(Muhammed Bâkî-billâh) Tasavvuf, vakti, en değerli olan şeye harcamaktır.方當追蹝上古,準的來今,享萬鍾之殊榮,盡色養之深願。
Satanizm nankör insanlar için vakit harcamaktansa hak edenlere incelik göstermeyi emreder.뭉케는 훌라구에게 항복하여 순종하는 자들에게는 친절과 호의로 대하나 복종하지 않는자들에게는 절멸 시킬 것을 명령했다.
Onların yegâne görevi, halka açık gösterilere ya da kamu çalışmalarına para harcamaktı.תפקידם היחיד היה לנהל את הוצאת הכספים על תצוגות המשחקים או על העבודות הציבוריות.
Herakleitos'un sözlerini anlamak için çaba harcamak gerekir.מבחר מאמרות מיצירותיו של הוראטיוס.
Somaliland hükümeti bütçesinin %30'luk kısmını orduya harcamaktadır.Военните разходи достигат 30% от държавния бюджет.
Kazandığı az miktarda parayı da barlarda arkadaşlarıyla içerek harcamaktadır.Спечелените пари изпива с приятели.
Standart bir otomobil 100 km'de 6 litre benzin harcamaktadır.Potrošnja vozila iznosi 16 litara na 100 km.
Arnavutlar tütün ürünlerine yılda yaklaşık 300.000.000 Euro'dan fazla para harcamaktadır.Cestovný ruch vytvára približne 300 000 000€ ročne na Biskajskej HDP.
Somaliland hükümeti bütçesinin %30'luk kısmını orduya harcamaktadır.Vláda Čiernej Hory ponúka 30 % akcií.
Müttefikler, büyük miktarda cephane harcamakla bu ateşlere karşılık verdiler.To nenatančnost so skušali nadomestiti z velikim številom strelcev.
Laboratuvarda çok fazla yetenekli insan bulunmaktaydı fakat ödeneği azdı ve boşa harcamak istemiyorlardı.Haiglas oleks rahast rohkem kasu ja keegi ei tea minu lubadusest.
Ama tüm anarşistlerin yaptığı emek harcamaktır.Aber alles was Anarchisten TUN ist hart daran zu arbeiten.
Ama tüm anarşistlerin yaptığı emek harcamaktır.Mais tout ce que font les anarchistes c'est de mettre en oeuvre
Ama tüm anarşistlerin yaptığı emek harcamaktır.Mas tudo o que anarquistas fazem é trabalhar.
Ama tüm anarşistlerin yaptığı emek harcamaktır.Men alt anarkister gør er at værdsætte arbejde
Ama tüm anarşistlerin yaptığı emek harcamaktır.Pero todo lo que hacen los anarquistas es meter trabajo
Ama tüm anarşistlerin yaptığı emek harcamaktır.و لكن كل ما يفعله الأناركيون هو التطبيق
Ama tüm anarşistlerin yaptığı emek harcamaktır.金のためじゃない 必要だからやってるんだ
Anarşizmin işe yaramadığını söylüyorlar. Ama tüm anarşistlerin yaptığı emek harcamaktır.Se spune că anarhismul nu merge dar tot ce fac anarhiștii este pus în practică
Aynı kalitede tedaviyi alarak parayı yurtlarında harcamaktan mutlular.8~ 10배 정도 많이요. 이들은 또한 자국에서 비용을 지불하는 것에 만족하며, 동등한 품질의 치료를 받지요.
Aynı kalitede tedaviyi alarak parayı yurtlarında harcamaktan mutlular.٨ إلى ١٠ أضعاف. و يشعرون بالسعادة عندما ينفقونها في بلدهم و هم يتلقون نفس مستوى الرعاية
Aynı kalitede tedaviyi alarak parayı yurtlarında harcamaktan mutlular.Así que se sienten contentos de gastarlo en casa, obteniendo la misma calidad en la asistencia.
Aynı kalitede tedaviyi alarak parayı yurtlarında harcamaktan mutlular.Czuli się lepiej, wydając pieniądze w domu i otrzymując te samą jakość leczenia.
Aynı kalitede tedaviyi alarak parayı yurtlarında harcamaktan mutlular.Ed erano felici di spendere i loro soldi a casa, avendo la stessa qualità nelle cure.
Aynı kalitede tedaviyi alarak parayı yurtlarında harcamaktan mutlular.Ils se sentent mieux en dépensant l'argent chez eux, et toutefois, recevant la même qualité de soins.
Aynı kalitede tedaviyi alarak parayı yurtlarında harcamaktan mutlular.Si sunt multumiti ca ii pot cheltui acasa, si primesc acelasi nivel de ingrijire.
Aynı kalitede tedaviyi alarak parayı yurtlarında harcamaktan mutlular.Und sie sind froh, das zu Hause ausgeben zu können, und dabei dieselbe Qualität an Pflege zu erhalten.
Aynı kalitede tedaviyi alarak parayı yurtlarında harcamaktan mutlular.И они рады потратить деньги дома, при этом получая лечение на том же уровне.
Aynı kalitede tedaviyi alarak parayı yurtlarında harcamaktan mutlular.И се радват, че ги харчат у дома, получавайки грижи със същото качество.
