hareket etmek ile cümle
hareket etmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
13
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
Her gün hareket etmek ister, eğer bu sağlanmazsa huysuzlanır ve sinirlernir.Wanneer ik niet aan het werk ben, ben ik... elke dag neurotisch, weet je.
Bu sırada çöp kutusunun hareket etmekte olduğunu görür.Met deze stok wordt het doosje voortbewogen.
Bu sayede fiber bir dalga kılavuzu gibi hareket etmektedir.De diode gedraagt zich dan als een geleider.
Bu nedenle çok yavaş ve dikkatli hareket etmekte idi.Hij werkte zeer langzaam en consciëntieus.
Go'da hesaplı hareket etmek (strateji) önemli olsa da, oyunun tek önemli noktası değildir.Nu is schrijven voor toneel ook niet zijn sterkste punt.
Bu elektronlar metal kafesi içinde hareket etmek konusunda özgürdür.Elektrony, znajdujące się w paśmie przewodnictwa, mogą swobodnie się przemieszczać w objętości metalu.
Her değişik komutanın Haçlı ordusu değişik hareket etmekteydi.Oficerowie armii rzymskiej odróżniali się w wielu względach.
Yunanlar yaşadıkları savaşlar nedeniyle sürekli hareket etmek zorunda kaldılar.Rody prowadziły ze sobą ciągłe wojny.
Her gün hareket etmek ister, eğer bu sağlanmazsa huysuzlanır ve sinirlernir.De måste hela tiden ges uppgifter, annars blir de olyckliga och blir nervösa.
Çünkü, gezegen U hızıyla ters yönde hareket etmektedir.Då accelereras luften åt motsatt håll.
Crysis 'in oynanışı Crytek'in geçmiş oyunlarındaki ana fikre göre hareket etmektedir: örneğin Far Cry.«Зрештою, Crysis пропонує приблизно ті ж самі ігрові відчуття, що і його попередник — Far Cry.
Fakat Çağatay Hanına yerlerini belli etmemek için devamlı hareket etmek zorundaydılar.Тому всюди, де він з'являвся, забороняли дзвонити у дзвони.
Ona göre, araba pozitif x ekseni yönünde v hızı ile x ekseni boyunca hareket etmektedir.Припустимо, що нам відомо, з якою швидкістю рухається кожна точка x фазового простору.
Kaçan köleler rota boyunca bir yön istasyonundan diğerine, kuzeye doğru hareket etmekteydi.Uprchlí otroci se pohybovali po této trase od jedné stanice ke druhé a propracovávali se tak na sever.
Daha çok duygularıyla hareket etmektedir.Vaas: Dej do toho víc emocí.
Hareket etmek, hızla bir yere gitmek, gidiş, yerinde duramamak, kaçarak kurtulmak.Ale kam jít, co dělat, jak se zachránit a dostat se ven?
Fakat Özgür Suriye Ordusu ile beraber hareket etmektelerdir.Její vztahy se Svobodnou syrskou armádou jsou napjaté.
Bu nedenle çok yavaş ve dikkatli hareket etmekte idi.Chodí pomalu a ostražitě.
Yaklaşık 30 dakika süren bu yolculukta servisler uçak hareket saatinden 2 saat önce hareket etmektedir.Asi tři minuty před odjezdem si všiml, že se jeho vlak dává do pohybu.
Bu sayede fiber bir dalga kılavuzu gibi hareket etmektedir.Aceasta face fibra să se comporte ca ghid de undă.
Oluşum "devrimin siyasi yüzü" olarak hareket etmektir.Scopul lor a fost de a acționa ca "fața politică a revoluției".
Bu gaz dışarı doğru 164 km/sn hızla hareket etmekte ve uzayda çok büyük bir hızla genişlemektedir.Gazul s-a deplasat spre exterior cu o viteză de aproximativ 164·103m/s, extinzându-se în spațiu.
Alman harekât planı ise batı yönünde olabildiğince hızlı hareket etmek ve bu koridoru açık tutmaktır.Germanii plănuiau să mențină coridorul deschis și să continue deplasarea spre vest.
Aynı anda etkin olarak oynanan kardeşler eş zamanlı hareket etmektedir.A félkövérrel jelzett játékosok jelenleg is aktívak.
Birinden diğerine hareket etmek için öncelikle ayrılış noktasındaki şömine yakılmalıdır.Matkustaakseen toisesta tulisijasta toiseen lähtöpaikan tuli täytyy aluksi sytyttää.
Diğer türlü hareket etmek ayıp- tır.Innostu tekemään toisin!
Resimler yavaş yavaş hareket etmektedirler.Το προεδρικό αυτοκίνητο κινούταν αργά.
Bu nedenle çok yavaş ve dikkatli hareket etmekte idi.Dette måtte skje gradvis og med forsiktighet.
Bu gaz dışarı doğru 164 km/sn hızla hareket etmekte ve uzayda çok büyük bir hızla genişlemektedir.Gas bergerak keluar pada kecepatan 164 km/s dan meluas dengan cepat ketika bergerak ke angkasa.
Helikopterler, Pazar, Pazartesi, Çarşamba ve Cuma günü Vágar Havaalanı'na hareket etmektedir.Helikopter lepas landas dari Bandar Udara Vágar pada hari Minggu, Senin, Rabu, dan Jumat.
Müspet hareket etmek ve olumsuz hareket etmemek.Berinteraksi secara langsung dan tidak.
