“Kim Allah yolunda, malından iki şey harcarsa, cennetin kapılarından ‘Allah’ın kulu!E dove Allah toccò i due animali vi lasciò, in rosso, le impronte della sua mano.
Kadınların yaşam koşullarını düzeltmek için çaba harcadı.Lavorò per il miglioramento della condizione femminile.
Onların yegâne görevi, halka açık gösterilere ya da kamu çalışmalarına para harcamaktı.Il loro unico compito era gestire la spesa di denaro per l'esposizione di giochi o opere pubbliche.
Daha sonra şehir merkezinde Harcourt Caddesi'ndeki Earlsford House School'a devam etti.Successivamente si trasferisce alla Earlsford House School nel centro della città, vicino ad Harcourt Street.
Yaklaşık 1 milyar dolar bu görev için harcandı.Viene pagato un milione di dollari per quel ruolo.
6 Temmuz 2008 tarihinde, kardeşi Norum Yobo Nijerya'da Port Harcourt şehrinde fidye amaçlı kaçırıldı.Nel luglio 2008 suo fratello minore Norum è stato rapito a Port Harcourt a scopo di estorsione.
Finidi George (Doğumu 15 Nisan 1971, Port Harcourt) Nijeryalı futbolcudur.Finidi George (Port Harcourt, 15 aprile 1971) è un ex calciatore nigeriano, di ruolo ala.
Buradaki kilit kavram, "harcanacak masraf kalemi" dir."Questo è il mio ponte a pedaggio.
Para harcamaktan hoşlanır.Ama solo i soldi.
Bu sırada 2 molekül GTP harcanır.Al contrario, fino ad ora sono state spese due molecole di ATP.
Yoksa bu kadar parayı harcamamamız gerekir, çünkü ben uzayla ilgilenmiyorum.Quindi sono molto contento che non stiamo spendendo soldi come matti.
Kanada gayri safi yurt içi hasılasının (GDP) %5.3'ünü eğitime harcar.Il settore agricolo contribuisce per il 14,5 % alla formazione del Prodotto interno lordo (PIL).
Pistin inşası 8 milyon dolar harcanarak, sadece 8 aya sonuclanmıştır.Il vestito indossato da Mitzi, fatto di infradito, è costato solo 8 dollari.
Tasarruf toplam harcamaların toplam gelirden çıkarılması ile hesaplanır.L'ammontare complessivo di risparmio sarebbe, inoltre, determinato dal reddito nazionale.
Thälmann işine karşılık harçlık yerine haklı bir ücret istiyordu.Il fratello Rodolfo avrebbe ottenuto in cambio un risarcimento.
Borç ve kamu para yardımları önemli ölçüde artarken, kalkınma harcamaları keskin bir şekilde azaltıldı.I profitti e le perdite per un centro di profitto sono calcolate separatamente.
Bu harcamalar kısıntısı ona çok düşman kazandırdı.Questa sua vena aggressiva le procurò numerosi nemici.
Kesimleri görünmez, dikkat çekmeyen yapmak için çok çaba harcanır.Devi fare molto per evitare il disprezzo degli abitanti...
Gerçekleştirdiği su projeleri için 150 milyon dolar harcamıştır.Per la sua realizzazione sono stati spesi 150.000 dollari.
Standart bir otomobil 100 km'de 6 litre benzin harcamaktadır.Il motore inoltre consuma un litro di carburante ogni 6 km.
"Wrecked" bölümünde Amy, Willow'a kendi büyülerini çok fazla harcadıklarından Rack'i ziyaret etmesini söyler.In Fuori controllo Amy convince Willow ad andare da Rack dopoché hanno esaurito tutto il loro potere magico.
Yani aynı enerji için daha çok su harcanır.Di contro, ciò porta al consumo incrementale di energia.
Dışarıda ek işlerde çalışıp harçlık kazanabilir ve dilediği gibi harcayabilirler.Ve le consegnerò: usatene e fatene quel che vi pare...
Devletin gelirleri onların hazinelerinde toplanıyor ve harcamaları öngördükleri şekilde yapıyorlardı.I governatori, d'accordo con i Pubblicani, gonfiavano i tributi da riscuotere e se ne intascavano i profitti.
Kaçakçılar ile uğraşmak için ülke ekonomisi para ve emek harcar.Soldi che vanno in tasca a passeurs e militari.
Kolay kazanan ve pervasız harcayan bir zümrenin türemesi; her türlü malın sürülmesi fırsatını doğurur.Questo perché riesce ad associare l'abbaiare alla ricompensa (il cibo) che riceve a ogni fine pista.
