Ana içeriğe geç
Sözlük

hayati ile cümle

hayati kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Bu benim hayatım ve hiç kimsenin bana ne yapacağımı söylemeye hakkı yok.This is my life and no one has the right to tell me what to do.
İnsan hayatı kutsaldır.Human life is sacred.
Mary, onun hayatını kurtardığımı bilmiyor, değil mi?Mary doesn't know that I saved her life, right?
Hayatımda bir sürü garip şeyler gördüm.I've seen a lot of strange things in my life.
Tom hayatında daha önce hiç insan görmemişti.Tom had never seen the man before in his life.
Tom dün geceki partide hayatının zamanını geçirdi.Tom had the time of his life at the party last night.
Tom boğulan çocuğu kurtarmak için hayatını riske attı.Tom risked his life to save the drowning boy.
Tom'un hayatından umut kesildi.Tom was given up for dead.
Bu benim hayatım!It's my life!
Hayatı mutlu etmek için gündelik ıvır zıvırı sevmelisin.In order to make life happy, you must love the everyday trifles.
Tom bütün hayatını Boston'da yaşadı.Tom has lived in Boston his whole life.
Tom bütün hayatını burada yaşadı.Tom has lived here all his life.
Tom hayatının yarısı boyunca hapiste.Tom has been in prison for half his life.
Tom tüm hayatını burada yaşadı.Tom has lived here his entire life.
Tom tüm hayatını Boston'da yaşadı.Tom has lived in Boston his entire life.
Hayatımda hiç bu kadar çok ağaç görmedim.I've never seen so many trees in my life.
Tom Mary gibi bir kadın için tüm hayatı boyunca bekliyor.Tom has been waiting all his life for a woman like Mary.
Hayatının baharındasın.You're in your prime.
Hayatın zevklerinden kendinizi mahrum etmeyin.Don't deprive yourselves of the pleasures of life.
Dün, şüphesiz, otuz yıllık hayatımın en kötü günüydü.Yesterday was, without a doubt, the worst day of my thirty years of life.
Tom hayatı hakkında endişelendi.Tom worried about his life.
Tom hayatının çoğunu Boston'da geçirdi.Tom has lived in Boston for most of his life.
Tom hayatının çoğu boyunca Boston'da yaşadı.Tom has lived in Boston for most of his life.
"Hayatın nasıl?" "Hemen hemen aynı. Ve seninki?""How's your life?" - "Much the same. And yours?"
Tom bir kazada hayatını kaybetti.Tom died in an accident.
Sadece hayatın daha önce olduğu gibi olmasını istiyorum.I just want life to be like it was before.
Tom'la tanıştığımdan beri hayatım aynı değil.My life hasn't been the same since I met Tom.
Su ve ekmek, bu bir köpeğin hayatıdır.Water and bread, this is a dog's life.
O, hayatımdaki en büyük hatalardan biriydi.That was one of the biggest mistakes in my life.
Bence ben önceki hayatımda bir prensestim.I think that I was a princess in a past life.
Müzik, senin hayatının film müziğidir.Music is the soundtrack of your life.
Bu hayati önem taşıyan bir konu.It's a matter of vital importance.
Hayatım boyunca hiç bu kadar korkmadım.I've never been so frightened in my whole life.
Hayatım boyunca hiç bu kadar aşağılanmadım.I've never been so humiliated in my entire life.
Tom hayatının geriye kalan kısmı için hapse gidiyor.Tom is going to prison for the rest of his life.
Tom hayatı boyunca hiç ağır hasta olmadı.Tom has never been seriously ill in his life.
Hayatım boyunca hiç daha fazla korkmadım.I've never been more scared in all my life.
Hayatım boyunca hiç bu kadar hakaret edilmedim.I've never been so insulted in my life.
Bu insanları daha önce hayatımda hiç görmedim.I've never seen these people before in my life.
Hayatımda hiçbir şeyden bu kadar emin olmadım.I've never been so sure of anything in my life.
Hayatımda asla bir gün hasta olmadım.I've never been sick a day in my life.
Tom bütün hayatı boyunca bir şey kazanmadı.Tom has never won anything in his whole life.
Hayatım açık bir kitap.My life's an open book.
Hayatım neredeyse bitti.My life is almost over.
Hayatım böyle bir karmaşa.My life is such a mess.
Aşk hayatın nasıl?How's your love life?
Sigarayı bırakmak hayatımda yaptığım en zor şeydi.To give up smoking was the hardest thing I've done in my life.
O, daha iyi bir hayatı hak ediyor.She deserves a better life.
Aniden hayatımdaki her şeyin bir tesadüf olmadığını fark ettim.I suddenly realized that everything in my life was not an accident.
Bu anı tüm hayatım boyunca bekledim.I've been waiting for this moment all my life.
Hayatı lanetli gibi görünüyor.His life seems hexed.
Bu araba çok pahalı; aslında, bu hayatımda gördüğüm en pahalı arabadır.This car is very expensive; in fact, it is the most expensive car I have ever seen.
Bir kişinin hayatını kurtardığı için methedildi.She was praised for saving a person's life.
Hayatın yaşanılması gerekiyor.Life needs to be lived.
Bu hayatımda duyduğum en güzel şeydi.That was the most beautiful thing I've ever heard.
Bir hayatım var.I have a life.
Ben bütün hayatımda hiç kovboy çizmesi giymedim.I've never worn cowboy boots in my whole life.
Hayatım boyunca bu kadar rahatsız olmamıştım.I've never been so uncomfortable in my entire life.
Ben özel hayatına burnumu sokmak istemiyorum.I don't want to pry into your private life.
Tom hayatın gençlik döneminde.Tom is in the prime of life.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod