Diğer gezegenlerde hayat var mı?Is there life on other planets?
Birçok aile sınırda yeni bir hayat kurmak için ayrıldı.Many families left to make a new life on the frontier.
Çok sayıda aile sınırda yeni bir hayat kurmak için batıya gitti.Many families went west to make a new life on the frontier.
Birçok insan sizi örnek alıyor. Onları hayal kırıklığına uğratmayın.A lot of people look up to you. Don't let them down.
Birçok adam denizde hayatını kaybetti.Many a man has lost his life at sea.
İkinci Dünya Savaşı'nda birçok asker hayatını kaybetti.Many soldiers were killed in World War II.
Fırtınanın bir sonucu olarak, birçok kişi hayatını kaybetti.Many people were killed as a result of the storm.
Ben meşgul bir hayat sürdürüyorum.I lead a busy life.
Güneş hayat için olmazsa olmazdır.The sun is essential to life.
Emeklilikten sonra ülkede sakin bir hayat yaşamak istiyorum.I'd like to live a quiet life in the country after retirement.
Büyük bir bomba düştü ve çoğu insan hayatını kaybetti.A big bomb fell, and a great many people lost their lives.
Üniversitedeki hayat anlamlıdır.The life in the university is significant.
Bir üniversiteye girme hayatımın amacı değil.Entering a university is not the purpose of my life.
Bir üniversite profesörü olmak onun hayali oldu.It has been her dream to be a university professor.
Üniversite hayatından en iyi şekilde yararlanın.Make the most of your college life.
Hava kirliliği, bizim hayatta kalmamız için bir tehdit olacaktır.Air pollution will be a threat to our survival.
Bir sürü zorluklar yaşadığını hayal ediyorum.I imagine that you went through a lot of difficulties.
Herkes mutlu bir hayat yaşamak ister.Everybody wants to live a happy life.
Onların hiçbiri hayatta değil.None of them is alive.
Uzun ve mutlu bir hayata!Here's to a long and happy life!
Kuş olduğumu hayal ettim.I dreamt I was a bird.
Köy hayatı şehir hayatından daha sağlıklıdır.Country life is healthier than city life.
Elektrik olmadan hayatlarımız nasıl olurdu?What would our lives be like without electricity?
Ben hayatımı bahis ediyorum.I'd bet my life on it.
Şehir hayatı ve kırsal hayat arasında büyük bir tezat var.There is a great contrast between city life and country life.
Şehir hayatının farklı avantajları var.There are several advantages to city life.
Buradaki hayat eskisinden çok daha kolay.Life here is much easier than it used to be.
Zooloji ve botanik hayatın incelenmesi ile ilgilenir.Zoology and botany deal with the study of life.
Onun hayali eş zamanlı bir çevirmen olmak.Her dream is to become a simultaneous interpreter.
Hayalet aniden kayboldu.The ghost vanished suddenly.
Nara hayatında en az bir kez ziyaret etmeye değer eski bir şehirdir.Nara is an old city worth visiting at least once in your life.
Çık hayatımdan!Get out of my life!
Hayatımdan defol!Get out of my life!
Çiftlik hayatından şehir hayatına geçiş çoğunlukla zordur.The transition from farm life to city life is often difficult.
Geç kalarak yine bizi hayal kırıklığına uğratmayacağını umuyorum.I hope he will not let us down again by being late.
Onun burada olmaması beni hayal kırıklığına uğrattı.I'm disappointed that he's not here.
Onun bu kadar muhteşem bir araba sürdüğünü hayal edebiliyor musun?Can you imagine him driving such a splendid car?
Onun bu kadar muhteşem bir araba sürdüğünü hayal edebiliyor musunuz?Can you imagine him driving such a splendid car?
Eğer doktorunun tavsiyesini dinlediyse, o hâlâ hayatta olabilir.If he had taken his doctor's advice, he might still be alive.
Onun ne düşündüğünü hayal bile edemiyorum.I can't imagine what he is thinking.
Onun hayatta olduğu kesin.That he is alive is certain.
Onun hayatta olduğunu duyduğumda rahatladım.I was relieved to hear that he was alive.
Onun ölü mü yoksa hayatta mı olduğunu bilmiyorum.I don't know whether he is dead or alive.
Onun hayal kırıklığı herkes tarafından biliniyordu.His disappointment was obvious to everyone.
Seni orada görmeyi hayal ediyorum.I dream of seeing him there.
Onu hayal kırıklığına uğratma.Don't disappoint him.
Onun zavallı köpeği hâlâ hayatta.His poor dog is still alive.
Onun konuşmasıyla hayal kırıklığına uğradım.I was disappointed with his speech.
Onun hayatı çeşitlilikle doluydu.His life was full of variety.
Ben onun evlilik yaşamına hayal kırıklığına uğradım.I was disillusioned at his married life.
Onun konferansı bizi hayal kırıklığına uğrattı.His lecture disappointed us.
Karısı kazada hayatını kaybetti.His wife was killed in the accident.
Onun çocuğunun hayatı tehlikededir.His child's life is in danger.
Onun mektubu gelmedi, hayal kırıklığına uğradı.To her disappointment, his letter didn't come.
Onun hayattaki temel amacı zengin olmak.His main object in life was to become rich.
Onun hayattaki amacı para biriktirmek.His aim in life is to save money.
Onun hayatı sorun dolu.His life is full of trouble.
Onun hayatı uzun bir başarısızlıklar dizisiydi.His life was a long series of failures.
Hayatı ona bağlıdır.His life rests on her.
Sanırım onun hayatı tehlikede.I think his life is in danger.