Hummel 1942 yılında tank birliklerine hareketli topçu desteği vermek üzere tasarlandı.Hummel a fost proiectat în 1942 din cauza crizei acute de tunuri autopropulsate.
Çevik ve hareketli balıklardır.Ezek a passzív és aktív mozgások.
Palangalarda uygulanacak kuvvet hesaplanırken hareketli makaraların ağırlıkları da hesaba katılır.A Földhöz képest mozgó testek esetén még a Coriolis-erő hatását is figyelembe kell venni.
Hareketli ve dinamik bir dans şarkısıdır.Egészséges, dinamikus mozgású.
Hükümet bu hareketliliği dağıtmak için elinden gelen her şeyi yapıyordu.Az állami hatóságok mindent megtettek eltávolítása érdekében.
Her şey atomlar ve atomların hareketliliğinden ibarettir.Ezek atomok vagy atomi események.
Engerek oldukları için zaten fazla hareketli değildirler ve kaçmak yerine savaşmayı tercih ederler.Az emberrel szemben igen gyáván viselkednek, inkább menekülnek, mint védekeznek.
Şehirde bulunan birçok pub, bar ve gece kulübü hareketli bir gece hayatı oluşturmaktadır.Számos bankja, híres kaszinója és mozgalmas éjszakai élete markáns nemzetközi légkört kölcsönöz neki.
Dikkate değer bir çalışmaydı çünkü hareketli parçaları yoktu.Mély bánata, hogy nincs aktív ereje.
İlçe de sosyal hareketlilik söz konusu değildir.Ne mondjátok, hogy a társadalmi mozgalom kizárja a politikai mozgalmat.
Mambo, rumba dansının daha hareketli daha kıvrak çeşidine denir.A klasszikus tánczenén kívül néhány popzenére is lehet rumba lépéseket táncolni.
Jeanne inanılmaz hareketli bir varlıktı, dünya kadar konuşurdu." dedi.Goldman „túl döbbent volt, hogy bármit is szóljon.”
Daha çok hareketli parçalar albümde yer aldı.Ennek ellenére is több kislemez jelent meg az album mellé.
Elde taşınan kamera ile elde edilecek hareketlilik ya da hareketsizlikler serbesttir.Vain kehon aikaansaama kameran liike tai vakaus on sallittua.
1913 - Ford Motor Company, ilk hareketli montaj hattını başlattı.1913 – Ford Motor Company otti käyttöön ensimmäisen liukuhihnan.
Günümüzde yarı iletkenlerle yapılmış invertörler hareketli parçalara sahip değildir.Hajasaantimuistit on nykyisin toteutettu puolijohteilla eikä niissä ole liikkuvia osia.
Çevik ve hareketli balıklardır.Lättäniä ja ilmapallomaisia kaloja.
Hayvanlar bazı hayat evreleri hariç hareketlidirler.He pelastavat eläimet monien vauhdikkaiden vaiheiden jälkeen.
Kelimenin orijinali bir ordunun peşinde hareket eden hareketli hastane anlamında kullanılmıştır.Alun perin sana tarkoitti liikuteltavaa sairaalaa, joka seurasi armeijan liikkeitä.
Bu araçlar hareketli idi ancak obüs mürettebatını korumuyordu.Vaunu oli myös ilmatiivis suojatakseen miehistöä ABC-aseiden vaikutuksilta.
Yazın sonlarında yayınlanmasına rağmen yazın en iyi hareketli parçaları arasında yer aldı.Hän oli siirrostaan huolimatta kauden päättyessä Ässien paras maalintekijä.
Bu bakımdan dünyanın en hareketli boğazlarından biridir.Sen rinne on yksi maailman jyrkimpiä.
Sazın sesi bazen hareketli, bazen duygulu, bazen de coşkuludur.Esitystapa ei ole koominen, vaan tunteellinen, joskus sentimentaalinen.
Çünkü bu araç ağır hareketli ve kalın zırhlı piyade destek tankı sınıfındaydı.Jalkaväen tueksi kehitettiin taas raskaita ja hitaita ns. jalkaväkivaunuja (Infantry Tank).
1889 - Thomas Edison ilk hareketli resim gösterimini gerçekleştirdi.1889 – Thomas Edison näytti ensimmäisen elokuvansa.
Oyunun grafikleri diğer tarayıcı oyunlarına nazaran daha hareketlidir.Maailmanlaajuisestikin peliala kasvoi muita viihteen aloja nopeammin.
1913 - Ford Motor Company, ilk hareketli montaj hattını başlattı.1913 - Η Ford Motor Company παρουσιάζει την πρώτη κινούμενη γραμμή συναρμολόγησης.
Alaca yunus oldukça hareketlidir.Το ηφαίστειο Ούνζεν είναι πολύ ενεργό.
Daima hareketli ve coşkuludur, yorulmak bilmez.Νυστάζει συνεχώς και βαριέται να κάνει το οτιδήποτε.
Çünkü, buradaki hava daha az hareketlidir.Έτσι, ο κινούμενος αέρας χρειάζεται λιγότερη προσπάθεια.
Hareketlilik değişmeleri.Αλλαγές στη συμπεριφορά.
