Bunlardan bazıları iyice harap durumdadır ve sadece kalıntıları görülebilmektedir.De wanden zijn voor het grootste gedeelte onafgewerkt gelaten; de ruwe betonnen diepwanden blijven zichtbaar.
II. Dünya Savaşı sırasında birçok şehir harap edildi.Tijdens de Tweede Wereldoorlog werden grote delen van de stad verwoest.
İki ay süren bombardıman neticesinde şehir harap oldu.Na twee nachtelijke luchtaanvallen brandde de stad dagenlang.
Ancak, Elbistan öyle harap edilmişti ki, bu yüzden başkenti Maraş'a taşıdı.Resolution was zo zwaar beschadigd dat ze naar Kaapstad moest worden gesleept.
Bundan sonra kendini savaşta harap olan ülkesinin yeniden inşa edilmesine adadı.Ich wspólnym celem jest odbudowa kraju wyniszczonego wojną.
Ayrıca fırtına dalgası Mississippi kıyıları ve Alabama'yı harap etmiştir.Przesuwający się w głąb kraju huragan zdewastował także wybrzeża stanów Alabama i Missisipi.
Burada eskiden harap bir kale vardı.Dawniej znajdował się tu zamek .
Günümüze harap bir durumda gelebilmiştir.Był już w stanie godnym pożałowania.
835 kilometre (520 mil) genişliğinde bir alan harap olmuştur ve bazı ilçelerde nüfusun %60'ı ölmüştür.Zniszczenia odnotowano w pasie szerokim na 840 km; w niektórych powiatach zginęło powyżej 60% mieszkańców.
Yapının önemli bir kısmı şimdi harap durumdadır.Wiele z zabudowań zakładu popadło w ruinę.
Birkaç binadan oluşan Tbeti Manastırı’ndan günümüze sadece harap haldeki kilise kalmıştır.W istniejącym nadal, dwukondygnacyjnym budynku klasztornym do dziś mieści się więzienie.
Ayaklarından yaralandıktan ve silahı bir mermiyle harap edildikten sonra teslim oldu.Han gav upp efter att ha blivit sårad i benet och hans gevär förstörts av en kula.
Harap durumda olan hasahırlar kolayca ortadan kaldırılıp hafriyat yapılabildi.De som föreställde grekiska gudar togs troligtvis bort avsiktligt och kan ha förstörts.
Harapsili burada bazı çocuklarıyla birlikte ölmüş olabilir.Kan hans lillasyster ha något med det här att göra?
Günümüzde bazı medreseler harap durumdadır.Många fägator är i dag i dåligt skick.
Daha sonra, harap şehir ve çevresi, çok sayıda insan tarafından gezildi.Deras hus och affärer plundrades sedan av en uppretad folkmassa.
Süleyman Mabedi harap edildi.Bomarsunds fästning förstördes.
O sıralarda Ayasofya harap bir haldeydi.Redan då var sömnaden väl utvecklad.
Petrol sızıntısının etkileri önemli ölçüde harap edici olabilmektedir.Beroende på bränsleförrådets storlek kan en bakbrand få förödande konsekvenser.
Israillilerden Jehoram bir harap arabasında kafa üstü yere atılması.Відразу на мотоциклах рушили у Єврейське містечко.
Deprem sonrasında, Tokyo harap olmuştu.Настає катастрофа, на Токіо обрушується землетрус.
Şehir tamamen harap ediliyor.Місто повністю спустошене.
1575'te Villarrica şehri, ağır bir depremle harap olur.V roce 1575 bylo město Villarrica poničeno silným zemětřesením, při kterém zahynulo 350 obyvatel.
Bu gün bakımsız ve harap durumdadır.Dnes je opuštěná a zdevastovaná.
Ama bu harap şehrin idaresi yine Eyyubiler eline geçti.Financování klubu tak opět padlo na bedra města.
Görülmeye değer denebilecek su değirmeni de harap haldedir.I torzo padlého stromu stále stojí za vidění.
1923'te yaşanan Büyük Kanto Depremi'nin sonrasında, Tokyo harap olmuştu.Po velkém zemětřesení v Kantó se v roce 1923 mnozí přestěhovali do Kóbe.
Her iki sur da harap haldeydi ve çarpışmalar sürüyordu.Obě skupiny tvrdě soupeřily a šlo i o boj mocenský.
Ancak, Haçlılar istilası ile şehir harap oldu.Kostel byl však spolu s celým městem zničen Tábority.
Ayaklarından yaralandıktan ve silahı bir mermiyle harap edildikten sonra teslim oldu.Che s-a predat după ce a fost rănit la picior iar pușca deteriorată de un glonț.
