Ve yol boyunca gördüğümüz buzullarda böyle buzun erimesiyle oluşmuş havuzlardı.Y a todo lo largo del glaciar vimos estos grandes charcos de hielo derritiéndose.
Ve yol boyunca gördüğümüz buzullarda böyle buzun erimesiyle oluşmuş havuzlardı.Και κατά μήκος του παγετώνα βλέπαμε μεγάλες λακκούβες από πάγο που έλιωνε.
Ve yol boyunca gördüğümüz buzullarda böyle buzun erimesiyle oluşmuş havuzlardı.И край целия глетчер виждахме големи локви от топящ се лед.
Ve yol boyunca gördüğümüz buzullarda böyle buzun erimesiyle oluşmuş havuzlardı.И на всем пути к леднику мы видели эти большие озера тающего льда.
Ve yol boyunca gördüğümüz buzullarda böyle buzun erimesiyle oluşmuş havuzlardı.Усюди довкола льодовика ми бачили великі улоговини з танучим льодом.
Ve yol boyunca gördüğümüz buzullarda böyle buzun erimesiyle oluşmuş havuzlardı.כל הדרך למעלה ובצד ימין שלנו נמצא קרחון קומבו הענק
Ve yol boyunca gördüğümüz buzullarda böyle buzun erimesiyle oluşmuş havuzlardı.وطوال مسار الأنهار المتجمدة رأينا هذه الأحواض الضخمة للجليد المتجمد.
Ve yol boyunca gördüğümüz buzullarda böyle buzun erimesiyle oluşmuş havuzlardı.大きな池を過ぎると エベレストの頂を見上げる
Video: Tenis kortumuz, yüzme havuzumuz, sinema salonumuz var --영상 :우리는 테니스장도 있고 수영장도 있고 영화도 볼 수 있지.
Video: Tenis kortumuz, yüzme havuzumuz, sinema salonumuz var --"We hebben een tennisbaan, een zwembad, een video-ruimte..."
Video: Tenis kortumuz, yüzme havuzumuz, sinema salonumuz var --וידאו: יש לו מגרש טניס, בריכת שחיה, חדר הקרנה -
Video: Tenis kortumuz, yüzme havuzumuz, sinema salonumuz var --الفيديو : لدينا ملعب تنس، حمام سباحة، وغرفة الفحص --
Video: Tenis kortumuz, yüzme havuzumuz, sinema salonumuz var --ポークチョップが食べたくなったら例え真夜中でも
Yani aslında, birbirlerinin havuzuna pisliyorlar.Aşa că fiecare se cacă în curtea vecinului. La propriu.
Yani aslında, birbirlerinin havuzuna pisliyorlar.Chúng còn thải chất cặn bã vào hồ của nhau nữa.
Yani aslında, birbirlerinin havuzuna pisliyorlar.정말로요.
Yani aslında, birbirlerinin havuzuna pisliyorlar.Letterlijk.
Yani aslında, birbirlerinin havuzuna pisliyorlar.Literalmente.
Yani aslında, birbirlerinin havuzuna pisliyorlar.Quindi si cagano a vicenda negli stagni.
Yani aslında, birbirlerinin havuzuna pisliyorlar.Secara harfiah, peternakan itu saling membuang kotoran satu sama lain.
Yani aslında, birbirlerinin havuzuna pisliyorlar.Sie scheißen sich einander in die Tümpel. Im wahrsten Sinne des Wortes.
Yani aslında, birbirlerinin havuzuna pisliyorlar.Takže si svými výkaly navzájem zaneřádí vodní nádrže a to doslovně.
Yani aslında, birbirlerinin havuzuna pisliyorlar.Vraiment littéralement.
Yani aslında, birbirlerinin havuzuna pisliyorlar.Zanieczyszczają się też nawzajem, dosłownie srają na siebie.
Yani aslında, birbirlerinin havuzuna pisliyorlar.Съвсем буквално.
Yani aslında, birbirlerinin havuzuna pisliyorlar.Так что они буквально плюют друг другу в колодец.
Yani aslında, birbirlerinin havuzuna pisliyorlar.הן כולן עושות צרכים האחת לתוך השניה. פשוטו כמשמעו.
Yani aslında, birbirlerinin havuzuna pisliyorlar.بكل معنى الكلمة.
Yani aslında, birbirlerinin havuzuna pisliyorlar.このプロジェクトが行おうとしているのは
Yani ben kıvırcık alelin 5. versiyonuna sahibim. Bu kıvırcık alelin gen havuzumuzda birçok versiyonu olabilir.Нека го кажа по-конкретно.
Yani havuzun dolması için öğlene kadar suyun açık kalması gerekiyor. .Al mediodía del día después de que comienza a llenar la piscina es cuando esta estara llena.
Yani havuzun dolması için öğlene kadar suyun açık kalması gerekiyor. .Ao meio-dia no dia depois que ele começa a encher a piscina é quando Este será completo.
Yani havuzun dolması için öğlene kadar suyun açık kalması gerekiyor. .Kl. 12 dagen efter, påfyldningen af pølen blev begyndt, er den altså fuld.
Yani havuzun dolması için öğlene kadar suyun açık kalması gerekiyor. .О 12 годині того дня, що є наступним за днем, коли ми почали наповнення, басейн буде повним.