Diğer direkt yöntem hareketli küme metodu olarak adlandırılır.Η άλλη άμεση μέθοδος είναι η λεγόμενη μέθοδος του κινούμενου σμήνους.
Dans etmeyi çok sever, oldukça hareketli ve sportiftir.Έμαθε ιππασία, χορό και του άρεσε ο αθλητισμός.
10 Ağustos 1809'da İspanya'dan bağımsızlığı kazanmak için bir hareketlilik başladı.Εκεί στις 10 Αυγούστου του 1809 πρωτακούστηκε η κραυγή για την ανεξαρτησία.
Gerçekte bu faktörler yüzünden askeri hareketlilik yavaşlamıştı, ama daha çok Alman tarafında.Militære operationer blev bremset af disse faktorer, men langt mere på den tyske end på den sovjetiske side.
Hareketli parçası yoktur.Ingen bevægelig dele.
Treponema pallidum alttürü pallidum spiral şekilli, Gram-negatif, son derece hareketli bir bakteridir.Treponema pallidum-underarten pallidum er en spiralformet, Gram-negativ, meget mobil bakterie.
Çiftetelli, 4-4 ritme sahip oldukça hareketli bir dans.Quickstep (engelsk for "hurtigtrin") er en hurtig selskabsdans i 4/4-takt.
Bunların dışında 1950'lerden beri Pop ve Rock alanında oldukça canlı bir müzik hareketliliği görülür.Herudover har der siden 1950'erne været en levende pop- og rockscene i Schweiz.
Sonradan hit bir şarkı olacağı düşünülerek hareketli bir şekilde tekrar bestelemiştir.De spørger; kommer der snart en ny sang?
Kıpırtılı olmak, yaşıtlarına göre daha hareketli olmak olarak tanımlanabilir.Det siges, at den kan bevæge sig ligeså hurtigt som tanken.
Dans etmeyi çok sever, oldukça hareketli ve sportiftir.Hun elsker at flyve, er lidt af en fartdjævel og meget konkurrencebevidst.
Her şey atomlar ve atomların hareketliliğinden ibarettir.Det er den samlede vægt af atomets nukleoner samt elektroner.
Fakat, klasik-kuantum uyumu günümüzde en hareketli alanlardan biridir.Helligdommen skatepark er i dag et af de mest aktive områder i kommunen.
Bunun nedeni de hastaların hareketli kalmalarını sağlamaktır.Sygdommen betyder, at patienten får problemer med at bevæge sig.
Hareketli toplar ve obüsler esas olarak mayın tarama tekneleri (balıkçı tekneleri) üzerinde etkili olmaktadır.Robåde og lave motorbåde kan sejle under uden problemer).
Materyale belirli ölçüde hareketlilik katarak kullanıcıyı rahatlatacak, işini kolaylaştıracaktır.Smart brugerflade gør driften lettere.
Çenesiz puplar (pupa adectica): Kitinleşmiş ve hareketli mandibulları yoktur.Hodet er uten skarpe, opphøyde kjøler.
Yoşiyahu MÖ 641/640'ta Yehuda kralı olduğunda uluslararası platformda hareketlilik söz konusuydu.Da Josjia ble konge av Judea i omtrent 641/640 f.Kr. var den internasjonale situasjonen flytende.
1991 yılı da çok hareketli geçmiştir.Året er 1991, og mye har skjedd.
Okuldaki arkadaşları ve öğretmenleri onu, kaba ve hareketli bir çocuk olarak tanımlıyorlardı.På skolen ble han av sine kolleger oppfattet som nokså aggressiv og vilkårlig i sin fremferd.
Aktif tabakanın kalınlığı yük taşıyıcı hareketliliğiyle(Mobilite) ters orantılıdır.Mobilt steinknuseanlegg er et beltegående mobilt (bevegelig) knuserverk.
Sabit makaraya, aynı gövdeye bağlı bir veya daha fazla hareketli makaranın ilâve edilmesiyle meydana gelir.Hos hannen er pannen noe forlenget, eller med et mer eller mindre trekantet fremspring.
Bu kemiklerden sadece alt çene kemiği hareketlidir; diğerleri birbirlerine sturalarla kaynaşmıştır.Den ene av disse pumpene drives av drivakslene foran, den andre av bakhjulene via bakhjulsdifferensialen.
Hareketli parçası yoktur.Den har intet avløp.
Ancak bunun yanı sıra 1637 ve 1896 yılları arasında açıkdenizde hareketlilikler olmuş olması olasıdır.Undersjøiske utbrudd kan forøvrig også ha funnet sted i 1637 og 1896.
San Francisco'da ise Londra'nın aksine daha hareketli bir hayat var.Sammenlignet med London har Boise et kaldere klima enn London.
Hareketli bir yaşam tarzı, riski yarıya indirebilir.Perubahan gaya hidup yang intensif dapat menurunkan risiko menjadi setengahnya.
(Diğer bir deyişle onlara özgü hareketli çerçevelerinde genişler. )Hal itu dilakukan dengan maksud menyambung keturunan mereka kelak di alam baka.
Hareketli parçası yoktur.Tidak ada reaktivasi.