Üç günlük çatışmada Tshinvali'nin bazı kısımları harap oldu.Parts of Tskhinvali were devastated in the three-day fighting.
Wee'nin galibiyeti, koltuğunu Pakatan Harapan koalisyonundan geri aldığı anlamına geliyordu.Wee's win meant that he got his seat back from the Pakatan Harapan coalition.
Türkler daha da öfkelendi ve Tao'yu harap ettiler.The Turks grew yet more furious, and devastated Tao.
MS 40'larda, Britanya'daki siyasi durum harap halindeydi.By the 40s AD, the political situation within Britain was in ferment.
1237: Ryazan harap oldu.1237: Ryazan devastated.
1273: Tatarlar iki kez Novgorod topraklarına saldırdı, Vologda ve Bezhiza'yı harap etti.1273: Tatars twice attacked Novgorod territory, devastating Vologda and Bezhiza.
Daha sonra Georgia ve Güney Carolina'yı harap eden ünlü Denize Yürüyüşüne başladı.He then began his famous March to the Sea which devastated Georgia and South Carolina.
Ancak meydana gelen bir fırtına, nakliye sırasında filoyu harap etti.However, a storm wrecked the fleet while in transit.
İç Savaş İspanyol ekonomisini harap etmişti.The Civil War had ravaged the Spanish economy.
Araplar bütün bölgeyi harap ettiler.The Arabs ravaged the whole region.
Şevçenka Caddesi'ndeki iki ev harap oldu.Two houses in Shevchenka Street were ruined.
1642'de inşa edilen barok Slonim Sinagogu, harap bir durumdadır.The baroque Slonim Synagogue, built in 1642, remains in a dilapidated state.
Livonya Savaşı (1558-1583) sırasında Rus birlikleri şehri harap etti.During the Livonian War (1558–1583) Russian troops devastated the city.
Humus şehir merkezi harap oldu."[1]The downtown of Homs city has been devastated."[1]
Günümüz camisinin bulunduğu yerde, MS 636 yılında yapılmış harap bir cami duruyordu.A ruined mosque dating back to 636 CE stood on the site of the modern-day mosque.
Pustaka Sinar Harapan. s. 130. ↑ Benjamin Runkle (2011).ISBN 978-1-55750-868-3. ↑ Hunt, Geoffrey (2006). "Civilize 'Em with a Krag".
Bir dinozor teknelerine saldırır ve onu harap eder.A dinosaur attacks their boat and wrecks it.
Türkiye ve Suriye bu depremle harap oldu ve bölge en az 1.800 sakinini kaybetti.Turkey and Syria were devastated by this earthquake, and the region lost at least 1,800 residents.
Nazi işgali sırasında sergilenen nesnelerin neredeyse tamamı harap oldu ve kayboldu.During the Nazi occupation, nearly all the objects that had been on display were ruined and lost.
Dağlar ve nehirler yer değiştirdi ve yollar harap oldu.Berge sowie Flüsse änderten ihre Lage wie ihren Verlauf, und Straßen wurden dabei zerstört.
13 Mayıs 1647'de 12.000 kişinin öldüğü ağır bir deprem şehri harap eder.Am 13. Mai 1647 zerstörte ein schweres Erdbeben die Stadt, 12.000 Menschen starben.
Carlos harap olmuştur.Karlos ist enttäuscht.
Peristerona Medresesi de harap haldedir.Widerspruch wird aber bei ihr väterlicherseits auch geduldet.
24 Aralık ,1974 tarihinde, Avustralya'da Cyclone Tracy adlı Darwin Siklon'u şehri harap etmiştir.Am 25. Dezember 1974 wurde Darwin direkt vom Zyklon Tracy getroffen.
Şehir tamamen harap oldu ve bir daha inşa edilmedi.Er wurde vollständig zerstört und nicht wieder aufgebaut.
Günümüzde harap haldedir.Sie sind heute verglast.
Ama bu harap şehrin idaresi yine Eyyubiler eline geçti.Die Stadtrechte gingen in diesen Wirren wieder verloren.
Bunlardan bazıları iyice harap durumdadır ve sadece kalıntıları görülebilmektedir.Polygynie (Vielweiberei) ist angesehen, aber meist nur wohlhabenden Híwi möglich.
1575'te Villarrica şehri, ağır bir depremle harap olur.1575 wurde die Stadt Villarrica von einem schweren Erdbeben zerstört, wobei 350 Einwohner starben.
Her iki sur da harap haldeydi ve çarpışmalar sürüyordu.Beide hatten aber einen Reifenschaden und verloren Zeit.
