Bana hayat hikayeni anlat.Tell me your life story.
Tom operasyondan sonra az çok normal bir hayat yaşayabildi.Tom was able to live a more or less normal life after the operation.
Beni hayal kırıklığına uğratmaya çalışma.Try not to disappoint me.
Hayat bana karşı iyiydi.Life's been good to me.
Organ bağışları hayatlar kurtarır.Organ donations save lives.
Hayatınızda beni ister misiniz?Do you want me in your life?
Hayatımı kontrol etmeye çalışmayın.Don't try to control my life.
Tom hayatını riske atıyor.Tom's risking his life.
Hayatının geriye kalan kısmı için sadece burada saklanamazsın.You can't just hide here for the rest of your life.
Hayatını nasıl yaşayacağını sana söylemeyeceğim.I'm not going to tell you how to live your life.
Daha iyi bir hayat yaşamadığım için pişmanım.I regret not having lived a better life.
Tom kişisel hayatı hakkında benimle konuşmadı.Tom hasn't talked to me about his personal life.
Uçtuğumu hayal ettim.I dreamed I was flying.
Ben birçok hayal kırıklığı yaşadım.I've had too many disappointments.
Bu büyük bir hayal kırıklığıydı.It was a huge disappointment.
Ben çok hayal kırıklığına uğradım.I was very disappointed.
Neyse ki kimse hayal kırıklığına uğramayacak.Hopefully, no one will be disappointed.
Hayatım değişti.My life has changed.
Elinden geldiğince hayatını yaşamalısın.You must live your life the best you can.
Hayatta kalan biri var mı?Is there anyone left alive?
Hâlâ hayatta mısın?Are you still alive?
Hâlâ hayatta olduğuna sevindim.I'm glad you're still alive.
Her zaman yurt dışında yaşamayı hayal ettim.I've always dreamed of living abroad.
Hayallerin gerçekleşecek.Your dreams will come true.
Mary'nin hayatı hakkında bana her şeyi söylemek zorunda kalacaksın.You'll have to tell me all about Mary's life.
O, hayalini gerçekleştirmeden önce öldü.He died before he could realize his dream.
Hayatta her şey her zaman basit değildir.Everything isn't always simple in life.
Mantık seni A'dan B'ye götürecektir. Hayal gücü seni her yere götürecektir.Logic will get you from A to B. Imagination will take you everywhere.
Senden sadece bir iyilik istiyorum: Lütfen hayatımdan çık.I would ask you only one favor: Get out of my life, please.
Çocukluk hayalim gerçekleşiyor.My childhood dream is coming true.
Tom ve babası hayatta ve iyi.Tom and his father are alive and well.
Sadece bir sanatçı hayatın anlamını yorumlayabilir.Only an artist can interpret the meaning of life.
Temiz eller hayat kurtarır.Clean hands save lives.
Ben kendimi bütün hayatımda hiç daha gururlu hissetmedim.I have never felt prouder in my whole life.
Neredeyse bir aydır, Tom hayatla ölüm arasında gidip geldi.For nearly a month, Tom hovered between life and death.
Tom yirmi altı yaşındayken hayat arkadaşı Mary'yle tanıştı.Tom met his life mate, Mary, at the age of twenty six.
Mary'yi tekrar hayatımda istiyorum.I want Mary back in my life.
Sizi hayal kırıklığına uğrattığımı biliyorum fakat bunu telafi edeceğim.I know I've let you down, but I'll make it up to you.
Hayalim, Paris'te Fransızca öğrenim görmektir.My dream is to study French in Paris.
Hayatının geri kalanını onunla geçirmek ister misin?Do you want to spend the rest of your life with him?
Gerçekten hayatının geri kalanını onunla geçirmek istiyor musun?Do you really want to spend the rest of your life with him?
Ne kadar mutlu olduğumu hayal edemezsin.You can't imagine how happy I am.
Bu şimdiye kadar hayatımda gördüğüm en yüksek iskele.This is the tallest scaffolding I've ever seen in my life.
Onun müziği bana hayal kurdurur.Her music makes me dream.
Onların müziği bana hayal kurduruyor.Their music makes me dream.
O, Tom'un hayatını kurtarmak için tetiği çektiğini söyledi.He said that he pulled the trigger to save Tom's life.
Hayatı kolay olarak düşünmek zordur ama hayatı zor olarak düşünmek kolaydır.It's hard to think of life as easy, but it's easy to think of life as hard.
Hayat seni zor seçimler yapman için zorlayabilir.Life can force you to make tough choices.
Mary, uçak kazasından sonra tek hayatta kalandır.Mary is the only survivor of the plane crash.
Hayatımın çoğunu burada yaşadım.I've lived here most of my life.
Ne kadar endişeli olduğumu hayal bile edemezsin.You can't imagine how concerned I was.
Mary, Tom'un tüm hayallerini gerçekleştirdi.Mary has made all Tom's dreams come true.
Hayatta kalanları bulmak için büyük bir arama vardı.There was a massive search to find any survivors.
Bu hayatımın en kötü vakti.It's the worst time in my life.
Ben yerli köyümü hayal ettim.I dreamed of my native village.
Vampir tabutunun içinde geri hayata geldi.The vampire came back to life in his coffin.
Askerler ve hayatta kalanlar helikoptere bindi ve adadan ayrıldı.The soldiers and the survivors boarded the helicopter and left the island.
Hayatta kalanlar açlıktan ölmek üzereyken bir adada bulundu.The survivors were found on an island, dying of starvation.
Onlarla hayat nasıl gidiyor?How is it going with them?
Onunla hayat nasıl gidiyor?How is it going with him?