Aynı kalitede tedaviyi alarak parayı yurtlarında harcamaktan mutlular.פי 8 עד 10 יותר. והם חשים מאושרים להוציא כסף זה בבית, תמורת אותה איכות של טיפול.
Aynı kalitede tedaviyi alarak parayı yurtlarında harcamaktan mutlular.皆喜んでいます 1 人の患者が支払いをしてくれると
Bakiye 10.000 £ şimdi kullanılabilir bakiye yüksek olacaktır. Robert harcamak 10.000 £החשבון תהיה גבוהה ב £10,000 ממה שאפשרי כעט. ה£10,000 שרוברט הוציא
Bana bir her Cumartesi verir. Harcamak ne bilmiyordum. "그녀는 나에게 한 매주 토요일을 제공합니다. 나는 그것을 지출해야할지 몰랐어요. "
Bana bir her Cumartesi verir. Harcamak ne bilmiyordum. "היא נותנת לי כל יום שבת. לא ידעתי מה לבזבז אותו. "
Bana bir her Cumartesi verir. Harcamak ne bilmiyordum. "تعطيه لي واحد كل يوم سبت. لم أكن أعرف ما لقضاء عليه. "
Bana bir her Cumartesi verir. Harcamak ne bilmiyordum. ""私の単語!のその富は、"マーサは言った。
Ben onunla vakit harcamak iyidir ise, o daha iyi alırsınız.Nếu nó không quan trọng mà tôi dành thời gian với anh ta, anh ta sẽ nhận được tốt hơn.
Ben onunla vakit harcamak iyidir ise, o daha iyi alırsınız.Se é certo que eu gasto tempo com ele, ele vai ficar melhor.
Ben onunla vakit harcamak iyidir ise, o daha iyi alırsınız.Si ça te convient, je passerai plus de temps avec lui, il ira mieux.
Ben onunla vakit harcamak iyidir ise, o daha iyi alırsınız.Si está bien que me paso tiempo con él, se pondrá mejor.
Ben onunla vakit harcamak iyidir ise, o daha iyi alırsınız.אם זה בסדר שאני מבלה איתו הזמן , הוא ישתפר.
Ben onunla vakit harcamak iyidir ise, o daha iyi alırsınız.إذا كان على ما يرام أن أقضي الوقت معه، انه سوف تتحسن.
Ben onunla vakit harcamak iyidir ise, o daha iyi alırsınız.あなたが海兵隊にいたとき、
Bir kadını, yaşamını faşizme karşı savaşta... ...harcamaktan alıkoyamayız.Nemůžeme bránit ženě, aby položila svůj život v boji proti fašismu.
Bir kadını, yaşamını faşizme karşı savaşta... ...harcamaktan alıkoyamayız.Δεν μπορούμε να αποτρέψουμε μια γυναίκα να δίνει τη ζωή της... ...στον αγώνα κατά του φασισμού.
Bir kadını, yaşamını faşizme karşı savaşta... ...harcamaktan alıkoyamayız.Не можем да попречим на жените да отдадат живота си... ...в борбата срещу фашизма.
Bir şeyleri boşa harcamaktan hiç hoşlanmam, özellikle de duvarları.Detesto desperdícios, especialmente paredes.
Bir şeyleri boşa harcamaktan hiç hoşlanmam, özellikle de duvarları.Detesto el derroche, en especial de las paredes.
Bir şeyleri boşa harcamaktan hiç hoşlanmam, özellikle de duvarları.Ich hasse Verschwendung, speziell Wände.
Bir şeyleri boşa harcamaktan hiç hoşlanmam, özellikle de duvarları.Ik haat verspilling, speciaal bij muren.
Bir şeyleri boşa harcamaktan hiç hoşlanmam, özellikle de duvarları.Jag hatar slöseri, speciellt väggar.
Bir şeyleri boşa harcamaktan hiç hoşlanmam, özellikle de duvarları.Je déteste gaspiller, en particulier les murs.
Bir şeyleri boşa harcamaktan hiç hoşlanmam, özellikle de duvarları.저는 낭비를 싫어합니다. 특히 벽을요.
Bir şeyleri boşa harcamaktan hiç hoşlanmam, özellikle de duvarları.Nesnáším plýtvání, zejména zdmi.
Bir şeyleri boşa harcamaktan hiç hoşlanmam, özellikle de duvarları.Nienawidzę marnotrastwa, zwłaszcza ścian.
Bir şeyleri boşa harcamaktan hiç hoşlanmam, özellikle de duvarları.Odio gli sprechi, soprattutto sulle pareti.
Bir şeyleri boşa harcamaktan hiç hoşlanmam, özellikle de duvarları.Saya tidak suka pemborosan, terutama dindingnya.
Bir şeyleri boşa harcamaktan hiç hoşlanmam, özellikle de duvarları.Tôi ghét cái gì uổng phí, đặc biệt là những bức tường.
Bir şeyleri boşa harcamaktan hiç hoşlanmam, özellikle de duvarları.Urăsc risipa, mai ales pereții.
Bir şeyleri boşa harcamaktan hiç hoşlanmam, özellikle de duvarları.Utálom a pazarlást, pláne a falaknál.