Japonya'nın yollardaki harcamaları fazla kabul edildi.Lo sviluppo delle autostrade giapponesi è stato portato avanti con elevati indebitamenti.
Harç olarak çamur harç kullanılmıştır.Alla fine fu utilizzata panna montata.
Geliştirme programı için yaklaşık 3 milyar Dolar harcanmıştır.Tra l'altro per lo sviluppo di Vista sono stati spesi 6 miliardi di dollari.
Maria giysiler için çok fazla para harcıyor.Мария слишком много денег тратит на одежду.
O bütün enerjisini harcadı.Он израсходовал свою энергию.
Oğlumun eğitimi için çok para harcadım.Я потратил уйму денег на образование своего сына.
Judy aynaya bakarak çok fazla zaman harcıyor.Джуди проводит много времени смотрясь в зеркало.
O, ayakkabılara çok para harcar.Она тратит много денег на туфли.
O, zamanının çoğunluğunu çocuklarına bakarak harcar.Она тратит большую часть времени, приглядывая за своими детьми.
O orada oturarak ve pencereden dışarı bakarak oldukça çok zaman harcamaktadır.Она тратит довольно большой отрезок времени, просто сидя там и смотря в окно.
En fazla 100 dolar harcayabilirsiniz.Вы можете потратить не более ста долларов.
Tom zamanının çoğunluğunu Mary'ye yardım ederek harcar.Фома проводит большую часть своего времени, помогая Маше.
Kıyafete kız kardeşimden daha az para harcarım.Я трачу меньше денег на одежду, чем моя сестра.
Boş zamanımı çocuklarımla harcarım.Я провожу моё свободное время с моими детьми.
Çok fazla para harcıyor.Он тратит слишком много денег.
Birlikte çok zaman harcarlar.Они проводят много времени вместе.
İstediğin kadar harca.Трать сколько хочешь.
“Kim Allah yolunda, malından iki şey harcarsa, cennetin kapılarından ‘Allah’ın kulu!Кто же не найдет, то — пост двух месяцев последовательных как покаяние пред Аллахом.
Houghton Mifflin Harcourt Publishing Company (İngilizce)Houghton Mifflin Harcourt Publishing Company (англ.)русск.
Bazı sanatçılar yıllarını harcarlar.Некоторым артистам нужны годы.
Ertesi iki yılını hazırlıklara harcayıp, 14 Nisan 1202 tarihinde sonunda yola çıktı.Он провел следующие два года в подготовке похода и 14 апреля 1202 года отправился в путь.
Toplum içi eşitsizliği en asgari seviyeye indirmek için gayret harcadı.Социальная политика направлена на максимальное смягчение неравенства среди слоев населения.
Tüm NATO üyelerinin toplam askerî harcaması, dünyadaki savunma harcamalarının %70'inden fazladır.Военные расходы всех членов НАТО в совокупности составляют более 70 процентов от общемирового объёма.
Kendimi geliştirmek için çaba harcıyorum.И я буду упорно работать, чтобы продолжать совершенствоваться.
Ancak eğitim harcamaları konusunda yine eşitsizlikler mevcuttur.На сегодняшний момент в получении образования существует половое неравенство.
Bose kendi deneysel teçhizatını yaparken kendi parasını harcamıştır.Бос тратил свои с трудом заработанные деньги на покупку оборудования для проведения своих экспериментов.
Roma'yı Nero'nun aşırı harcamaları ve iç savaşlar yüzünden oluşan malî yükten kurtardı.Веспасиан освободил Рим от финансового бремени, возникшего со времен Нерона и гражданских войн.
Şaklabanlara harcama.Джуманьязов Уразбай.
Tek sorun Jerry' nin işine aşırı zaman harcamasıdır.Единственной вредной привычкой Джерри остается лишь курение сигарет.
Ancak film için hali hazırda çokça para harcanmış olduğu için sadece filmin bütçesinin yarısını kullanabildi.Но и эта картина с трудом смогла отбить лишь половину своего бюджета.
Kuruluşundan beri İsrail GSYİH'nin önemli miktarını savunmaya harcadı.С момента провозглашения независимости Израиль тратит значительную часть ВВП на оборону.
Tek başına yaşadı ve ot ve meşe palamudu yiyerek bütün vakti ibadet için harcadı.Жил уединённо, питался травами и дубовыми желудями, всё время проводил в молитвах.
Bütün günümü İspanyolca öğrenmek için harcamaya başladım.За первый год проживания в стране выучил испанский.
Harcamaları arttıkça daha fazla vergilemek zorunda kaldı.Чем более он раздавал деньги, тем более ему жертвовали.