hareket ile cümle
hareket kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
İnsanların bu filmden dolayı hareketlendiğini görmek inanılmazdı.It was amazing to see how people were moved by this film.
Ve sonra bir şirketi harekete geçirecek becerilere sahip olmanız lazım.And you have to have the skills that it takes to get a company going.
Tektonik (yüzey kabuğunun hareketi ile o.ç.) görünen oluşumlar var.And there are features that look tectonic.
Yani yüzeyi, yüzey kabuğunun hareketleriyle değişmişti.And so it's been tectonically altered.
Hareket eden ve bir illüzyonistinki gibi dönüşen bir ortam yaratmak istedim.I wanted to create environments that moved and morphed like an illusionist.
Bu hareket ve heyecan.It's motion and emotion.
Öğretiyoruz, dokunuyoruz ve hareket ediyoruz.We teach, touch and move.
Fakat hareket ediyorlar ve birbirlerine çarpıyorlar.But they're moving around and bumping into each other.
Çünkü şimdi o elektronlar serbestçe hareket edebilirler.Because now these electrons are free to move.
Bu şekilde elektronlar hava moleküllerinde hareket etmeye başlıyorlar.So their electrons start to want to move away in the air molecules.
Bilgisayarlar objeleri hareket ettirdi, ama bunlar gerçek, bizim katladığımız objeler.Computers made things move, but these were all real, folded objects that we made.
Basın için gidiyorum [yazmak / ENTER] harekete geçmek içinI'm going to press [WRlTE / ENTER] to take action
Bir firma bütünlüğü ile hareket etmeli. Bir firma ile hareket etmeliA firm must act with integrity.
Sistem her hareketi diğer videodaki her hareketle karşılaştırıp aynı şeyin olup olmadığına bakıyor.The system compares every moment of one to the other to see if there's a match.
Bence ilk hareket noktamız doğal tabiat sermayesinin farkına varmak olmalı.I think the first point to make is that we need to recognize natural capital.
Sonrasında Çin hükümeti duyarlı bir şekilde hareket ederek ağaçların kesilip yakılmasını yasakladı.And the Chinese government responded sensibly and placed a ban on felling.
Konuşmanın sonunda, onun hareket ettiğini göreceğiz.By the end of the talk, we're going to see it move.
Eğer muhafazayı hareket ettirirseniz, top geride kalarak yayı gerdirir.If you move the housing up the ball lags behind stretching the spring.
Bu, merkezi kısım hareket ettiğinde akımın akacağı anlamına gelmekte.That means that if the center section moves than current will flow.
Hayvan kolunu farklı şekillerde hareket ettirirken bilgisayar beynin nasıl davrandığını öğrendi.The computer learned what the monkey brain did to move its arm in various ways.
Besin zinciri yoluyla hareket eder ve daha sonra aktarılır.It is then transferred as it moves through the food chain.
Bazen hastalık yapan organizmalar konağın hareketliliğine ihtiyaç duymazlar.Sometimes, you get disease organisms that don't rely on host mobility at all for transmission.
Yani taşıyıcılık bir havuz gibi ve yuvanın içindeki karıncalar bir kaynak gibi hareket ederler.So foraging acts as a sink, and the ants inside the nest act as a source.
Sonuç olarak her karınca an be an, hareket edip etmeyeceğine... ...karar veriyor gibi görünüyor.And finally, it looks like each ant is deciding moment to moment whether to be active or not.
Sizce bu durumda A şirketinin hisse senedinin fiyat hareketi nasıl olur?So what do you think would happen to the stock of company A?
Gözlemin kendisi, gözlem hareketi onu değiştirmekte.The act of observation changes it.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.We are there to inspire, to provoke, to mobilize, to bring hope to our people.
Yeşil hareket tüm dünyayı etkiledi.The green movement significantly inspired the world.
littleBits basit hareketlerle sizin programlamanıza izin veriyor.littleBits allow you to program using very simple intuitive gestures.
Burada yaptıkları bir projeyi görüyorsunuz, hareketle çalışan bir konfeti topu.Here's an example of a project they made, a motion-activated confetti canon ball.
Uzak mesafeden ateş edebilir veya grup halinde hareket eden müttefiklerinize destek olabilirsiniz.You can either shoot from a distance or support your allies while acting in a group.
