Emeklilikten sonraki hayatı mutsuzdu.His life after retirement was unhappy.
Onun yaşlı kedisi hâlâ hayatta.His old cat is still alive.
Mutsuz çocukluğu hayata bakışını etkiledi.His unhappy childhood affected his outlook on life.
Onun kitabı bir ülke hayatı hikayesiyle başlıyor.His book begins with a tale of country life.
Hayali sonunda gerçek oldu.His dream has finally come true.
Onun hayali gerçek oldu.His dream came true.
Hayali Amerika'da kimya okumak.His dream is to study chemistry in the US.
Hayali, İsviçre'ye gitmek.His dream is going to Switzerland.
Onun hayali gerçekleşmiştir.His dream has become a reality.
Onun hayatı için korkuyorum.I'm afraid for his life.
Onun hayatı hakimin kararına bağlı.His life hangs on the judge's decision.
O, yeni okuldaki hayata kendini alıştırmayı çok zor buldu.He found it very difficult to adjust himself to life in the new school.
O, senin hayatında olağanüstü önemliydi.He was extraordinarily important in your life.
O her zaman hayal kuruyor.He is always day-dreaming.
Hayatını şirketine adadı.He devoted his life to his company.
Hayatında hiç böyle bir ikilem ile karşılaşmamıştı.Never in his life had he encountered such a dilemma.
Haberi duyduğunda biraz hayal kırıklığına uğradı.He was somewhat disappointed to hear the news.
Hayatında beyaz bir sayfa açtı.He turned over a new leaf in life.
O, serbest bir hayat yaşadı.He has led a loose life.
O, kimsenin hayal edemeyeceği en büyük sıkıntıya katlandı.He put up with the greatest hardship that no one could imagine.
O, zor bir hayat yaşadı.He lived a hard life.
Bir pilot olma hayalinden vazgeçti.He gave up his dream of becoming a pilot.
O, gösterişsiz bir hayat sürdü.He led a sober life.
O hâlâ bir yerlerde hayatta olabilir.He could still be alive somewhere.
O hâlâ hayatta.He is still alive.
Çağrılmaması onu hayal kırıklığına uğrattı.He was disappointed at not being invited.
Davet edilmediği için hayal kırıklığına uğradı.He was disappointed at not being invited.
O dürüst bir hayat yaşadı.He lived a moral life.
Hayatını tıp mesleğine adadı.He dedicated his life to medical work.
Hayatını eğitime adadı.He devoted his life to education.
O, hayatını çalışmasına adamıştır.He devoted his life to his study.
Hayatını doğanın korunmasına adadı.He has dedicated his life to the preservation of nature.
O, bütün hayatı boyunca fakir kaldı.He remained poor all his life.
O, bütün hayatı boyunca bekar kaldı.He remained single all his life.
Büyük hayallerle Tokyo'ya geldi.He came up to Tokyo with a big dream.
Bir astronot olmayı hayal ediyor.He is dreaming of becoming an astronaut.
Hayatını İngilizce öğreterek kazanıyor.He earns his living by teaching English.
O yıllarca sefil bir hayat sürdürmek zorunda kaldı.He had to lead a miserable life for many years.
Hayatını bilim çalışmasına adadı.He devoted his life to the study of science.
O, denizin altında yeni bir hayatın tadını çıkardı.He enjoyed a new life under the sea.
Ressamlık onun hayatının büyük aşkıydı.Painting was the great love of his life.
İş hayatının çoğunluğunu bir diplomat olarak geçirdi.He has spent most of his working life as a diplomat.
O, okul hayatının iyi gidiyor olmasından çok memnun.He is very glad that his school life is going well.
O, okul hayatını seviyor.He is enjoying his school life.
Sade bir hayat yaşadı.He lived a simple life.
O, işler umduğu gibi sonuçlanmadığı için hayal kırıklığına uğradı.He was disappointed that things didn't turn out as he'd hoped.
Bir öğretmen olarak hayatını kazandı.He earned his living as a teacher.
Ayı göründüğünde o, hayatını kurtarmak için kaçtı.He ran for his life when the bear appeared.
Sonuçlarda hayal kırıklığına uğramış gibi görünüyor.He seemed disappointed at the results.
Yalnız bir hayat yaşamak onun kaderiydi.It was his fate to live a lonely life.
O, sakin bir hayat yaşadığı memleketinden ayrıldı.He retired to his hometown, where he lived a quiet life.
O, evi hakkında hayal kurdu.He dreamed about his home.
Hayatını bir trafik kazasında kaybetti.He lost his life in a traffic accident.
Mutlu bir hayat yaşadı.He lived a happy life.
O mutlu bir hayat yaşadı.He lived a happy life.
O, mutlu bir hayat yaşadı.He lived a happy life.
Ülkesi için hayatını verdi.He gave his life for his country.
O, şimdi hastanede ve onun hayatı kritik.He is now in the hospital and his life is in the balance.
Hayatımda karşılaştığım ilk aktördü.He was the first actor I had met in my life.
Ona hayatımı borçluyum.I owe him my life.