Tantura tartışmaları bundan sonra da hararetli bir şekilde devam etti.教會此時也經歷了更近一步的質疑。
Bu ceza, ikilinin arasındaki tartışmayı daha da hararetlendirir.따라서 이 모형은 앞의 두 모형보다 더욱 강력하다.
Aralarındaki yazışmalar, Calvin sonlandırana kadar daha fazla hararetlenerek devam etti.במשך הזמן הפכה התכתובת ביניהם לנזעמת יותר ויותר עד שקלווין החליט להפסיק אותה.
Capra "Amerikan Rüyası"'nın hararetli bir temsilcisi olmuştur.Сали става новата водеща на шоуто „Американски мечти“.
Izdırabı boyunca sürekli Derin bir acı içinde olan İsa daha hararetle dua etti.Tada ga Snježana u neizdrživim bolovima moli za još jednu uslugu.
Bilgilendirici -- bazen hararetli -- tartışmalar yapıyoruz.정보를 전달하고 토론 함으로써 때로는 격렬한 논쟁이 오가도 하지만,
Bilgilendirici -- bazen hararetli -- tartışmalar yapıyoruz.כדי לקיים דיון מושכל-- לפעמים מלחמה לחיים ולמוות--
Bilgilendirici -- bazen hararetli -- tartışmalar yapıyoruz.لنستطيع عقد نقاشات معززة بالمعرفة -- أحيانا تتحول لمعارك ضخمة --
Bilgilendirici -- bazen hararetli -- tartışmalar yapıyoruz.何がこれらの生産物に 重要なインパクトを 与えるのか 世界的指標とは何か
Bu nedenle Petrus hapiste tutuldu. Ama inanlılar topluluğu onun için Tanrıya hararetle dua ediyordu.Así que Pedro estaba bajo guardia en la cárcel, pero la iglesia sin cesar hacía oración a Dios por él
Bu nedenle Petrus hapiste tutuldu. Ama inanlılar topluluğu onun için Tanrıya hararetle dua ediyordu.A tak bol Peter strážený v žalári, ale cirkev sa napnute modlila Bohu za neho.
Bu nedenle Petrus hapiste tutuldu. Ama inanlılar topluluğu onun için Tanrıya hararetle dua ediyordu.Daarom bleef Petrus in de gevangenis. De christenen waren voortdurend bijeen en baden voor hem tot God.
Bu nedenle Petrus hapiste tutuldu. Ama inanlılar topluluğu onun için Tanrıya hararetle dua ediyordu.Deci Petru era păzit în temniţă, şi Biserica nu înceta să înalţe rugăciuni către Dumnezeu pentru el.
Bu nedenle Petrus hapiste tutuldu. Ama inanlılar topluluğu onun için Tanrıya hararetle dua ediyordu.I byl Petr ostříhán v žaláři, modlitba pak ustavičná k Bohu dála se za něj od církve.
Bu nedenle Petrus hapiste tutuldu. Ama inanlılar topluluğu onun için Tanrıya hararetle dua ediyordu.이에 베드로는 옥에 갇혔고 교회는 그를 위하여 간절히 하나님께 빌더라
Bu nedenle Petrus hapiste tutuldu. Ama inanlılar topluluğu onun için Tanrıya hararetle dua ediyordu.Niin pidettiin siis Pietaria vankeudessa; mutta seurakunta rukoili lakkaamatta Jumalaa hänen edestänsä.
Bu nedenle Petrus hapiste tutuldu. Ama inanlılar topluluğu onun için Tanrıya hararetle dua ediyordu.Pedro, pois, estava guardado na prisão; mas a igreja orava com insistência a Deus por ele.
Bu nedenle Petrus hapiste tutuldu. Ama inanlılar topluluğu onun için Tanrıya hararetle dua ediyordu.Péter azért õrizteték a fogságban; a gyülekezet pedig szüntelen könyörög vala az Istennek õ érette.
Bu nedenle Petrus hapiste tutuldu. Ama inanlılar topluluğu onun için Tanrıya hararetle dua ediyordu.Petra so torej varovali v ječi; a cerkev je molila zanj k Bogu neprenehoma.
Bu nedenle Petrus hapiste tutuldu. Ama inanlılar topluluğu onun için Tanrıya hararetle dua ediyordu.Pierre donc était gardé dans la prison; et l`Église ne cessait d`adresser pour lui des prières à Dieu.
Bu nedenle Petrus hapiste tutuldu. Ama inanlılar topluluğu onun için Tanrıya hararetle dua ediyordu.Pietro dunque era tenuto in prigione, mentre una preghiera saliva incessantemente a Dio dalla Chiesa per lui
Bu nedenle Petrus hapiste tutuldu. Ama inanlılar topluluğu onun için Tanrıya hararetle dua ediyordu.Så blev da Peter bevogtet i Fængselet; men der blev af Menigheden holdt inderlig Bøn til Gud for ham.
