Amfipolis ve Apollonyadan geçerek Selanike geldiler. Burada Yahudilerin bir havrası vardı.In šla sta skozi Amfipol in Apolonijo in prišla v Solun, kjer je bila shodnica Judov.
Amfipolis ve Apollonyadan geçerek Selanike geldiler. Burada Yahudilerin bir havrası vardı.Ja he matkustivat Amfipolin ja Apollonian kautta ja tulivat Tessalonikaan, jossa oli juutalaisten synagooga.
Amfipolis ve Apollonyadan geçerek Selanike geldiler. Burada Yahudilerin bir havrası vardı.저희가 암비볼리와 아볼로니아로 다녀가 데살로니가에 이르니 거기 유대인의 회당이 있는지라
Amfipolis ve Apollonyadan geçerek Selanike geldiler. Burada Yahudilerin bir havrası vardı.Men de rejste igennem Amfipolis og Apollonia og kom til Thessalonika, hvor Jøderne havde en Synagoge.
Amfipolis ve Apollonyadan geçerek Selanike geldiler. Burada Yahudilerin bir havrası vardı.Och de foro över Amfipolis och Apollonia och kommo så till Tessalonika. Där hade judarna en synagoga;
Amfipolis ve Apollonyadan geçerek Selanike geldiler. Burada Yahudilerin bir havrası vardı.Pavel şi Sila au trecut prin Amfipoli şi Apolonia, şi au venit în Tesalonic, unde era o sinagogă a Iudeilor.
Amfipolis ve Apollonyadan geçerek Selanike geldiler. Burada Yahudilerin bir havrası vardı.Seguendo la via di Anfipoli e Apollonia, giunsero a Tessalonica, dove c'era una sinagoga dei Giudei
Amfipolis ve Apollonyadan geçerek Selanike geldiler. Burada Yahudilerin bir havrası vardı.Tendo passado por Anfípolis e Apolônia, chegaram a Tessalônica, onde havia uma sinagoga dos judeus.
Amfipolis ve Apollonyadan geçerek Selanike geldiler. Burada Yahudilerin bir havrası vardı.Zij reisden via Amfipolis en Apollonia naar Thessalonica, waar een Joodse gemeenschap was.
Amfipolis ve Apollonyadan geçerek Selanike geldiler. Burada Yahudilerin bir havrası vardı.Διοδευσαντες δε την Αμφιπολιν και Απολλωνιαν, ηλθαν εις Θεσσαλονικην, οπου ητο η συναγωγη των Ιουδαιων.
Amfipolis ve Apollonyadan geçerek Selanike geldiler. Burada Yahudilerin bir havrası vardı.О Защото внасяш нещо странно в ушите ни; бихме обичали, прочее, да узнаем какво ще е то.
Amfipolis ve Apollonyadan geçerek Selanike geldiler. Burada Yahudilerin bir havrası vardı.Перейшовши ж Амфиполь та Аполонию, прийшли в Солунь, де була школа Жидівська.
Amfipolis ve Apollonyadan geçerek Selanike geldiler. Burada Yahudilerin bir havrası vardı.Пройдя через Амфиполь и Аполлонию, они пришли в Фессалонику, где была Иудейская синагога.
Amfipolis ve Apollonyadan geçerek Selanike geldiler. Burada Yahudilerin bir havrası vardı.ויהי אחרי עברם באמפפוליס ובאפלוינא ויבאו אל תסלוניקי אשר שם בית כנסת היהודים׃
Amfipolis ve Apollonyadan geçerek Selanike geldiler. Burada Yahudilerin bir havrası vardı.فاجتازا في امفيبوليس وابولونية وأتيا الى تسالونيكي حيث كان مجمع اليهود.