1541 yılında çıkan büyük bir yangın sonucunda kalenin büyük bir kısmı harap olmuştur.Un incendiu devastator din 1541 a distrus o mare parte a castelului.
835 kilometre (520 mil) genişliğinde bir alan harap olmuştur ve bazı ilçelerde nüfusun %60'ı ölmüştür.O suprafață cu o rază de 840 km a fost devastată, iar în unele zone 60% din populație a fost ucisă.
Pencereleri harap olmuştur.Ferestrele sunt refăcute.
Günümüzde bazı medreseler harap durumdadır.În acest moment există persoane aflate sub dărâmături.
Şehir tamamen harap oldu ve bir daha inşa edilmedi.Orașul a fost distrus dar apoi reconstruit iarăși.
1746 yılında çıkan yangında ahşap kısmı harap olmuştur.Incendiul din 1766 cînd este distrus o parte din Tîrgul Cucului.
Suriye harap edildi ve böylece II. Justinus barış anlaşması istemek zorunda kaldı.Ezután a perzsák kifosztották Szíriát, s ekkor II. Justinus békét kért.
Savaşlarda harap olan kanalları ve çiftlikleri tamir etti.Újjáépítette a csatornákat és háborúk során elpusztult vidéki birtokközpontokat.
İki ay süren bombardıman neticesinde şehir harap oldu.A két hónapig tartó csatában a város szinte teljesen elpusztult.
Petrol sızıntısının etkileri önemli ölçüde harap edici olabilmektedir.Nagyon jelentős károkat okozhat az olajszennyezés.
Dağlar ve nehirler yer değiştirdi ve yollar harap oldu.Rázkódtak a hegyek, a folyók és a tengerek elhagyták medrüket.
Uzun zamandan beri kullanılmadığı için haraptır.Hosszú ideig történő használata nem ajánlott.
Günümüze harap bir durumda gelebilmiştir.Ma eléggé rossz állapotban van.
Bu gün bakımsız ve harap durumdadır.Jelenleg lakatlan, elhanyagolt állapotban áll.
(1719-20)'de çıkan bir yangın bu caminin harap olmasına neden olmuştur.1020) úgy tűnik, tűz martaléka lett.
Halen ayakta durmakta ama harap bir şekildedir.Kiábrándultan, de valahol mégsem reménytelenül.
Dağlar ve nehirler yer değiştirdi ve yollar harap oldu.Vuoret ja joet vaihtoivat paikkaa ja teitä tuhoutui.
Savaşlarda harap olan kanalları ve çiftlikleri tamir etti.Hän rakennutti kanavia ja kunnosti sotien tuhoamia maatiloja.
Ayaklarından yaralandıktan ve silahı bir mermiyle harap edildikten sonra teslim oldu.Che antautui haavoituttuaan jalkoihin ja luodin rikottua hänen aseensa.
Deprem'de, Lizbon'daki binâların %85'i harâp oldu.Lissabonista noin 85 % tuhoutui.
Petrol sızıntısının etkileri önemli ölçüde harap edici olabilmektedir.Öljyhuipun seuraukset voivat olla merkittävät.
1376'da, ortak orduları Volga Bulgaristan'ı harap etti.Vuonna 1376 he liittoutuivat ja ryöstivät Volgan Bulgarian.
Pencereleri harap olmuştur.Kaikki ikkunat rikkoutuivat.
Uzun zamandan beri kullanılmadığı için haraptır.Rakennus oli siitä lähtien pitkään käyttämättömänä.
İki medreseden de geriye kalan tek harap olmamış yapı çeşmeleridir.Se on toinen kahdesta yhä vahingoittumattomana säilyneestä rakennuksesta.
Dış kent kapıları bulundukları dış kent surlarıyla birlikte günümüzde harap durumdadır.Nykyisin ollaan kiinnostuttu maailmanlaajuisesti yhä enemmän pääkaupunkien ulkopuolisistakin sijainneista.
Alexandre doğduğu sıralarda babası iyice harap olmuştu.Μέχρι τη γέννηση του Αλέξανδρου ο πατέρας του είχε φτωχύνει.
Bu nedenle, zulüm gördüler ve toprakları harap oldu.Για το λόγο αυτό υπέστησαν διωγμούς και τα εδάφη τους ερημώθηκαν.
Köyün girişinde eski köy okulu binası da harap haldedir.Στη είσοδο του χωριού προβάλλει το όμορφο κτίριο του παλαιού δημοτικού σχολείου.
TARDIS, Londra'ya cisimlenir ancak Londra harap içinde yıkılmış bir haldedir.Εξαιτίας μιας δολιοφθοράς το Λονδίνο θα βυθιστεί στο σκοτάδι.