Yapıdan geriye kalan semahanesi uzun müddet harap vaziyette idi.Der Rest der Baureihe war noch länger im Einsatz.
Çamur çığı (lahar), bir dizi ev, tarımsal alan ve köprüleri harap eder.Die Schlammlawine zerstörte eine Reihe Häuser, landwirtschaftliche Flächen und Brücken.
Romalılar tarafından yapılma ihtimali güçlü olan kale harap vaziyettedir.Eine repressive römische Politik im Aufstandsgebiet ist sehr wahrscheinlich.
Bunların bir kısmı restore edilmiş, bir kısmı da harap haldedir.Sie gehören zu den Bantu und untergliedern sich in verschiedene Gruppen.
II. Dünya Savaşı sırasında birçok şehir harap edildi.Im Zweiten Weltkrieg wurden hier viele Häuser zerstört.
Günümüze harap bir durumda gelebilmiştir.Sie befinden sich heute in einem beklagenswerten Zustand.
Bu gün bakımsız ve harap durumdadır.Heute steht sie leer und verfällt.
Babasının evi gibi harap eyledi.Er galt zu Lebzeiten seines Vaters als verschollen.
Ayaklarından yaralandıktan ve silahı bir mermiyle harap edildikten sonra teslim oldu.Il se rend après avoir été blessé aux jambes et avoir vu la culasse de son fusil détruite par une balle.
Rahibe Angelica bu açıdan harap olmuştur; hemen vesikayı imzalar ve ağlayarak yere yığılır.Sœur Angélique, bouleversée, signe le document et s’écroule en larmes.
Deprem'de, Lizbon'daki binâların %85'i harâp oldu.En Indochine, le bombardement de zone est passé à 85%.
Burada eskiden harap bir kale vardı.Il y avait jadis un château fort.
Petrol sızıntısının etkileri önemli ölçüde harap edici olabilmektedir.Les dégâts causés par des crues peuvent être considérables.
Günümüzde ise medreselerin çoğu harap durumdadır.De nos jours, la plupart des douves ont été comblées.
1923'te yaşanan Büyük Kanto Depremi'nin sonrasında, Tokyo harap olmuştu.Après le tremblement de terre du Grand Kantō de 1923, elle a porté secours au Japon.
24 Aralık ,1974 tarihinde, Avustralya'da Cyclone Tracy adlı Darwin Siklon'u şehri harap etmiştir.24-25 décembre : le cyclone Tracy dévaste la ville de Darwin en Australie.
Halen ayakta durmakta ama harap bir şekildedir.Il ne semble pas manger mais se montre très en forme.
Her iki sur da harap haldeydi ve çarpışmalar sürüyordu.Les deux avaient bu, et la discussion avait dévié vers la politique.
Pencereleri harap olmuştur.Ses fenêtres sont cassées.
Bu yüzden bahçe, o zamanlar harap bir hâlde idi.À l'époque le jardin était archaïque.
Bu gün bakımsız ve harap durumdadır.Actuellement ruiné et sans emploi.
1970'ler boyunca da harap bir hâlde olsa da bu işlevini sürdürmüştür.Malgré son abandon dans les années 1970, cette procédure évitera probablement sa démolition.
Yağmurlar mahsulü harap etti.La lluvia arruinó la cosecha.
Dağlar ve nehirler yer değiştirdi ve yollar harap oldu.Montañas y ríos cambiaron de sitio y los caminos se destruyeron.
Peristerona Medresesi de harap haldedir.Sí, es quien te odia el privado de posteridad.
Savaşlarda harap olan kanalları ve çiftlikleri tamir etti.Reconstruyó los canales y repuso las granjas destruidas en las guerras.
Bu tarihten itibaren servetinin ve vaktinin önemli kısmını bu harap malikaneyi yenilemeye adadı.A partir de ese momento la reina donó gran parte de su tiempo y de su patrimonio a esta obra.
Petrol sızıntısının etkileri önemli ölçüde harap edici olabilmektedir.Los derrames de petróleo pueden tener efectos devastadores.
TARDIS, Londra'ya cisimlenir ancak Londra harap içinde yıkılmış bir haldedir.La TARDIS se materializa en lo que parece ser Londres, pero todo está devastado y en ruinas.
Ayrıca eskiden harap olan ve günümüzde yok olan iki adet tekkenin varlığından da söz edilmektedir.En ambos elementos cabe resaltar la aparición de las dos torres, antiguos castillos ya desaparecidos.