Amfipolis ve Apollonyadan geçerek Selanike geldiler. Burada Yahudilerin bir havrası vardı.保 羅 和 西 拉 、 經 過 暗 妃 波 里 、 亞 波 羅 尼 亞 、 來 到 帖 撒 羅 尼 迦 、 在 那 裡 有 猶 太 人 的 會 堂
Amfipolis ve Apollonyadan geçerek Selanike geldiler. Burada Yahudilerin bir havrası vardı.保羅 和 西拉 、 經過 暗妃 波里 、 亞波羅尼亞 、 來到 帖 撒羅尼迦 、 在 那 裡 有 猶太人 的 會堂
Bir başka Şabat Günü İsa havraya girmiş öğretiyordu. Orada sağ eli sakat bir adam vardı.A stalo sa aj v inú sobotu, že vošiel do synagógy a učil. A bol tam človek, ktorého pravá ruka bola uschlá.
Bir başka Şabat Günü İsa havraya girmiş öğretiyordu. Orada sağ eli sakat bir adam vardı.Ja toisena sapattina hän meni synagoogaan ja opetti; ja siellä oli mies, jonka oikea käsi oli kuivettunut.
Bir başka Şabat Günü İsa havraya girmiş öğretiyordu. Orada sağ eli sakat bir adam vardı.또 다른 안식일에 예수께서 회당에 들어가사 가르치실새 거기 오른손 마른 사람이 있는지라
Bir başka Şabat Günü İsa havraya girmiş öğretiyordu. Orada sağ eli sakat bir adam vardı.Một ngày Sa-bát khác , Ðức_Chúa_Jêsus vào nhà hội dạy_dỗ . Tại đó , có một người bàn_tay hữu bị teo .
Bir başka Şabat Günü İsa havraya girmiş öğretiyordu. Orada sağ eli sakat bir adam vardı.Một ngày Sa-bát khác, Ðức Chúa Jêsus vào nhà hội dạy dỗ. Tại đó, có một người bàn tay hữu bị teo.
Bir başka Şabat Günü İsa havraya girmiş öğretiyordu. Orada sağ eli sakat bir adam vardı.Zgodi se pa v drugo soboto, da gre v shodnico in uči. In tam je bil človek, čigar desna roka je bila usehla.
Bir başka Şabat Günü İsa havraya girmiş öğretiyordu. Orada sağ eli sakat bir adam vardı.И каза им: Човешкият Син е господар на съботата.
Bir başka Şabat Günü İsa havraya girmiş öğretiyordu. Orada sağ eli sakat bir adam vardı.ויהי בשבת אחרת בא אל בית הכנסת וילמד ושם איש אשר יבשה ידו הימנית׃
Bir başka Şabat Günü İsa havraya girmiş öğretiyordu. Orada sağ eli sakat bir adam vardı.وفي سبت آخر دخل المجمع وصار يعلم. وكان هناك رجل يده اليمنى يابسة.
Bir başka Şabat Günü İsa havraya girmiş öğretiyordu. Orada sağ eli sakat bir adam vardı.又 有 一 個 安 息 日 、 耶 穌 進 了 會 堂 教 訓 人 . 在 那 裡 有 一 個 人 右 手 枯 乾 了
Bir başka Şabat Günü İsa havraya girmiş öğretiyordu. Orada sağ eli sakat bir adam vardı.又 有 一 個 安息日 、 耶穌進 了 會堂 教訓人 . 在 那裡 有 一 個 人 右手 枯乾了
Bir Şabat Günü İsa, havralardan birinde öğretiyordu.A po tie soboty učil v jednej z tých synagóg.
Bir Şabat Günü İsa, havralardan birinde öğretiyordu.I nauczał w jednej bóżnicy w sabat.
Bir Şabat Günü İsa, havralardan birinde öğretiyordu.Isus învăţa pe norod într'o sinagogă în ziua Sabatului.
Bir Şabat Günü İsa, havralardan birinde öğretiyordu.Ja hän oli opettamassa eräässä synagoogassa sapattina.
Bir Şabat Günü İsa, havralardan birinde öğretiyordu.Jésus enseignait dans une des synagogues, le jour du sabbat.
