Ana içeriğe geç
Sözlük

haya ile cümle

haya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Onlar eski gazeteleri toplayarak ve satarak hayatını kazanıyor.They earn their living by collecting and selling old newspapers.
Birbirleriyle hayal kırıklığına uğradılar.They are disappointed with each other.
Onlar mutlu bir hayat yaşadılar.They lived a happy life.
Oğullarının hayal kırıklığına uğradılar.They are disappointed in their son.
Birçok hayat pahasına savaşı kazandılar.They won the battle at the cost of many lives.
Hayatları pahasına yangınla mücadele etmeye devam ettiler.They went on fighting the fire at the risk of their lives.
Sen onun ne kadar mutlu olduğunu hayal bile edemezsin.You cannot imagine how happy she was.
Keşke o şimdi hayatta olsa.I wish she were alive now.
Onun evli olduğunu duymamız bizi hayal kırıklığına uğrattı.We were disappointed to hear that she had married him.
Onun hayattaki tek amacı zengin olmaktı.Her only purpose in life was to get rich.
Onun yardımı olmasa, şu an hayatta olmam.If it weren't for her help, I would not be alive now.
Onun aklı bir aktris olma hayalleri ile doludur.Her mind is filled with dreams of becoming an actress.
Hayattaki amacı bir film yıldızı olmak.Her aim in life is to become a movie star.
Onun tasasız bir hayatı vardır.Her life is free from care.
Onun hayatı kaygısızdır.Her life is free from care.
Oğlu bir trafik kazasında hayatını kaybetti.Her son was killed in a traffic accident.
Kocasının bir kazada hayatını kaybettiği haberi ona büyük bir şok oldu.The news that her husband had been killed in an accident was a great shock to her.
Babası hayatını bilime adadı.Her father devoted his life to science.
Onun hayali Paris'i ziyaret etmek.Her dream is visiting Paris.
Onun hayali bir hemşire olmaktı.Her dream is to become a nurse.
Onun hayali Dünyayı gezmektir.Her dream is to travel around the world.
Bir hayalet görmüş gibi görünüyordu.She looked as if she had seen a ghost.
Yalnız bir hayat yaşadı.She lived a lonely life.
Kısa sürede kendini köy hayatına alıştırdı.She soon adjusted herself to village life.
O şok nedeniyle hayatını kaybetti.She died of shock.
O, sonuçtan dolayı hayal kırıklığına uğramış gibi görünüyordu.She seemed disappointed at the result.
O sonuç nedeniyle hayal kırıklığına uğramıştı.She was disappointed with the result.
Kazada hayatta kalan tek kişiydi.She was the only one to survive the crash.
O bir tenis oyuncusu olarak hayatını bitiren bir kaza geçirdi.She had an accident that ended her life as a tennis player.
O bazen hayal ve gerçeği karıştırır.She sometimes mixes up fancies with realities.
Keman çalarak hayatını kazanır.She earns her living by playing the violin.
Bir bale dansçısı olarak hayatını kazanır.She earns her living as a ballet dancer.
Oğlunun hâlâ hayatta olduğuna inanıyor.She believes her son is still alive.
Sanki bir hayalet görmüş gibi görünüyordu.She looked as though she had seen a ghost.
Daha rahat bir hayat yaşamak istiyordu.She wanted to live a more relaxing life.
O kısaca bir hayalperest.She is, in a word, a dreamer.
Hayatını gerçeğin peşinde geçirdi.She spent her life in pursuit of the truth.
Hayatını gerçeği aramakla geçirdi.She spent her life in pursuit of the truth.
Hayatı boyunca eğitime devam etti.She continued studying all her life.
Bütün hayatı boyunca bekar kaldı.She remained single all her life.
Bir prenses olduğunu hayal etti.She dreamed that she was a princess.
O, hayatını müziğe adadı.She devoted her life to music.
Okul hayatından bahsetti.She talked about her school life.
O, Kamakura'daki denizin yanında kocası ile mutlu bir hayat sürüyor.She's leading a happy life with her husband near the sea in Kamakura.
O evlilik hayatımızın iyi gitmediği gerçeği için beni suçluyor.She blames me for the fact that our married life isn't going well.
Hayatından olduğu gibi oldukça memnun.She is quite satisfied with her life as it is.
O yalnız bir hayat sürdü.She led a solitary life.
O, bir yazar olarak hayatını kazanıyor.She earns a living as a writer.
O benim için hayatımdan daha fazlası anlamına gelir.She means more than my life to me.
Bir araba kazasında hayatını kaybetti.She was killed in an automobile accident.
Hayatından memnun olduğunu ifade etti.She expressed satisfaction with her life.
O, hayatından memnundu.She was content with her life.
Kendi hayatı pahasına bebeğinin hayatını kurtardı.She saved her baby's life at the risk of losing her own.
Tüm hayatı boyunca o kasabada yaşadı.She lived all her life in that town.
O, özürlülere yardım etmek için hayatını adadı.She devoted her life to helping the handicapped.
O, hayatının çoğunu yoksul insanlara bakarak geçirdi.She spent most of her life taking care of poor people.
O hayatta! O boğuluyordu fakat babası onu kurtardı.She's alive! She was drowning, but her father saved her.
Hayatını kazanmak için çok çalışıyor.She works hard to earn her living.
O, hayalet gibi görünüyordu.She looked ghostly.
O, oğlunun intihar edeceğini hayal bile etmedi.Little did she dream that her son would commit suicide.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
haya ile cümle - Sayfa 12 - haya kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App