Hayatımı kurtardığı için ona çok şey borçluyum.I owe him a great deal because he saved my life.
O, bir kazada hayatını kaybetti.He lost his life in an accident.
O, hayatını Hindistan'daki hastaları tedavi etmeye adamak istiyor.He intends to devote his life to curing the sick in India.
O, aile hayatı hakkında ağzı sıkıdır.He is very secretive in regard to his family life.
O, kendi hayatı pahasına boğulan çocuğu kurtardı.He saved the drowning boy at the risk of his own life.
O tüm hayatını fakir insanlara yardım etmeye adadı.He dedicated his whole life to helping poor people.
O, kendi hayatı pahasına onu kurtardı.He saved her at the cost of his own life.
Kendi hayatı riske atarak arkadaşını kurtardı.He saved his friend at the risk of his own life.
O basit bir hayat sürdü.He led a simple life.
O, kendini yeni hayatına uydurdu.He adapted himself to his new life.
O, yeni bir hayata başladı.He started a new life.
Hayatında bir amacı var, para kazanmak.He has only one aim in life, to make money.
O hayatının çoğunu düşmanlarıyla savaşarak harcamış cesur bir savaşçıydı.He was a brave warrior who had spent most of his life fighting his enemies.
Hayatının çoğunu yurt dışında yaşadı.He lived abroad for much of his life.
O bir hayat kurtardığı için methedildi.He was praised for saving a life.
Onun çok canlı bir hayal gücü var.He has a very vivid imagination.
O, hayatında bir doktora hiç başvurmamış olması gerçeğiyle gurur duymaktadır.He is proud of the fact that he has never consulted a doctor in his life.
Onun, hayatında çeşitli deneyimleri vardı.He had various experiences in his life.
O, hayatını fakir insanlara yardım etmeye adadı.He dedicated his life to helping the poor.
O bütün hayatını sözlük derlemeye adadı.He devoted his whole life to compilation of the dictionary.
Bütün hayatı boyunca aynı işte kaldı.He stayed at the same job for his whole life.
Hayatı boyunca bekar kaldı.He remained a bachelor all his life.
Hayatı boyunca fakir insanlara yardım etti.He helped poor people all his life.
Hayatını kazanmak için çok çalışır.He works hard to earn his living.
Onun hayatından umut kesilmiş.His life is despaired of.
Onun zengin bir hayal gücü var.He has a rich imagination.
Onun geniş bir hayal gücü var.He has a rich imagination.
Onun büyük bir hayal gücü var.He has a rich imagination.
Hayalperest bir çocuktu.He used to be an imaginative boy.
O, oğlundan hayal kırıklığına uğramış görünüyor.He seems disappointed with his son.
O, ülkede zengin ve rahat bir hayat yaşadı.He lived a rich and comfortable life in the country.
Şehir hayatının elverişli yönlerini vurguladı.He stressed the convenient aspects of city life.
O, hayatının baharında.He is in the prime of life.
Günlük hayatında fazla enerji kullanmaya karar verdi.He decided not to use much energy in his daily life.
O, hayalini gerçekleştirdiği için mutluydu.He was happy to realize his dream.
Hayatı pahasına küçük kızı kurtardı.He rescued the little girl at the cost of his life.
Onu kurtarmak için hayatını riske attı.He risked his life to save her.
O hayatta büyük başarı elde etti.He achieved great success in life.
O, uçak kazasında hayatta kaldı.He survived the plane crash.
Mutsuz bir hayat sürdü.He lived an unhappy life.
Hayatını yolsuzlukla mücadeleye adadı.He dedicated his life to fighting corruption.
Zarfı sadece hayal kırıklığına uğratmak için açtı.He opened the envelope only to be disappointed.
O, hayatını barışa adadı.He dedicated his life to peace.
O bir hayalperesten başka bir şey değil.He is nothing more than a dreamer.
O, çok hayalleri olan bir çocuktur.He is a boy with many dreams.
Hayatı için kaçtı.He ran away for his life.
Onun hayatı tehlikede.His life is in danger.
Hayatı tehlikede.His life is in danger.
Kendi hayatını riske atarak köpeği kurtardı.He rescued the dog at the risk of his own life.
O bir beyzbol oyuncusu olarak hayatından memnun.He is content with his life as a baseball player.
O, vahşi hayata geri dönmek istiyor.He wants to go back to the wild.
O, arkadaşının hayatını kurtardığı için bir kahraman olarak kabul edildi.He was regarded as a hero for saving his friend's life.
Hayaletlerin varlığına inanıyor.He believes in the existence of ghosts.
O, ebeveynlerini hayal kırıklığına uğratmamak için çok çalışıyor.He is studying hard in order not to disappoint his parents.
O, lüks bir hayat sürdü.He led a life of luxury.
Hayatta olduklarına dair biraz ümit var.There is little hope that they are alive.
Onları hayat görüşü acayip görünebilir.Their view of life may appear strange.
Onun hayalleri gerçekleşti.Their dreams came true.
Onların harika hayatları vardı.They had wonderful lives.
Onlar orada mutlu bir hayat yaşadı.They lived a happy life there.