilaksi, ciddi ve hayatı tehdit eden bir alerjik reaksiyondur.Anaphylaxis is a serious and life-threatening allergic reaction.
Tom hayatında hiç hastalanmadı.Tom has never been sick in his life.
O olay Tom'un hayatını değiştirdi.That incident changed Tom's life.
Tom hayatını kaybetti.Tom lost his life.
Tom tüm hayatı boyunca burada Boston'da yaşadı.Tom has been here in Boston all his life.
Tom tüm hayatı boyunca burada Boston'da bulundu.Tom has been here in Boston all his life.
Sami trajik ve acılı bir ölümle hayatını kaybetti.Sami died a tragic and painful death.
Sami, Layla'nın hayatını kurtarmak için mümkün olan her şeyi yapmaya çalıştı.Sami tried to do everything possible to try to save Layla's life.
Televizyon ya da internet olmayan hayatı hayal etmek zor.It's difficult to imagine life without television or the Internet.
Sami her zaman istediği lüks hayatı yaşıyordu.Sami was living the high life he always wanted.
Sami hayatın güzel şeylerinden zevk alıyordu.Sami enjoyed the fine things of life.
Sami hayatını kurtarmak için harekete geçmek zorundaydı.Sami had to act to save his life.
Sami, Mısır'da ayrıcalıklı bir hayatın keyfini sürdü.Sami enjoyed a privileged life in Egypt.
Sami kır hayatını sevdi.Sami loved the country life.
Sami hayatından zevk alıyordu.Sami was enjoying his life.
Sami'nin harika bir hayatı vardı.Sami had a wonderful life.
Sami dizlerine düştü ve hayatı için yalvarıyordu.Sami fell to his knees and was begging for his life.
Sami hayatının geri kalanını hapiste geçirmek istemiyordu.Sami didn't want to spend the rest of his life in jail.
Sami serbest bırakıldı ve günlük hayatına devam etti.Sami was released and went about his daily life.
Sami hayatını bir avukat olmaya adadı.Sami dedicated his life to becoming an attorney.
Sami 2006'da Leyla'nın hayatına girdi.Sami came into Layla's life in 2006.
Sami hayatına devam etti.Sami continued with his life.
Sami hapiste kendi hayatına kıydı.Sami took his own life in jail.
Sami, Leyla'nın hayatını aldı.Sami took Layla's life.
Sami, Leyla'nın hayatında önemli bir rol oynuyordu.Sami was playing an important role in Layla's life.
Sami, Leyla ile evlenince hayatı altüst oldu.Sami turned his life around when he married Layla.
Sami hayatını geri almak için yoldaydı.Sami was on the road to getting his life back.
Sami hayatının geri kalanını parmaklıklar olmadan geçirecek.Sami will spend the rest of his life behind bars.
Sami'nin hayatı Leyla üzerinde inşa edildi.Sami's whole life was built on Layla.
Sami, Leyla'nın hayatına geri geldi.Sami came back into Layla's life.
Sami bütün hayatında bara gitmedi.Sami has never been to a bar in his whole entire life.
Sami yetişkin hayatının çoğunu Kahire'de yaşadı.Sami has lived most of his adult life in Cairo.
Sami kendi hayatına son verdi.Sami ended his own life.
Sami hayatı için korkuyordu.Sami was afraid for his life.