Hayatımı değiştirdin.You changed my life.
Koçluk benim hayatım.Coaching is my life.
Tren kazasında on üç kişi hayatını kaybetti.Thirteen people died in the train wreck.
Tom 2013'te Boston'da hayatını kaybetti.Tom died in Boston in 2013.
On üç kişi hayatını kaybetti.Thirteen people have died.
Hayatımda böyle bir şey olmayacak.That isn't likely to happen in my lifetime.
Hayatım boyunca asla bir şey çalmadım.I've never stolen anything in my whole life.
Bütün hayatımı burada geçirdim.I have spent my whole life here.
Ben hayatı ciddiye alırım.I take life seriously.
Beyzbol benim hayatım.Baseball is my life.
Benim hayatım kolay.My life is easy.
Tom hayatı tehdit eden yaralanmalar ile hastaneye kaldırıldı.Tom was hospitalized with life-threatening injuries.
Tom Boston'daki hayatından bahsetti.Tom talked about his life in Boston.
Tom asla hayatında bir şey kazanmadı.Tom's never won anything in his life.
Tom, Mary'yi kendi hayatından fazla sever.Tom loves Mary more than his own life.
O, hayatının geri kalanını onunla harcamak istedi.She wanted to spend the rest of her life with him.
O, onun için hayatından vazgeçtiğini söyledi.She said that she had given up her life for him.
Bütün hayatım boyunca bunu bekliyordum.I've been waiting for this my whole life.
Tom erkek kardeşini kurtarmak için hayatını feda etti.Tom sacrificed his life to save his brother.
Onun hayatı ciddi bir tehlike içinde.Her life is in grave danger.
Bu andan itibaren, Elsa'nın hayatı sıradan mutlu çocuğun hayatıydı.From this moment Elsa's life was that of the ordinary happy child.
Hayatı son sürat yaşamam için bu faydasız düşünceleri bırakmam gerek.I need to drop these useless perceptions to take full throttle over my life.
Tom, Mary'nin hayatından çıkmasını istedi.Tom wanted Mary out of his life.
Tom'un hayatı sonsuza dek değişmek üzereydi.Tom's life was about to change forever.
Sizler bana hayatımın anlamını veriyorsunuz.You guys give my life meaning.
Siz olmadan hayatımın hiçbir anlamı olmazdı.Without you guys, my life would have no meaning.
Şimdi yaşadığın hayatı sonsuza dek yaşamak ister misin?Would you like to live the life you live now for eternity?
Hayatımda ilk kez kendimi, bilmediğim bir şehirde yapayalnız halde buldum.For the first time in my life, I found myself all alone in an unknown city.
Tom'un yaraları hayatı tehdit olarak düşünülmez.Tom's injuries aren't considered life-threatening.
Tom'la tanışmak hayatımı değiştirdi.Meeting Tom has changed my life.
Hayatım tamamen değişti.My life has changed completely.
Tom hayatımın aşkıdır.Tom is the love of my life.
Bu benim hayatımı değiştirdi.This has changed my life.
Çok fazla selfie çekmek cinsel hayatın durgun olduğunun işaretidir.Taking too many selfies signifies a lack of sex.
Hayatımdaki erkeksizlik nedeniyle, lezbiyen olmayı düşünüyorum.With the lack of men in my life, I'm considering turning lesbian.
Hayatımın yaşamaya değer olup olmadığını merak ediyorum.I wonder if my life is worth living.
O, hayatın asla aynı olmayacağını biliyordu.He knew that life would never be the same again.
Zamanımızı boşa harcamak demek hayatımızı boşa harcıyoruz demektir.Wasting our time is like wasting our lives.
Hayatımın anlamı nedir?What is the meaning of my life?
O benim hayatımın en iyi zamanlarından biriydi.That was one of the best times of my life.
Onsuz hayatımı hayal bile edemiyorum.I can't even imagine my life without him.
Hayatınızı anlamsız şeylerle ziyan etmeyin.Don't waste your life on meaningless things.
Hayatımla Rus ruleti oynadığımı hissediyorum.I feel I'm playing Russian roulette with my life.
Tom şehir hayatına hala alışamadı.Tom is still not accustomed to city life.
Dil insan hayatının merkezidir.Language is central to human life.
Tom'a bir kamyon çarptı ve olay yerinde hayatını kaybetti.Tom was hit by a truck and died instantly.
Müzik hayatımızı aydınlatır.Music brightens our lives.
Güneş; ışık, ısı ve hayatın sonsuz kaynağıdır.The sun is the eternal source of light, heat, and life.
Hiçbir hayati organ hasar görmedi.No vital organs were damaged.
Hayatın buna bağlı.Your life depends on it.
Kim bir hayatı kurtarırsa tüm dünyayı kurtarır.Whoever saves one life, saves the world entire.
Benim hayatım bir yalan.My life is a lie.
O bir ambulansın arkasında hayatı için mücadele ediyordu.He was fighting for his life in the back of an ambulance.
Tanımadığım insanlarla hayatım hakkında konuşmaya alışkın değilim.I'm not used to talking about my life with people whom I don't know.
Hayatımın en kötü günlerinden birini geçirdim.I have just had one of the worst days of my life.
Hayati önemi olmayan şeylere boşa para harcama.Don't waste money on nonessentials.
Manastır Mary'ye keşiş hayatının ona uyduğundan tamamen emin olup olmadığını sordu.The abbess asked Mary if she was completely sure that the monastic life fit her.
Hayatımız için mücadele ediyoruz.We're fighting for our lives.
Benim özel hayatına burnunu sokma.Don't stick your nose into my private life.
Bu, ülkemizin geleceği için hayati bir karar.This is a vital decision for the future of our country.