Bu sırada çöp kutusunun hareket etmekte olduğunu görür.Pada saat itu, lalu lintas peti kemas terus berkembang.
Çünkü, gezegen U hızıyla ters yönde hareket etmektedir.Planet ini akan tampak bergerak ke arah sebaliknya.
365'in kış ayının ardından Valens'in birinci önceliği durumu düzeltmek umuduyla doğuya hareket etmek oldu.Ưu tiên đầu tiên của Valens sau mùa đông năm 364 là tiến về phía đông với hy vọng chống đỡ tình hình.
Hiro ile birlikte hareket etmektedir.いつもHIROと一緒に行動する。
Daha çok duygularıyla hareket etmektedir.彼はもっと感動的なものに向かっている。
Müspet hareket etmek ve olumsuz hareket etmemek.移動、行動不可。
AM-NIC küresel DNS sistemi ile uyumlu IPv6 adresi uyumluluğu üzerinde hareket etmektedir.AM-NICは、グローバルDNS系にIPv6に互換性のあるアドレスへ移行しようとしている。
Oluşum "devrimin siyasi yüzü" olarak hareket etmektir.設立目的は、「革命の政治的な局面にて行動するため」としている。
Bu yüzden karada hareket etmek onlar için irikulaklıgillerde olduğundan daha zordur.鉄の都に入ることは、そこから出ることに比べ非常に容易である。
Otobüs duraktan hareket etmek üzere.バスがもうすぐ停留所を出ちゃうよ。
Kaçan köleler rota boyunca bir yön istasyonundan diğerine, kuzeye doğru hareket etmekteydi.逃亡奴隶会通过路线从一个车站前往下一个车站北上。
Resimler yavaş yavaş hareket etmektedirler.剧情进展缓慢。
Hasta yaralı bölgeyi hareket etmekte zorlanır.這個疾病會損傷病患的丘腦。
Bu gaz dışarı doğru 164 km/sn hızla hareket etmekte ve uzayda çok büyük bir hızla genişlemektedir.가스는 바깥쪽을 향해 초속 164 킬로미터의 속도로 운동하고 있으며, 우주 공간을 향해 빠르게 팽창하고 있다.
AM-NIC küresel DNS sistemi ile uyumlu IPv6 adresi uyumluluğu üzerinde hareket etmektedir.AM-NIC는 국제 DNS 시스템에서 IPv6 주소 호환으로 넘어가고 있다.
Sanki eşyalar kendi kendine hareket etmektedir, gece vakti garip fısıltılar gelmektedir.בשמים נראו מראות מוזרים, וקול יללה מסתורי נשמע בלילות.
Bu gaz dışarı doğru 164 km/sn hızla hareket etmekte ve uzayda çok büyük bir hızla genişlemektedir.הגז נפלט מהפנים החוצה במהירות של 164 קילומטר לשנייה ומתרחב במהירות כשהוא נע לחלל.
Hareket etmek, hızla bir yere gitmek, gidiş, yerinde duramamak, kaçarak kurtulmak.הדבר נעשה כדי לנוע מהר יותר, להימלט מטורפים או לתפוס טרף.
Fakat Özgür Suriye Ordusu ile beraber hareket etmektelerdir.Surađuje zajedno sa Slobodnom sirijskom vojskom u borbi protiv Sirijske vojske.
Hızlı hareket etmek anlamını taşır.Slúži na rýchly pohyb.
Bu yüzden daima bir gözlemci onunla hareket etmek üzere yerleştirilebilir.Opazovalec je vedno vpleten v opazovanje.
Kullanıcı ekrana yukarı veya aşağı hareket etmek için dokunabilir ve kayabilir.Ratai padėtų pakilti ir nusileisti.
Magnetik kuzey her yıl belli bir miktar hareket etmektedir.PLČT turnyro sistema kito sulig kiekvienais metais.
AB tehlikeli ve sorunlu atık arıtımı anlamında, giderek ortak bir pazar gibi hareket etmektedir.Az EU egyre inkább közös piacként működik a veszélyes és problémás hulladék kezelése tekintetében.
AB tehlikeli ve sorunlu atık arıtımı anlamında, giderek ortak bir pazar gibi hareket etmektedir.EU toimii yhä laajemmassa mitassa vaarallisten jätteiden ja ongelmajätteiden käsittelyn yhteismarkkinoina.
AB tehlikeli ve sorunlu atık arıtımı anlamında, giderek ortak bir pazar gibi hareket etmektedir.EU vse bolj deluje kot skupen trg za obdelavo nevarnih in težavnih odpadkov.
AB tehlikeli ve sorunlu atık arıtımı anlamında, giderek ortak bir pazar gibi hareket etmektedir.Stále častejšie EÚ vystupuje ako spoločný trh, pokiaľ ide o nebezpečný a problematický odpad.
AB tehlikeli ve sorunlu atık arıtımı anlamında, giderek ortak bir pazar gibi hareket etmektedir.Η ΕΕ δρα με αυξανόμενο ρυθμό ως κοινή αγορά από πλευράς επεξεργασίας επικινδύνων και προβληματικών αποβλήτων.
Ağacın en tepesine yaklaştığınızda artık düşemeyeceğinizi hissediyorsunuz; hareket etmek oldukça zorlaşıyor.Ha a fa tetejének a közelében vagy, akkor úgy érzed, hogy nem eshetsz le, -- valóban, nehéz mozogni.