Bu nedenle Petrus hapiste tutuldu. Ama inanlılar topluluğu onun için Tanrıya hararetle dua ediyordu.Så holdt de da vakt over Peter i fengslet; men det blev gjort inderlig bønn til Gud for ham av menigheten.
Bu nedenle Petrus hapiste tutuldu. Ama inanlılar topluluğu onun için Tanrıya hararetle dua ediyordu.Tedy strzeżono Piotra w więzieniu, a modlitwa ustawiczna działa się od zboru do Boga za nim.
Bu nedenle Petrus hapiste tutuldu. Ama inanlılar topluluğu onun için Tanrıya hararetle dua ediyordu.Under tiden förvarades Petrus i fängelset, men församlingen bad enträget till Gud för honom.
Bu nedenle Petrus hapiste tutuldu. Ama inanlılar topluluğu onun için Tanrıya hararetle dua ediyordu.Und Petrus ward zwar im Gefängnis gehalten; aber die Gemeinde betete ohne Aufhören für ihn zu Gott.
Bu nedenle Petrus hapiste tutuldu. Ama inanlılar topluluğu onun için Tanrıya hararetle dua ediyordu.Vậy , Phi - e-rơ bị cầm trong khám , còn Hội_thánh cứ cầu_nguyện Ðức_Chúa_Trời cho người luôn .
Bu nedenle Petrus hapiste tutuldu. Ama inanlılar topluluğu onun için Tanrıya hararetle dua ediyordu.Vậy, Phi -e-rơ bị cầm trong khám, còn Hội thánh cứ cầu nguyện Ðức Chúa Trời cho người luôn.
Bu nedenle Petrus hapiste tutuldu. Ama inanlılar topluluğu onun için Tanrıya hararetle dua ediyordu.Итак Петра стерегли в темнице, между тем церковьприлежно молилась о нем Богу.
Bu nedenle Petrus hapiste tutuldu. Ama inanlılar topluluğu onun için Tanrıya hararetle dua ediyordu.Стережено ж Петра в темниці; церква ж без перестану молилась Богу за него.
Bu nedenle Petrus hapiste tutuldu. Ama inanlılar topluluğu onun için Tanrıya hararetle dua ediyordu.פטרוס היה עצור במשמר והקהלה העתירה בעדו בחזקה אל האלהים׃
Bu nedenle Petrus hapiste tutuldu. Ama inanlılar topluluğu onun için Tanrıya hararetle dua ediyordu.فكان بطرس محروسا في السجن. واما الكنيسة فكانت تصير منها صلاة بلجاجة الى الله من اجله
Bu nedenle Petrus hapiste tutuldu. Ama inanlılar topluluğu onun için Tanrıya hararetle dua ediyordu.於 是 彼 得 被 囚 在 監 裡 . 教 會 卻 為 他 切 切 的 禱 告 神
Bu nedenle Petrus hapiste tutuldu. Ama inanlılar topluluğu onun için Tanrıya hararetle dua ediyordu.於是 彼得 被 囚在 監裡 . 教會卻為 他 切切 的 禱告 神
Bunun sebebi, bir videonun 15. dakikasından sonra beynimin hararet yapmaya başlaması -Hlavně, protože myslím, že po 15 minutách videa se mi začal přehřívat mozek.
Bunun sebebi, bir videonun 15. dakikasından sonra beynimin hararet yapmaya başlamasıMajormente porque creo que ya a los 15 minutos de video, mi cerebro empiesa a calentarse mucho.
Demek ki, flütten golf arabasına, oradan eşcinsel evliliği gibi hararetli tartışmalara konu olan her şeyde플룻과 골프 카트의 경우에서와 격렬한 논쟁의 대상이 되고 있는 동성 결혼과 같은 문제에서 조차
Demek ki, flütten golf arabasına, oradan eşcinsel evliliği gibi hararetli tartışmalara konu olan her şeydeTakže ať už se jedná o flétny, golfové vozíky nebo dokonce vytrvale probírané téma stejnopohlavních svazků,
Demek ki, flütten golf arabasına, oradan eşcinsel evliliği gibi hararetli tartışmalara konu olan her şeydeVậy thì với sáo, với xe golf, và thậm chí với một vấn đề được bàn cãi nảy lửa như hôn nhân đồng giới,
Demek ki, flütten golf arabasına, oradan eşcinsel evliliği gibi hararetli tartışmalara konu olan her şeydeW przypadku fletów, wózków golfowych, i nawet tak zaciekłych sporów jak w przypadku małżeństw homoseksulanych
Demek ki, flütten golf arabasına, oradan eşcinsel evliliği gibi hararetli tartışmalara konu olan her şeydeЗначи, и при флейтите, и при количките за голф, дори и при яростно оспорван въпрос като еднополов брак,
Demek ki, flütten golf arabasına, oradan eşcinsel evliliği gibi hararetli tartışmalara konu olan her şeydeכך שעם חלילים, עם עגלות גולף, ואפילו עם שאלות חריפות הנמצאות במחלוקת כיום כמו נישואים חד-מיניים,
Demek ki, flütten golf arabasına, oradan eşcinsel evliliği gibi hararetli tartışmalara konu olan her şeydeإذاً مع المزامير، مع عربات الغولف، وحتى مع مسألة حامية الوطيس مثل زواج المثليين،
Demek ki, flütten golf arabasına, oradan eşcinsel evliliği gibi hararetli tartışmalara konu olan her şeydeそして 同性婚のような 非常に難しい問題についても アリストテレスは指摘している
Derin bir acı içinde olan İsa daha hararetle dua etti. Teri, toprağa düşen kan damlalarını andırıyordu.A jsa v boji, horlivěji se modlil. I učiněn jest pot jeho jako krůpě krve tekoucí na zemi.
