Ana içeriğe geç
Sözlük

harcamak ile cümle

harcamak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Ama tüm anarşistlerin yaptığı emek harcamaktır.But all anarchists DO is put in work
Yüksek kapasiteli taşımacılık çok çok para harcamak demektir.High-capacity transportation means spending lots and lots of money.
Para harcamak çok kolaydır.It's very easy to spend money.
Ya vardır, ya da tüm onu almaya çalışırken zaman harcamak.You either have it or you spend all of your time trying to get it.
Ve bir kere elinizde çok çok fazla bütçe varsa, harcamak için pahalı şeyler ararsınız.And once you have a very, very large budget, you actually look for expensive things to spend it on.
Aynı kalitede tedaviyi alarak parayı yurtlarında harcamaktan mutlular.And they feel happy spending it at home, getting the same quality of care.
Bu parayı bugün harcamak zorunda olmadığımı farzedersekSo assuming I don't have to spend the money today
Kim (Allah yolunda harcamaktan) yüz çevirirse (bilsin ki) Allah, zengindir, övgüye layıktır.Whoever turns away (from God, should remember) that God is self-sufficient, worthy of praise.
Bir de erkekler mallarından (aile fertlerine) harcamaktadırlar.So women who are virtuous are obedient to God and guard the hidden as God has guarded it.
Halbuki O'nun iki eli de açık olup dilediği gibi harcamakta.In fact, both His hands are open wide: He spends of His bounty in any way He please.
Kötülüğü emreder, iyilikten sakındırırlar ve Allah yolunda harcamaktan ellerini sıkı tutarlar.They advocate evil, and prohibit righteousness, and withhold their hands.
Durumla başa çıkabilmek için gelirimizi çok dikkatli harcamak zorundayız." dedi.To cope with the situation, we basically have to ration our income," he said.
Romanya AB fonlarını harcamakta sorun yaşıyorRomania has trouble spending EU funds
Feribotla yolculuk etmek, araba, konaklama, yiyecek, vb.'ye para harcamak çok pahalıya geliyor.It's too costly now to travel by ferry, pay for the car, accommodations, food, etc."
Paramız vardı, ama harcamak için vaktimiz de isteğimiz de yoktu.We had money, but we did not have the time or will to spend it.
Şimdiyse hükümet elinden gelen tek şeyi yapıyor -- yani devlet rezervlerinden para harcamak."Now the government is doing the only thing it can -- spend money from the state reserve."
Diğer ticaret şirketlerinin aksine, Würth araştırma ve geliştirmelere çok para harcamaktadır.Im Gegensatz zu anderen Handelsunternehmen betreibt Würth einen hohen Aufwand für Forschung und Entwicklung.
Kendi servetini kültür yatırımlarına harcamak istiyordu.Il employa sa fortune dans des œuvres sociales.
Somaliland hükümeti bütçesinin %30'luk kısmını orduya harcamaktadır.Le gouvernement du Massachusetts utilisa le tiers de son budget pour la construction du fort.
Diğer ticaret şirketlerinin aksine, Würth araştırma ve geliştirmelere çok para harcamaktadır.A diferencia de otras compañías comerciales, Würth gasta mucho en investigación y desarrollo.
Bu da bol para harcamak demektir.Y eso cuesta dinero.
Tom kullanılmış bir motorsiklet için 300 dolardan daha fazla harcamak istemiyor.Tom non vuole spendere più di 300 dollari per una motocicletta usata.
Sence az benzin harcamak için yakıt tasarrufunu nasıl yapabilirim?Secondo te, per consumare poca benzina, come potrei fare a risparmiare sul carburante?
Gençken bilgisayarın önünde zaman harcamak yerine seyahat etmelisin.Adesso che sei giovane dovresti viaggiare invece di passare il tempo davanti al computer.
Diğer ticaret şirketlerinin aksine, Würth araştırma ve geliştirmelere çok para harcamaktadır.Contrariamente ad altre società commerciali, Würth sta investendo molto in ricerca e sviluppo.
Onların yegâne görevi, halka açık gösterilere ya da kamu çalışmalarına para harcamaktı.Il loro unico compito era gestire la spesa di denaro per l'esposizione di giochi o opere pubbliche.
Para harcamaktan hoşlanır.Ama solo i soldi.
Standart bir otomobil 100 km'de 6 litre benzin harcamaktadır.Il motore inoltre consuma un litro di carburante ogni 6 km.
O orada oturarak ve pencereden dışarı bakarak oldukça çok zaman harcamaktadır.Она тратит довольно большой отрезок времени, просто сидя там и смотря в окно.
Para harcamaktan hoşlanır.Обожают деньги.
Onların yegâne görevi, halka açık gösterilere ya da kamu çalışmalarına para harcamaktı.Первые же спектакли поразили публику яркой зрелищностью и исполнительским мастерством.
Arnavutlar tütün ürünlerine yılda yaklaşık 300.000.000 Euro'dan fazla para harcamaktadır.ينفق الألبان سنويا أكثر من 300 مليون يورو على منتجات التبغ.
