Sizin hayatım boyunca beklediğim kadın olduğunuzu düşünüyorum.I think you're the woman I've been waiting for all my life.
Bir manken olmanın hayalini kurardım.I used to dream about becoming a model.
Bir model olmanın hayalini görürdüm.I used to dream about becoming a model.
Bir yarış arabası sürücüsü olmanın hayalini kurardım.I used to dream about becoming a race car driver.
Bir astronot olmanın hayalini kurardım.I used to dream about becoming an astronaut.
Çok zengin olmanın hayalini kurardım.I used to dream about becoming very wealthy.
Bir balerin olmanın hayalini kurardım.I used to dream about being a ballerina.
Bir milyoner olmanın hayalini kurardım.I used to dream about being a millionaire.
Başarılı bir iş adamı olmanın hayalini kurardım.I used to dream about being a successful businessman.
Su altında nefes alabilmenin hayalini kurardım.I used to dream about being able to breathe underwater.
Santrancı gerçekten iyi oynayabilmenin hayalini kurardım.I used to dream about being able to play chess really well.
Hayatımın kalanını seninle geçirmek istiyorum.I'd like to spend the rest of my life with you.
Hayatın anlamı hakkında düşünüyorum.I've been thinking about the meaning of life.
Bir otelde yangın kaçışının nerede olduğunu bilmek hayatınızı kurtarabilir.Knowing where the fire escape is in a hotel may save your life.
Bizim hayatta kalmamız kısa sürede içme suyu bulmaya bağlıdır.Our survival depends on finding drinking water soon.
Hayatım boyunca neredeydin?Where have you been all my life?
Hayal ettiğim tek kişisin.You're the one I've been dreaming of.
Bu virüs nedeniyle birçok fil hayatını kaybetti.Because of that virus, many elephants lost their lives.
Onun eski kedisi hâlâ hayatta.Her old cat is still alive.
Hayallerin gerçek olsun!May all of your wishes come true!
Hayat içinde döndüğüm mezardır.Life is the grave in which I'm turning.
Seninle gerçek hayatta buluşmak harikaydı.It was awesome to meet you in real life!
Gıda, giyim ve barınak hayatta kalmanın temelleridir.Food, clothing and shelter are the foundations of survival.
O, karısını terk etti ve yarı yaşında bir kadınla aşk hayatı yaşıyor.He left his wife and shacked up with a woman half her age.
Bir bilge bir defasında yaşamın hayal kırıklıkları dizisi olduğunu söyledi.A wise man once said, life is a series of disappointments.
Evrim teorisi benim hayal kapsamını aşar.The theory of evolution surpasses the scope of my imagination.
Hayat sana limon attığı zaman, limonata yap!When life throws you a lemon, make lemonade!
O, hayatımın en iyi günüydü.It was the best day of my life.
Tom'un vize alamadığını duymak bizi hayal kırıklığına uğrattı.We were disappointed to hear that Tom couldn't get a visa.
Tom bir tren kazasında hayatını kaybetti.Tom was killed in a train accident.
Tom hayaletlerden korkmadığını söyledi.Tom told me that he wasn't afraid of ghosts.
Tom hayatının son yıllarını Boston'da geçirdi.Tom spent the last years of his life in Boston.
Tom biraz hayal kırıklığı uğramış gibi görünüyordu.Tom seemed to be somewhat disappointed.
Tom hayatı boyunca fakir kaldı.Tom remained poor all his life.
Tom hayatının baharında.Tom is in the prime of his life.
Tom hayatının geriye kalan kısmında Boston'da kalmaya niyeti yok.Tom has no intention of staying in Boston for the rest of his life.
Tom bütün hayatı boyunca Boston'da yaşadı.Tom has lived in Boston all his life.
Tom hayatının geriye kalan kısmında Boston'da yaşamaya karar verdi.Tom has decided to live in Boston for the rest of his life.
Tom'un ünlü bir tenis oyuncusu olma hayalleri vardı.Tom had dreams of becoming a famous tennis player.
Tom Boston'un merkezinde bir ev sahibi olmayı hayal ediyor.Tom dreams of owning a house in the center of Boston.
Tom bir milyoner olmayı hayal ediyor.Tom dreams of becoming a millionaire.
Tom bir astronot olma hayalinden vazgeçmek istemiyor.Tom doesn't want to give up his dream of becoming an astronaut.
Tom şehir hayatını sevmez.Tom doesn't like city life.
Tom hayaletlerin var olduğuna inanmıyor.Tom doesn't believe that ghosts exist.
Tom hayaletlere inanmıyor.Tom doesn't believe in ghosts.
Tom beni hayal kırıklığına uğrattı.Tom disappointed me.
Tom'un kazada hayatta kalması çok zayıf bir olasılıktır.It's very unlikely that Tom survived the crash.
Tom'un hayali Mary ile dünya çapında rahat etmek.Tom's dream is to travel around the world with Mary.
Tom Mary'nin zaten evli olduğunu duyduğu için hayal kırıklığına uğradı.Tom was disappointed to hear that Mary was already married.
Tom Mary'nin performansında hayal kırıklığına uğradı.Tom was disappointed in Mary's performance.
Tom Mary ile tanıştığını hayal meyal hatırlıyor.Tom vaguely remembers meeting Mary.
Tom Mary'siz bir hayat düşünemeyeceğini söylüyor.Tom says he can't imagine life without Mary.
Tom Mary'yi kurtarmak için hayatını riske attı.Tom risked his life to save Mary.
Tom Mary'nin onu terk edeceğini asla hayal bile etmedi.Tom never dreamed that Mary would ever leave him.
Tom Mary'nin ölü mü yoksa hayatta mı olduğunu bilmiyor.Tom doesn't know whether Mary is dead or alive.
Tom Mary'yi hayal kırıklığına uğrattı.Tom disappointed Mary.
Tom Mary'yi hayal kırıklığına uğratmak istemedi.Tom didn't want to disappoint Mary.
Mary'nin onu gerçekten söyleyeceğini hayal edemedi.Tom couldn't imagine that Mary would really say that.
Tom onun hayatının her anında Mary'yi dövdü.Tom beat Mary to within an inch of her life.
Tom ve Marry hayat sigortası için Tom'un babasını öldürmek amacıyla kumpas kuruyorlardı.Tom and Mary were plotting to kill Tom's father for the life insurance.