Hayatının en büyük hatasını yapmanı engellemeye çalışıyorum.I'm trying to stop you from making the biggest mistake of your life.
O size hayatınıza mal olacak.That'll cost you your life.
Tom asla hayatında bir günlük çalışma kaçırmadı.Tom has never missed a day's work in his life.
Tom hayatı için korkuyordu.Tom was scared for his life.
Tom onun hayatı için dövüşüyor.Tom is fighting for his life.
Sen benim hayatımın aşkıydın.You were the love of my life.
Sen hayatımın bir parçasısın.You're part of my life.
Hayatımı Tom'a emanet ediyorum.I trust Tom with my life.
Hayatımda daha önce bu kadını hiç görmedim.I've never seen this woman before in my life.
Hayatımda bu kadar çok şikayet hiç duymadım.I've never heard so much complaining in my life.
Hayatımda hiçbir şeyi bu kadar çok istemedim.I've never wanted anything so much in my life.
Hayatım için yalvarmayacağım.I won't beg for my life.
Benim hayatım kötü bir şaka gibidir.My life is like a sick joke.
Hayatımın geri kalanını hapiste geçirmeyeceğim.I'm not going to spend the rest of my life in jail.
Tom bütün hayatını onun önünde geçirdi.Tom has got his whole life in front of him.
Hayatımı Tom'a borçluyum.I owe my life to Tom.
Tom'un özel hayatı onun kendisine aittir.Tom's personal life is his own.
Sen hayatını tehlikeye atıyorsun.You're putting your life in danger.
Tom bana hayatımın tehlikede olduğunu söyledi.Tom told me my life's in danger.
Tom hayatının tehlikede olduğunu düşündü.Tom thought his life was in danger.
Tom hayatının tehlikede olduğunu kesinlikle biliyordu.Tom certainly knew his life was in danger.
Tom hayatının tehlikede olduğuna inanıyor.Tom believes his life is in danger.
Hayatımız sürekli olarak tehlike içinde.Our lives are constantly in danger.
Benim bütün hayatım senin ellerinde.My whole life's in your hands.
Tom ve ben hayatımızı size borçluyuz.Tom and I owe you our lives.
Tom projemiz için hayatidir.Tom is vital to our project.
Hayatında bir kez olsun, sen tamamen haklısın.For once in your life, you're exactly right.
Evlilik hayatı nasıl gidiyor?How's married life going?
Hayatını nasıl kazanıyorsun?What is it you do for a living?
Neden Tom'a yardım etmek için hayatımı riske ediyorum?Why am I risking my life to help Tom?
Herkesin hayatı karmaşık.Everyone's life is complicated.
Mary hayatımın aşkı.Mary is the love of my life.
Tom hayatının geri kalanını hapishanede geçirmek istemiyor.Tom doesn't want to spend the rest of his life in prison.
Hayatımda birçok hata yaptım.I've made many mistakes in my life.
Hayatımda çeşitli hatalar yaptım.I've made several mistakes in my life.
Hayatımda bir sürü hata yaptım.I've made many mistakes in my life.
Hayatının sonlarına yakın, mirasının ne olacağı hakkında çok endişelenmeye başladı.Near the end of his life, he started to worry a lot about what his legacy would be.
Hayatımı istediğim şekilde yaşamış olmayı dilerdim.I wish I could live my life doing only what I wanted to do.
Hala hayatının geri kalanını geçirmek istediğin kişinin ben olduğumu düşünüyor musun?Do you still think I'm the one you want to spend the rest of your life with?
Tom bizim için hayatını feda etti.Tom sacrificed his life for us.
Hayatınızda beni ister misiniz?Do you want me in your life?
Hayatımı kontrol etmeye çalışmayın.Don't try to control my life.
Tom hayatını riske atıyor.Tom's risking his life.
Hayatının geriye kalan kısmı için sadece burada saklanamazsın.You can't just hide here for the rest of your life.
Hayatını nasıl yaşayacağını sana söylemeyeceğim.I'm not going to tell you how to live your life.
Tom kişisel hayatı hakkında benimle konuşmadı.Tom hasn't talked to me about his personal life.
Hayatım değişti.My life has changed.
Elinden geldiğince hayatını yaşamalısın.You must live your life the best you can.
Mary'nin hayatı hakkında bana her şeyi söylemek zorunda kalacaksın.You'll have to tell me all about Mary's life.
Senden sadece bir iyilik istiyorum: Lütfen hayatımdan çık.I would ask you only one favor: Get out of my life, please.
Sadece bir sanatçı hayatın anlamını yorumlayabilir.Only an artist can interpret the meaning of life.
Ben kendimi bütün hayatımda hiç daha gururlu hissetmedim.I have never felt prouder in my whole life.
Mary'yi tekrar hayatımda istiyorum.I want Mary back in my life.
Hayatının geri kalanını onunla geçirmek ister misin?Do you want to spend the rest of your life with him?
Gerçekten hayatının geri kalanını onunla geçirmek istiyor musun?Do you really want to spend the rest of your life with him?
Bu şimdiye kadar hayatımda gördüğüm en yüksek iskele.This is the tallest scaffolding I've ever seen in my life.
O, Tom'un hayatını kurtarmak için tetiği çektiğini söyledi.He said that he pulled the trigger to save Tom's life.
Hayatı kolay olarak düşünmek zordur ama hayatı zor olarak düşünmek kolaydır.It's hard to think of life as easy, but it's easy to think of life as hard.
Hayatımın çoğunu burada yaşadım.I've lived here most of my life.
Bu hayatımın en kötü vakti.It's the worst time in my life.