Onların yegâne görevi, halka açık gösterilere ya da kamu çalışmalarına para harcamaktı.A única função deles era gerenciar como gastar o dinheiro em jogos ou obras públicas.
Müttefikler, büyük miktarda cephane harcamakla bu ateşlere karşılık verdiler.Os rebeldes responderam com fogo pesado de metralhadoras.
Bu da bol para harcamak demektir.Dit bespaart ook veel geld.
Amerikalılar, reçetesiz satın alınabilen (OTC) ilaçlara yılda 2,9 milyar $ harcamaktadır.Amerikanen besteden 2,9 miljard dollar aan vrij verkrijgbare medicijnen.
Standart bir otomobil 100 km'de 6 litre benzin harcamaktadır.Ter vergelijking: een hybride auto verbruikt een kleine 5 liter per 100 km.
Kendi servetini kültür yatırımlarına harcamak istiyordu.De winsten investeerden ze in de voedingsindustrie.
MÜYAP, müzik endüstrisi adına üyelerinin haklarının korunmasında çaba harcamaktadır...Van oorsprong probeert ze muziekproducenten juridische bescherming te bieden.
Somaliland hükümeti bütçesinin %30'luk kısmını orduya harcamaktadır.Wydatki na siły zbrojne stanowią około 30% budżetu Somalilandu.
Standart bir otomobil 100 km'de 6 litre benzin harcamaktadır.Samochód średnio zużywa tylko 6,9 litra benzyny na 100 km.
Arnavutlar tütün ürünlerine yılda yaklaşık 300.000.000 Euro'dan fazla para harcamaktadır.I snitt spenderar den albanska befolkningen (tillsammans) mer än 300 miljoner euro årligen på tobakprodukter.
Amerikalılar, reçetesiz satın alınabilen (OTC) ilaçlara yılda 2,9 milyar $ harcamaktadır.Американці витрачають 2,9 млрд доларів на безрецептурні препарати.
Somaliland hükümeti bütçesinin %30'luk kısmını orduya harcamaktadır.Обсяг військового бюджету становить 10% бюджету країни.
Amerika obeziteyle savaşta yıllık 250.000.000 $ para harcamaktadır.Američany válka proti terorismu stojí 250 milionů dolarů denně.
Kazandığı az miktarda parayı da barlarda arkadaşlarıyla içerek harcamaktadır.Preferau să cheltuie puținii bani pe care îi câștigau din concertele în cluburi pe alcool.
Para harcamaktan hoşlanır.Adoră să câștige.
Bu da bol para harcamak demektir.Talán ezért is szeretik annyira a pénzt.
Artık Sun İngilizce olarak herkesle konuşmakta ve Jin'in de öğrenmesi için çaba harcamaktadır.Mindenki megdöbben rajta, hogy Sun beszél angolul – beleértve Jin-t is.
Çok uzak mesafelerdeki hedeflere ateş edildiğinde gereksiz mermi harcamaktan başka bir işe yaramaz.A fegyver lőtávolsága korlátos, messze lévő célok ellen hatástalan.
Arnavutlar tütün ürünlerine yılda yaklaşık 300.000.000 Euro'dan fazla para harcamaktadır.Euroopan unioni käyttää noin miljardi euroa vuosittain tupakan tuotannon tukemiseen.
Amerikalılar, reçetesiz satın alınabilen (OTC) ilaçlara yılda 2,9 milyar $ harcamaktadır.Οι Αμερικανοί δαπανούν 2,9 δισεκατομμύρια δολάρια σε μη συνταγογραφούμενα φάρμακα.
Bu da bol para harcamak demektir.Αυτό είναι πλατιά εκμεταλλεύσιμο.
Kendi servetini kültür yatırımlarına harcamak istiyordu.Havde tjent sin formue på sit skønhedsprodukt.
Ancak parasını son zamanlarda vara yoka, gereksizce harcamaktadır.Ulik Parker har imidlertid Spenser nesten ikke blitt eldre.
Amerikalılar, reçetesiz satın alınabilen (OTC) ilaçlara yılda 2,9 milyar $ harcamaktadır.Penduduk Amerika membelanjakan $2,9 juta untuk obat-obatan yang dijual bebas.
Standart bir otomobil 100 km'de 6 litre benzin harcamaktadır.Kendaraan ini memiliki konsumsi bahan bakar 16 liter per 100 km.
Bu önemli bir ayarlama ve mükemmel yapmak için çok zaman harcamak gerekiyor.Cách thức xử lý này tốn nhiều thời gian và đòi hỏi mức độ tỉ mỉ rất cao.
Yalnız, çoğu transseksüel birey de bu tür cerrahi müdahaleleri uygulatmak için çaba harcamaktalar.Hầu hết các thành phần của mạng đều cố gắng tránh để xảy ra tình trạng đó.
Para harcamaktan hoşlanır.主喜歡花錢。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod