Hayatım boyunca hiç bu kadar hakaret edilmedim.I've never been so insulted in my life.
Bu insanları daha önce hayatımda hiç görmedim.I've never seen these people before in my life.
Hayatımda hiçbir şeyden bu kadar emin olmadım.I've never been so sure of anything in my life.
Hayatımda asla bir gün hasta olmadım.I've never been sick a day in my life.
Tom, beni hayal kırıklığına uğrattın.Tom, you've disappointed me.
Konser biraz hayal kırıklığına uğratıcıydı.The concert was a bit disappointing.
Tom sonuçlardan dolayı hayal kırıklığına uğramış görünüyordu.Tom seemed disappointed with the results.
Tom ailesini hayal kırıklığına uğratmak istemiyor.Tom doesn't want to disappoint his parents.
Mary partisine gelmediği için Tom hayal kırıklığına uğradı.Tom was disappointed that Mary didn't come to his party.
Gerçekten evimde bir hayalet var.There's really a ghost in my house.
Mary ona hayat hikayesini anlatırken Tom soğuk ve dikkati dağılmış görünüyordu.Tom looked distant and distracted while Mary told him her life story.
Tom yarışı kazanmadığı için hayal kırıklığına uğradı.Tom was disappointed that he didn't win the race.
Tom yarışı kazanmamasına rağmen, çok hayal kırıklığına uğramış görünmüyor.Even though Tom didn't win the race, he doesn't seem too disappointed.
Tom bütün hayatı boyunca bir şey kazanmadı.Tom has never won anything in his whole life.
Hayal kuruyordum.I was daydreaming.
Hayatım açık bir kitap.My life's an open book.
Herkesin bir hayale ihtiyacı var.Everyone needs a dream.
Hayatım neredeyse bitti.My life is almost over.
Hayatım böyle bir karmaşa.My life is such a mess.
Aşk hayatın nasıl?How's your love life?
Hayat biz başka planlar yaparken bize ne olduğudur.Life is what happens to us while we are making other plans.
Güneş sisteminin ötesinde hayat var mı?Is there life beyond the solar system?
Sigarayı bırakmak hayatımda yaptığım en zor şeydi.To give up smoking was the hardest thing I've done in my life.
O, daha iyi bir hayatı hak ediyor.She deserves a better life.
Aniden hayatımdaki her şeyin bir tesadüf olmadığını fark ettim.I suddenly realized that everything in my life was not an accident.
Çoğu kadın muhteşem bir düğün hayal eder.Most women dream of a splendid wedding.
Bu anı tüm hayatım boyunca bekledim.I've been waiting for this moment all my life.
Tom, sık sık kız arkadaşının hayalini kurar.Tom often dreams of his girlfriend.
Hayatı lanetli gibi görünüyor.His life seems hexed.
Bu araba çok pahalı; aslında, bu hayatımda gördüğüm en pahalı arabadır.This car is very expensive; in fact, it is the most expensive car I have ever seen.
Tom çok hayal kırıklığına uğramış olmalı.Tom must've been very disappointed.
Benim büyük beklentilerim yoktu bu yüzden hiç büyük hayal kırıklığı yok.I didn't have any great expectations, so there are no big disappointments.
Çalışkan kişi hayatta başarılı olacaktır.An industrious person will succeed in life.
O, hayattan alınan bir örnektir. Böyle örnekleri severim.That's an example taken from life. I like such examples.
Sizin hayatlarınızı kurtardım.I helped you save your lives.
Bir kişinin hayatını kurtardığı için methedildi.She was praised for saving a person's life.
Tom'un hayal ve planları, kağıttan bir kule gibi yıkıldı.Like a house of cards, Tom's dreams and plans came crashing down around him.
Tom hayattan bıkmış sert yaşlı bir adamdı.Tom was a bitter old man who was sick of life.
Kaza, bazı insanların hayatlarını mal oldu.The accident cost some people their lives.
Hayalet yavaş yavaş, ciddi, sessizce yaklaştı.The Phantom slowly, gravely, silently, approached.
Ünlü biri hayal akıldan daha önemlidir dedi.Someone famous said that imagination is more important than intelligence.
Hayal olmadan, kişinin zihni bir hapishane gibidir.Without imagination, one's mind is like a prison.
Muhtemelen Tom, hayatta olup olmadığımı umursayan dünyadaki tek kişidir.Tom is probably the only person in the world who cares if I'm alive or dead.
Tom davet edilmediği için hayal kırıklığına uğradı.Tom was disappointed at not being invited.
Tom hayal kırıklığına uğramış görünmekten kendini alamadı.Tom couldn't help but look disappointed.
Hayatın yaşanılması gerekiyor.Life needs to be lived.
Onların nasıl hayatta kalabildiğini anlamıyorum.I don't see how they could've survived.
Tom hayatta kalabildi.Tom could've survived.
Bu hayatımda duyduğum en güzel şeydi.That was the most beautiful thing I've ever heard.
Ben bu yerde hayatta kalabileceğimizi sanmıyorum.I don't think I can survive in this place.
Her hayalin bir bedeli var.Every dream comes at a price.
Bir hayatım var.I have a life.
Ben bütün hayatımda hiç kovboy çizmesi giymedim.I've never worn cowboy boots in my whole life.
Hayatım boyunca bu kadar rahatsız olmamıştım.I've never been so uncomfortable in my entire life.
Ben özel hayatına burnumu sokmak istemiyorum.I don't want to pry into your private life.
Tom hayatın gençlik döneminde.Tom is in the prime of life.
Hayatının en büyük hatasını yapmanı engellemeye çalışıyorum.I'm trying to stop you from making the biggest mistake of your life.
O size hayatınıza mal olacak.That'll cost you your life.
Tom asla hayatında bir günlük çalışma kaçırmadı.Tom has never missed a day's work in his life.
Tom hayatı için korkuyordu.Tom was scared for his life.