Onların hayatımdan çıkmasını istiyorum.I want them out of my life.
Onun hayatımdan çıkmasını istiyorum.I want him out of my life.
Hayatımı sana borçluyum.I owe my life to you.
Hayatımı onlara borçluyum.I owe my life to them.
Hayatımı ona borçluyum.I owe my life to him.
Hayatımda onlara ihtiyacım var.I need them in my life.
Hayatımda ona ihtiyacım var.I need him in my life.
Bütün hayatım boyunca onları tanırım.I've known them my whole life.
Onu bütün hayatım boyunca tanıyorum.I've known him my whole life.
Onları bütün hayatım boyunca tanıyorum.I've known them all my life.
Tom hayatının çoğunu Boston'da yaşadı.Tom lived in Boston most of his life.
Bu trajik olay Tom'un bütün hayatına takıldı.The tragic event haunted Tom all his life.
Ben onlarla tanışmadan önceki hayatım hakkında çok az şey biliyorlar.They know very little about my life before I met them.
Tom hayatında çeşitli dönemlerde depresyonla mücadele etti.Tom has battled depression at various periods in his life.
Dan'in hayatı risk altında.Dan's life is at risk.
Dan bana hayatımda duyduğum en büyük yalanı söyledi.Dan told me the biggest lie I've ever heard.
Bu, hayatımın en güzel günlerinden biriydi.This was one of the best days of my life.
Bu, hayatımın en iyi günlerinden biriydi.It was one of the best days of my life.
Çocuklar hayatımızın çiçekleridir.Children are the flowers of our life.
Onunla tanıştığımdan beri hayatım aynı değil.My life hasn't been the same since I met her.
Mola ver, yoksa hayatın kararacak.Take a break, or you'll fall apart.
Tom tüm hayatım boyunca kazanacağım paradan daha çok paraya sahip.Tom has more money than I'll ever earn in my entire life.
O, hayatımı bir cehennem yapar.He makes my life a living hell.
Sensiz hayatımdan nefret ediyorum.I hate my life without you.
Dan, Linda'nın hayatını değiştirdi.Dan changed Linda's life.
Ben hayatımın aşkını buldum.I found the love of my life.
Saniyeler içinde Dan'ın hayatı sonsuza dek değişecek.Within seconds, Dan's life will change forever.
Tom partinin hayatıdır.Tom's the life of the party.
Evlilik hayatı sana nasıl davranıyor?How's married life treating you?
Bu benim hayatımın en mutlu günüydü.It was the happiest day of my life.
Az önce hayatımın en büyük hatasını yaptığımı düşünüyorum.I think I've just made the biggest mistake of my life.
Dan hayatı ile ne yapmak istediğinden emin değildi.Dan was not sure what he wanted to do with his life.
Hayatın kökenine dair çeşitli teoriler mevcut.There exist numerous theories about the origins of life.
Bir ulusun hayatı tehlikede değilse, savaş cinayettir.Unless a nation's existence is in peril, war is murder.
Her çocuk, hayatında bir babaya ya da bir baba figürüne ihtiyaç duyar.Every child needs a father or a father figure in their life.
Hayatımın çoğunu Boston'da burada geçirdim.I've spent most of my life here in Boston.
Tom, rahatlayıp hayatın tadını çıkarmayı bilmiyor.Tom doesn't know how to relax and just enjoy life.
Ömrü hayatını köyde geçirdi.He has spent all his born days in the village.
Başkalarının hayatını tatsız yapmadan hayatından zevk almalısın.You should enjoy your life without making others' lives unpleasant.
Hayatımın çoğunu burada geçirdim.I've spent most of my life here.
Hayatımda hiç uyku tulumu giymedim.I've never worn a sleeping gown in my life.
Evlilik hayatı nasıl?How's married life?
Hayatını değiştirmek için asla geç değil.It's never too late to change your life.
Biz hayatımızdan tek sayfa yırtamayız ama bütün kitabı ateşe atabiliriz.We cannot tear a single page from our life, but we can throw the whole book into the fire.
Müzik günlük hayatımızda her daim vardır.Music is ever present in our daily lives.
Hayatımda onu daha önce hiç görmedim.I've never seen her before in my life.
Hayatı hakkındaki en iyi kitap hayatın kendisidir.The best book about life is life itself.
Çok mutlu bir evlilik hayatı yaşadılar.They lived a very happy married life.
Hayatım süt ve bal değildir.My life is not milk and honey.
Hayatımda duyduğum en iyi isim bu.That's the best name I've ever heard.
Petrol sizin için insan hayatından daha değerlidir, değil mi?Oil is more precious than human life to you, right?
Hayatımda hiç böyle bir çetin ceviz görmedim.I've never seen such a tough nut.
İnsanlar hayatı anlamak için değil, yaşamak için yaratılmıştır.Human beings are not made to understand life, but to live it.
Bütün hayatımı burada geçirmek istemiyorum.I don't want to spend my whole life here.
Bütün hayatımı orada geçirmek istemedim.I didn't want to spend my whole life there.
Eğer onu kurtarsaydı ona kendi hayatımı verirdim.I would give up my own life if it would save hers.
Hayatımın aşkı olduğumdan kuşkulanmaya başlıyorum.I am beginning to suspect that I am the love of my life.
Hayatımın en iyi tecrübelerinden biriydi.It was one of the best experiences of my life.
Hayatımın geri kalanında, onu gördüğümü asla unutmayacağım.For the rest of my life, I'll never forget that I saw her.
Benim hayatım, benim kurallarım.My life, my rules.