Derin bir acı içinde olan İsa daha hararetle dua etti. Teri, toprağa düşen kan damlalarını andırıyordu.Ale będąc w boju, gorliwiej się modlił, a był pot jego jako krople krwi ściekające na ziemię.
Derin bir acı içinde olan İsa daha hararetle dua etti. Teri, toprağa düşen kan damlalarını andırıyordu.A súc v smrteľnom zápase ešte napnutejšie sa modlil. A jeho znoj bol ako čo by kvapky krvi, stekajúce na zem.
Derin bir acı içinde olan İsa daha hararetle dua etti. Teri, toprağa düşen kan damlalarını andırıyordu.예수께서 힘쓰고 애써 더욱 간절히 기도하시니 땀이 땅에 떨어지는 피방울 같이 되더라
Derin bir acı içinde olan İsa daha hararetle dua etti. Teri, toprağa düşen kan damlalarını andırıyordu.Og da han var i Dødsangst, bad han heftigere; men hans Sved blev som Blodsdråber, der faldt ned på Jorden.
Derin bir acı içinde olan İsa daha hararetle dua etti. Teri, toprağa düşen kan damlalarını andırıyordu.Og han kom i dødsangst og bad enda heftigere, og hans sved blev som blodsdråper, som falt ned på jorden.
Derin bir acı içinde olan İsa daha hararetle dua etti. Teri, toprağa düşen kan damlalarını andırıyordu.Trong cơn rất đau thương, Ngài cầu nguyện càng thiết, mồ hôi trở nên như giọt máu lớn rơi xuống đất.
Derin bir acı içinde olan İsa daha hararetle dua etti. Teri, toprağa düşen kan damlalarını andırıyordu.Trong cơn rất đau_thương , Ngài cầu_nguyện càng thiết , mồ_hôi trở_nên như giọt máu lớn rơi xuống đất .
Derin bir acı içinde olan İsa daha hararetle dua etti. Teri, toprağa düşen kan damlalarını andırıyordu.И като беше на мъка, молеше се по-усърдно; и потта Му стана като големи капки кръв, които капеха на земята.
Derin bir acı içinde olan İsa daha hararetle dua etti. Teri, toprağa düşen kan damlalarını andırıyordu.И, находясь в борении, прилежнее молился, и был пот Его, как капли крови, падающие на землю.
Derin bir acı içinde olan İsa daha hararetle dua etti. Teri, toprağa düşen kan damlalarını andırıyordu.І, бувши в смертній боротьбі, ще пильнїще молив ся; був же піт Його як каплї крови, каплючі на землю.
Derin bir acı içinde olan İsa daha hararetle dua etti. Teri, toprağa düşen kan damlalarını andırıyordu.ויבאו עליו חבלי מות ויוסף להתפלל בחזקה ותהי זעתו כנטפי דם ירדים לארץ׃
Derin bir acı içinde olan İsa daha hararetle dua etti. Teri, toprağa düşen kan damlalarını andırıyordu.واذ كان في جهاد كان يصلّي باشد لجاجة وصار عرقه كقطرات دم نازلة على الارض.
Derin bir acı içinde olan İsa daha hararetle dua etti. Teri, toprağa düşen kan damlalarını andırıyordu.耶 穌 極 其 傷 痛 、 禱 告 更 加 懇 切 . 汗 珠 如 大 血 點 、 滴 在 地 上
Derin bir acı içinde olan İsa daha hararetle dua etti. Teri, toprağa düşen kan damlalarını andırıyordu.耶穌極 其 傷痛 、 禱告 更加 懇切 . 汗珠 如 大 血點 、 滴 在 地上
İlginçtir ki, bu tercih oyuncular tarafından, çok da hararetli bir şekilde ayıplanmadı.Aber interessanterweise wurde dies nicht zu sehr von den Spielern verurteilt.