Yani havuzun dolması için öğlene kadar suyun açık kalması gerekiyor. .По обяд в деня, следващ този в който започва да пълни, ще бъде пълен басейна.
Yani havuzun dolması için öğlene kadar suyun açık kalması gerekiyor. .في ظهيرة اليوم التالي ستكون البركة مملوءة
Yani saat akşam 10'da başladığında havuz bomboştu. .Así que cuando comienza a las 10 PM--esto es tiempo y esto es que tan llena esta la piscina.
Yani saat akşam 10'da başladığında havuz bomboştu. .Han starter altså kl. 22. Det her er tiden, og det her er, hvor fyldt pølen er.
Yani saat akşam 10'da başladığında havuz bomboştu. .Quando ele começa às 10 - isso é tempo e este é assim que preencher esse pool.
Yani saat akşam 10'da başladığında havuz bomboştu. .Когато започва в 10 ч вечерта - това е времето, а това е колко е пълен басейна.
Yani saat akşam 10'da başladığında havuz bomboştu. .Отже, коли він почав о 10 вечора... це час, а це показує, наскільки є повним басейн.
Yani saat akşam 10'da başladığında havuz bomboştu. .عندما بدأ في العاشرة صباحاً --هذا الوقت وهذا ما تم ملؤه من البركة
Yani taşıyıcılık bir havuz gibi ve yuvanın içindeki karıncalar bir kaynak gibi hareket ederler.Donc le butinage est comme l'évacuation, et les fourmis dans le nid sont une source.
Yani taşıyıcılık bir havuz gibi ve yuvanın içindeki karıncalar bir kaynak gibi hareket ederler.Foerageren is dus een soort riool, en de mieren binnen in het nest zijn een soort bron;
Yani taşıyıcılık bir havuz gibi ve yuvanın içindeki karıncalar bir kaynak gibi hareket ederler.이들은 이미 식량담당개미들로 흡수되고, 서식지 내부의 개미가 새롭게 정비를 담당하는 것입니다.
Yani taşıyıcılık bir havuz gibi ve yuvanın içindeki karıncalar bir kaynak gibi hareket ederler.La raccolta cibo fa da "pozzo" e le formiche dentro il nido da "sorgente".
Yani taşıyıcılık bir havuz gibi ve yuvanın içindeki karıncalar bir kaynak gibi hareket ederler.Nahrungssuche wirkt also quasi als Senke und die Ameisen im Innern des Nests wirken als Quelle.
Yani taşıyıcılık bir havuz gibi ve yuvanın içindeki karıncalar bir kaynak gibi hareket ederler.Patrolować może każdy, ale nie każdy może sprzątać.
Yani taşıyıcılık bir havuz gibi ve yuvanın içindeki karıncalar bir kaynak gibi hareket ederler.Så det at fouragere fungerer som et afløb, og myrerne inde i boet fungerer som en kilde.
Yani taşıyıcılık bir havuz gibi ve yuvanın içindeki karıncalar bir kaynak gibi hareket ederler.Значи, събирането на храна действа като умивалник, а мравките вътре в гнездото действат като извор.
Yani taşıyıcılık bir havuz gibi ve yuvanın içindeki karıncalar bir kaynak gibi hareket ederler.אז ליקוט משמש כמעין כיור, והנמלים מחוץ לקן משמשות כמקור.
Yani taşıyıcılık bir havuz gibi ve yuvanın içindeki karıncalar bir kaynak gibi hareket ederler.حيث أن النمل الباحث عن الطعام يعتبر بمثابة الحوض، والنمل داخل العش يمثلون المصدر.
Yani taşıyıcılık bir havuz gibi ve yuvanın içindeki karıncalar bir kaynak gibi hareket ederler.最後に アリが活動するかどうかは
Yansıma Havuzuna ulaşabilirsin..עד מחר בצהריים
Yapacağım diğer varsayım ise şu popülasyon temelde göz rengi genine bağlı bir gen havuzuna sahip. -Drugie założenie mówi, że pula genowa populacji względem genów warunkujących kolor oczu jest stabilna i stała.
Yapacağım diğer varsayım ise şu popülasyon temelde göz rengi genine bağlı bir gen havuzuna sahip. -Také předpokládejme, že tato populace má v podstatě stabilní genofond vzhledem ke genu pro barvu očí.
Yapacağım diğer varsayım ise şu popülasyon temelde göz rengi genine bağlı bir gen havuzuna sahip. -І друге припущення,яке я зроблю : популяція, в цілому, зберігає стабільний генофонд відносно кольору очей.
Yapacağım diğer varsayım ise şu popülasyon temelde göz rengi genine bağlı bir gen havuzuna sahip. -وسأكتب الافتراضات الاخرى هذه المجموعة لديها اساسا مجموعة مستقرة من الجينات تتعلق بجين لون العين.
Yeruşalimde Koyun Kapısı yanında, İbranicede Beytesta denilen beş eyvanlı bir havuz vardır.A była w Jeruzalemie przy owczej bramie sadzawka, którą zowią po żydowsku Betesda, mająca pięć ganków.
Yeruşalimde Koyun Kapısı yanında, İbranicede Beytesta denilen beş eyvanlı bir havuz vardır.A v Jeruzaleme je pri Ovčej bráne rybník, ktorý sa volá židovsky Bethesda a má pätoro siení,