Tom hiçbir şey olmamış gibi hareket ediyordu.Tom is acting as though nothing had happened.
Hareket etmemiz gerekecek.We're going to have to move.
Mümkün olduğu kadar çabuk hareket ettim.I moved as quickly as I could.
Tom elinden geldiği kadar hızlı hareket etti.Tom moved as quickly as he could.
Şimdi hareket etmek zorundayım.I have to act now.
Aptalca hareket ettim.I acted foolishly.
Fadıl harekete geçmek zorunda olduğuna karar verdi.Fadil decided he had to act.
Burada çok fazla hareket var.There's lots of movement here.
Kendi hareketimizin sonuçlarını kabul etmeye hazır olmalıyız.We must be ready to accept the consequences of our own action.
Ağlamak yerine hareket etmeyi tercih ederim.I prefer to act, instead of crying.
Mutluluk hazır bir şey değildir. O sizin kendi hareketlerinizden geliyor.Happiness is not something ready made. It comes from your own actions.
Leyla hayatını kurtarmak için harekete geçmek zorunda kaldı.Layla had to act to save her life.
Tom hareket etmeyi reddetti.Tom refused to budge.
Onun hareket etmesine ne neden oluyor?What's causing that to move?
Hareket etmek beklemekten daha iyidir.It is better to act than to wait.
Tam olarak söylediğim gibi hareket et.Act exactly as I said.
Leyla, Sami'ye doğru hareket etti.Layla moved toward Sami.
Sam, Leyla'ya doğru hareket etti ve onu öpmeye çalıştı.Sami moved toward Layla and tried to kiss her.
Leyla hareket eden arabadan atladı.Layla jumped out of the moving car.
Leyla harekete geçti.Layla took action.
Leyla hareket etmeye devam etti.Layla kept moving.
Sami arabaya binip hareket etti.Sami got in the car and took off.
Tom hareket eden arabadan atladı.Tom jumped out of the moving car.
Sami bugün hareket ediyor.Sami is moving today.
Sami yine hareket ediyor.Sami is moving again.
Sami'nin şiddet içeren cinsel istekleri porno siteleri tarafından harekete geçirildi.Sami's violent sexual urges were excited by porn websites.
Ani hareketler yapmamaya gayret ediyorum.I strive not to make sudden movements.
Tom ayrılmam için bana el hareketi yaptı.Tom gestured for me to leave.
Ben yeterince hızlı hareket etmedim.I didn't move fast enough.
Kendimi savunmak için harekete geçtim.I acted in self-defense.
Bir kas hareket ettirmedim.I didn't move a muscle.
Tom zorlukla hareket edebilir.Tom could hardly move.
Tom hızlı hareket edebilir.Tom can move quickly.
Tom zorlukla hareket edebiliyor.Tom can hardly move.
Zorlukla hareket edebiliyorum.I can hardly move.
Senin kadar hızlı hareket edemem.I can't move as quickly as you can.
Tom hareket etmeyecekti.Tom wouldn't move.
Tom bunu yapmak için harekete geçirilmiş olduğumu biliyordu.Tom knew that I was motivated to do that.
Tom bir hareket memuru olarak çalışıyor.Tom has been working as a dispatcher.
Tom odanın ortasındaki bir sandalyede hareketsiz oturdu.Tom sat motionless on a chair in the center of the room.
Tom şüpheyle hareket ediyor.Tom is acting suspiciously.
Tom'un neden öyle hareket ettiğini anlamıyorum.I don't understand why Tom acted that way.
Sami hareketli bir üniversite kasabasında büyüdü.Sami grew up in a vibrant college town.
Sanırım orada hareket eden bir şey gördüm.I think I saw something moving over there.
Öyle olsa bile, Dünya hareket ediyor!Even so, the Earth moves!
Sami hayatını kurtarmak için harekete geçmek zorundaydı.Sami had to act to save his life.
Sami ilk hareketini yaptı.Sami made his first move.
Hareketlerin sonuçlarını düşünmeyi asla bırakmazsın.You never stop to think of the consequences of your actions.
Sami hareket ediyordu.Sami was moving.
Tom'un hareketli bir programı var.Tom has a hectic schedule.
Sami harekete geçmeye karar verdi.Sami decided to take action.
Sami istismarcı annesini hareketlerinden dolayı hâlâ suçluyor.Sami still blames his abusive mother for his actions.
Hareket et. Burada görülecek hiçbir şey yok.Move along. There's nothing to see here.
Sami yalnız hareket ediyordu.Sami acted alone.
Okyanus sürekli hareket halinde olan büyük bir su kütlesidir.The ocean is a huge body of water that is constantly in motion.
Sami ölümcül bir fırtınayı harekete geçirdi.Sami has set a deadly storm in motion.
Sami, Leyla'nın her hareketini izledi.Sami watched Layla's every move.
Sami ve Leyla harekete geçmeye hazırdılar.Sami and Layla were ready for action.
Sami yavaşça hareket etti.Sami moved slowly.
Sami hareket etmeye başladı.Sami started moving.