Tom ve Mary'nin hayat felsefeleri farklı.Tom and Mary have different philosophies of life.
Tom ve Mary farklı hayat felsefelerine sahiptir.Tom and Mary have different philosophies of life.
Mary, Tom hakkında hayal kurardı.Mary used to dream about Tom.
Mary, Tom'la evlenmeyi hayal ederdi.Mary used to dream about marrying Tom.
Mary evlenme hakkında hayal kurardı.Mary used to dream about getting married.
Mary bir gün bir prensle karşılaşacağını ve onların evleneceklerini hayal etti.Mary dreamed that one day she would meet a prince and they would get married.
Geniş bir hayal gücün var.You've got a vivid imagination!
Hayaller her zaman yerine gelmez.Dreams are not always fulfilled.
Konser büyük bir hayal kırıklığıydı.The concert was a big disappointment.
Parti büyük bir hayal kırıklığıydı.The party was a big disappointment.
Tom bir otomobil kazasında hayatını kaybetti.Tom was killed in an automobile accident.
Tom kendini birini vururken hayal edemedi.Tom couldn't imagine himself shooting anyone.
Tom her zaman bir kelle avcısı olmayı hayal etti.Tom always dreamed of becoming a bounty hunter.
Çeşitlilik hayatın lezzetidir.Variety is the spice of life.
Tek bir olay hayatınızı değiştirebilir.A single incident can change your life.
Hayatlarımızda disiplinli olmayı öğrenmeliyiz.We should learn to be disciplined in our lives.
Tom'un bir garajda çalıştığını hayal edebiliyor musun?Can you imagine Tom working in a garage?
Bunu hayal bile edemiyorum.I can't imagine that.
Daha sonraki hayatında sana faydalı olacak kitapları okumalısın.You should read the kind of books that will be useful to you later in life.
Evrenin boyutu hayal edilemez.The size of the universe is unimaginable.
Onun hayal edebileceğinden daha değerli bir yüzüğü var.She has a ring worth more than she can imagine.
Önemli olan tek şey hayatta olmandır.The only thing that matters is that you are alive.
Hayat bir yanılsamadır.Life is an illusion.
Şans hayatta önemli bir rol oynar.Luck plays an important part in life.
Hayatı pamuk ipliğine asılı.His life is hanging by a thread.
Senin hayat felsefen benimkinden farklı.Your philosophy of life is different than mine.
Onun en büyük hayali bir yerli gibi konuşabilmek.His biggest dream is being able to speak like a native speaker.
Hayatta en önemli şey çok para sahibi olmaktır.The most important thing in life is having a lot of money.
Beni hayal kırıklığına uğratıyorsun.You disappoint me.
Senin hayal kırıklığına uğrattım.I'm disappointed in you.
Tom, bir trafik kazasında hayatını kaybetti.Tom was killed in a traffic accident.
Tom, bir uçak kazasında hayatını kaybetti.Tom was killed in a plane crash.
Tom, bir araba kazasında hayatını kaybetti.Tom was killed in a car accident.
Tom, hayatının geri kalanını Mary ile geçirmek istedi.Tom wanted to spend the rest of his life with Mary.
Tom hayatının geri kalanını Amerika'da geçirmek istedi.Tom wanted to spend the rest of his life in America.
Tom hayatta kalmak için ne gerektiğini anlıyor.Tom understands what it takes to survive.
Tom, hayatta kalma şansı olduğunu düşündü.Tom thought he had a chance to survive.
Tom hayatı yaşamaya değmezmiş gibi düşünüyor.Tom started to feel like his life wasn't worth living.
Tom evinde bir hayalet gördüğünü söylüyor.Tom says he saw a ghost in his house.
Tom Mary'ye hayatında yeni bir sayfa açacağına söz verdi.Tom promised Mary that he'd turn over a new leaf.
Tom bir hayalet görmüş gibi görünüyordu.Tom looked as if he'd seen a ghost.
Tom'un etkili bir hayal gücü var.Tom has a vivid imagination.
Tom hayal kırıklığına uğramış hissetti.Tom felt frustrated.
Tom bir rock yıldızı olmayı hayal etti.Tom dreamed of becoming a rock star.
Tom, özel hayatı hakkında konuşmak istemiyor.Tom doesn't want to talk about his private life.
Tom hayal kırıklığına uğramak istemiyor.Tom doesn't want to be disappointed.
Tom kanser nedeniyle hayatını kaybetti.Tom died of cancer.
Tom Mary'ye hayat hikayesini anlatmak istemedi.Tom didn't want to tell Mary his life story.
Tom bütün hayatını köpek balıklarını araştırmaya adadı.Tom devoted his whole life to studying sharks.
Tom bütün hayatını kamu hizmetine adadı.Tom devoted his whole life to public service.
Tom bütün hayatını fakirlere yardım etmeye adadı.Tom devoted his life to helping the poor.
Tom şehir hayatından vazgeçmeye ve kırsalda yaşamaya karar verdi.Tom decided to give up city life and live in the country.
Eğer ambulans biraz daha erken gelseydi Tom hayatta kalabilirdi.Tom could have survived if the ambulance had arrived a little sooner.
Tom hapishanedeki hayata katlanabildi.Tom could face life in prison.
Tom, hayatta olmak için kesinlikle şanslı.Tom certainly is lucky to be alive.
Tom kesinlikle izleyiciyi hayal kırıklığına uğratmadı.Tom certainly didn't disappoint the audience.
Tom Mary'ye Avustralya'daki hayatı hakkında soru sordu.Tom asked Mary about her life in Australia.
Tom ve ailesi depremde hayatta kaldılar.Tom and his family survived the earthquake.
Tom bir oşinograf olma hayalinden vazgeçti.Tom abandoned his dream of becoming an oceanographer.
Eğer Tom Mary'ye yardım etmeseydi, onun hayatta kalma şansı olmayacaktı.If Tom hadn't helped Mary, she wouldn't have stood a chance of surviving.