Tom hayatında bir gün bile çalışmadı.Tom never worked a day in his life.
Hayatı koruyun; lütfen suyu boşa harcamayın.Preserve life; please don't waste water.
Leyla, Sami'nin hayatından korkuyordu.Layla was afraid for Sami's life.
Leyla, Sami ile bir masal hayatı yaşamak istiyordu.Layla wanted to live a fairy tale life with Sami.
Leyla, Sami'nin hayatındaki en iyi şey olduğunu düşünüyordu.Layla thought that Sami was the best thing in her life.
Mucizevi bir şekilde, Leyla'nın yaraları hayatı tehdit edici değildi.Miraculously, Layla's wounds weren't life-threatening.
Sami, Leyla'nın hayatını tehlikeye attı.Sami endangered Layla's life.
Sami hala Leyla'nın hayatının parçası olmak istiyordu.Sami still wanted to be part of Layla's life.
Leyla'nın farklı bir hayatı vardı.Layla had a different life.
Leyla, Sami'ye hayatından bazı hikayeleri anlatmaya başladı.Layla began to tell Sami some of the stories of her life.
Leyla hayatını boyunca annesini öldürmeyi hayal etti.Layla fantasized about killing her mother her entire life.
Tom, ailesinin hayatı için iki ya da üç inek tuttu.Tom kept two or three cows for the sustenance of his family.
Leyla bütün bir günü hayati ilaç olmadan geçirdi.Layla went a full day without vital medication.
Leyla hayatında hiç deve görmedi.Layla has never seen a camel in her life.
Hayatın olduğu yerde umut vardır.Where there's life, there's hope.
Sami, Leyla'nın, hayatının her saniyesinde nerede olduğunu bilmeye ihtiyaç duydu.Sami needed to know where Layla was every second in her life.
Hayatımdaki en önemli insanlar sırayla karım, oğlum ve anne ile babamdır.The most important people in my life are my wife, my son, and my parents in that order.
Neden kralım için hayatımı feda etmem gerekir?Why should I lay down my life for my king?
Neden herhangi bir kral için hayatımı feda etmem gerekir?Why should I lay down my life for any king?
Tom hala Mary'nin hayatının bir parçası olmak istiyor.Tom still wants to be part of Mary's life.
Tom hayatını Mary olmadan hayal edemezdi.Tom couldn't imagine his life without Mary.
Sami hayatında ne yapmak istediğini bilmiyordu.Sami didn't know what he wanted to do in his life.
Sami hayatının geri kalanında burada kalacak.Sami is gonna stay here for the rest of his life.
Sami'nin hayatı değişti.Sami's life was changed.
Sami'nin hayatı sonsuza dek değişti.Sami's life was for ever changed.
Orada siyasi anlaşmazlıklarda her gün birçok insan hayatını kaybetti.Every day many human lives were lost there in political conflicts.
Tom bir yaban hayatı sığınma evi yaratmak için mülkünü bağışladı.Tom donated his estate to create a wildlife sanctuary.
Sami hayatın güzel olduğunu düşündü.Sami thought life was good.
Sami hayatın güzel olduğunu düşünüyordu.Sami thought life was good.
Hayatınızı değiştirmeniz gerekiyor.You need to change your life.
Hayatım için yalvarmamı ister misin?Do you want me to beg for my life?
Aman Tanrım, neden hayatı çok güzel yaptın? Tanrım, ama hayatımız çok kısa!My God, why have you made life so beautiful? Oh God, but so short is our life!
Hayatımız tehlikede.Our life is at stake.
Bilim hayatımızı değiştirdi.Science has changed our life.
Sonsuzluğun imajını hayatımız üzerine basalım.Let us print the image of eternity on our life.
Aşk hayatın nasıl gidiyor?How is your love life going?
Hayatın size verdiği şeyi sormayın, ne verdiğinizi sorun.Do not ask what life gives you, ask what you give.
O onun hayatını kurtarmaya geldi.He came to her rescue.
Tom Mary'nin hayatını kurtarmaya geldi.Tom came to Mary's rescue.
Tom ve ben hayatımızın geri kalanını birlikte geçirmek istiyoruz.Tom and I want to spend the rest of our lives together.
Hayatımın geri kalanını hapiste geçirmek istemiyorum.I don't want to spend the rest of my life in jail.
Tom asla hayatında gerçek bir işe sahip değildi.Tom has never had a real job in his whole life.
Tom hayatını tehlikeye atmamalıydı.Tom shouldn't have risked his life.
Tom hayatını tıbba adadı.Tom dedicated his life to medicine.
Tom tüm hayatı boyunca bir bekardı.Tom was a bachelor his whole life.
Tom tüm hayatı boyunca orada yaşadı.Tom has lived there all his life.
Tom hayatını bilime adadı.Tom devoted his life to science.
Hayatım normale geri dönüyor.My life is back to normal.
Tom'un eylemleri Mary'nin hayatını kurtardıTom's actions saved Mary's life.
Tom Mary'nin onun hayatını kurtardığını söyledi.Tom said Mary saved his life.
Sami hayatı için savaşıyordu.Sami was fighting for his life.
Hayatım peri masalı gibidir.My life is like a fairy tale.
Bu köpek kızın hayatını kurtardı.This dog saved the girl's life.
Tom, bütün hayatı boyunca bekâr kalmayı planlamadığını söyledi.Tom said he doesn't plan on staying single all his life.
Tom tüm hayatı boyunca bekardı.Tom was single all his life.
Sami doğal hayatının geri kalanında hapishanede kalacak.Sami will remain in jail for the rest of his natural life.
Sami hayatını yeniden inşa etmeye çalışıyordu.Sami was trying to rebuild his life.
Ben zaten hayatımın aşkına sahibim.I already have the love of my life.
Hayatım sen olmadan hiçbir şeydir.My life is nothing without you.
Sami'nin zor bir hayatı var.Sami has a difficult life.