Ancak hızlı, hareketli ve dinamik tankları sevenler yeni Amerikan tankını sevecektir.But those who love fast, mobile, dynamic tanks will find the new American tank to their liking.
Hareketli duvarı kaydır ve katlanabilir yatakları çıkar.Move the moving wall, have some fold-down guest beds.
Bundan dolayı, Napolyon harekete geçip Alpleri geçmeye karar verdi.So Napoleon decides to take charge, cross the Alps.
Size orduların bu arada nereye hareketlendiğini göstereyim.Let me show you the troop movements that were going on at this time.
Diego ise kararlı bir şekilde duruyor, hareket etmiyor. Eli orada ve Frida için açık.Diego is sturdy and not moving, he has got his hand there and open for her
Sıradağlar, plaka hareketleri kıtaları hareket ettirerek cevher yataklarını oluşturur.Mountain ranges, plate tectonics, moves the continents around, forms ore deposits.
Hareketli bir elektron da manyetik alan oluşturabilir. -And actually, just a moving electron creates a magnetic field.
Daha önce bir cismin dönüş hareketini incelediğimiz videolardaki şekle benzer bir şey çizeceğim.So here I'll draw it just like how I do when I try to do rotations of solids in the calculus video.
Tel boyunca hareket eden bir şey olsaydı ise statik olarak görünürdü. -While if you were whizzing along with it, then that thing would look static.
Onların hepsi hareketsiz gazlardır.They're all these inert gases.
Hareketsiz derken kastım onların hiçbir şey yapmamasıdır.Inert just means that they don't do anything.
Ve bunlar hareketsizdir.But these are inert.
Sanat yönetmeni böylece farklı sahneler ve izleyici düzenlemeleri arasında hareket edebiliyor.Suddenly the artistic director can move between different stage and audience configurations.
Söylediğim gibi balkonlar hareket edebilir, ayrıca bütünüyle yok edilebilir de.As I said, all the balconies can move, but they can also be disappeared completely.
Parçacık yön değiştiriyor. Şuradayım diyelim ve izin üstünde azıcık hareket edeyim. -So let's say I move, this is an infinitesimally small dr.
Sonsuz küçüklükte bir d r kadar hareket ediyorum.Right?
Parçacık hareket ettikçe, zaman arttıkça diye düşünebilirsiniz. -And then what is f dot dr?
Hamid'in annesi üzüntüsünden hareketsizdi.Hamid's mother was motionless with grief.
Fakat körfezde toplanıp sonra yeniden Arktik bölgelere hareket ediyorlar.But they concentrate in the Gulf and then fan out all across the Arctic.
Çünkü merhamet duygularımızı harekete geçirmek burada çok ama çok büyük önem taşıyor.It's really, really important that we express our compassion.
Böylece Çin hareket zamanı: bu tür bir pazar fırsatı gördü ve devraldı. ---So that's when the Chinese moved in, saw a market opportunity and took over. (Laughter)
Samuel Gompers tarafından yayınlanan kitapçığı, bizim Amerikan işçi hareketinin kahramanıIt's a pamphlet published by Samuel Gompers, hero of our American labor movement.
Fakat bunun halkın içinden kopup gelen bir hareket olduğunu unutmayın.But keep in mind that this was a grassroots movement.
Bir sonraki video klipte, biyoluminesensi nasıl harekete geçirdiğimizi göreceksiniz.This next video clip, you're going to see how we stimulated the bioluminescence.
Ama eğer risk alır ve harekete geçerseniz, lütfen ışıkları kapamayı unutmayın.But if you do take the plunge, please remember to turn out the lights.
Bütün yaptığım elimi havaya kaldırıp hareket ettirmek oldu.So all I did was take my hand and then I move my hand.
Bütün yaptığım bu "T" bölgesini keşfetmek ve onu bazı hareketlerle süslemek.So all I'm doing is exploring this space of "T" and flashing through it with some action.
Yaptığım hareketleri hatırlamıyorum.I'm not remembering what I'm doing.
Onlardan hareketlerimin birebir kopyasını yapmalarını istemiyorum.I'm not asking them to copy exactly.