Bir Şabat Günü İsa, havralardan birinde öğretiyordu.Jesús enseñaba en una de las sinagogas en el sábado
Bir Şabat Günü İsa, havralardan birinde öğretiyordu.Jesus estava ensinando numa das sinagogas no sábado.
Bir Şabat Günü İsa, havralardan birinde öğretiyordu.안식일에 한 회당에서 가르치실 때에
Bir Şabat Günü İsa, havralardan birinde öğretiyordu.Men han lærte i en af Synagogerne på Sabbaten.
Bir Şabat Günü İsa, havralardan birinde öğretiyordu.Một ngày Sa-bát , Ðức_Chúa_Jêsus giảng_dạy trong nhà hội kia .
Bir Şabat Günü İsa, havralardan birinde öğretiyordu.Một ngày Sa-bát, Ðức Chúa Jêsus giảng dạy trong nhà hội kia.
Bir Şabat Günü İsa, havralardan birinde öğretiyordu.När han en gång på sabbaten undervisade i en synagoga,
Bir Şabat Günü İsa, havralardan birinde öğretiyordu.nít vala pedig szombat[nap]on egy zsinagógában.
Bir Şabat Günü İsa, havralardan birinde öğretiyordu.Og han holdt på å lære i en av synagogene på sabbaten;
Bir Şabat Günü İsa, havralardan birinde öğretiyordu.Pada suatu hari Sabat, Yesus mengajar di sebuah rumah ibadat
Bir Şabat Günü İsa, havralardan birinde öğretiyordu.Učil je pa v eni njih shodnic v soboto.
Bir Şabat Günü İsa, havralardan birinde öğretiyordu.Učil pak v jedné škole jejich v den sváteční.
Bir Şabat Günü İsa, havralardan birinde öğretiyordu.Una volta stava insegnando in una sinagoga il giorno di sabato
Bir Şabat Günü İsa, havralardan birinde öğretiyordu.Und er lehrte in einer Schule am Sabbat.
Bir Şabat Günü İsa, havralardan birinde öğretiyordu.Εδιδασκε δε εν μια των συναγωγων το σαββατον.
Bir Şabat Günü İsa, havralardan birinde öğretiyordu.В одной из синагог учил Он в субботу.
Bir Şabat Günü İsa, havralardan birinde öğretiyordu.И една събота Той поучаваше в една от синагогите;
Bir Şabat Günü İsa, havralardan birinde öğretiyordu.Навчав же в одній школі по суботам.
Bir Şabat Günü İsa, havralardan birinde öğretiyordu.ויהי הוא מלמד בשבת באחד מבתי הכנסיות׃
Bir Şabat Günü İsa, havralardan birinde öğretiyordu.وكان يعلّم في احد المجامع في السبت.
Bir Şabat Günü İsa, havralardan birinde öğretiyordu.安 息 日 、 耶 穌 在 會 堂 裡 教 訓 人
Bir Şabat Günü İsa, havralardan birinde öğretiyordu.安息日 、 耶穌 在 會堂裡 教訓人
Böylece havralarında Tanrı sözünü duyurarak ve cinleri kovarak bütün Celile bölgesini dolaştı.A kázal v ich synagógach po celej Galilei a vyháňal démonov.
Böylece havralarında Tanrı sözünü duyurarak ve cinleri kovarak bütün Celile bölgesini dolaştı.E andò per tutta la Galilea, predicando nelle loro sinagoghe e scacciando i demòni
Böylece havralarında Tanrı sözünü duyurarak ve cinleri kovarak bütün Celile bölgesini dolaştı.És prédikál vala azoknak zsinagógáiban, egész Galileában, és ördögöket ûz vala.
Böylece havralarında Tanrı sözünü duyurarak ve cinleri kovarak bütün Celile bölgesini dolaştı.Et il alla prêcher dans les synagogues, par toute la Galilée, et il chassa les démons.
Böylece havralarında Tanrı sözünü duyurarak ve cinleri kovarak bütün Celile bölgesini dolaştı.Foi, então, por toda a Galiléia, pregando nas sinagogas deles e expulsando os demônios.