Başka bir ifadeyle, gıdaya harcanan gelirin talep esnekliği 0 ile 1 arasında bir değer alır.La elasticidad respecto a la renta de un bien necesario está por tanto entre 0 y 1.
Kadınların yaşam koşullarını düzeltmek için çaba harcadı.También, quería cambios para mejorar las condiciones de vida de la mujer.
NOS, projeye yalnızca 725.000 ABD Doları harcamıştır.Ganó 750.000 dólares en los Estados Unidos.
Houghton Mifflin Harcourt Publishing Company (İngilizce)Houghton Mifflin Harcourt (en inglés).
Güçlü bir bilgiyi ortalığa savurarak harcamazlar.Toma lo suficiente para perder el conocimiento.
Harcamayacağım günleri, onları uzatmaya çabalayarak.Sobrevivir para gastarlos, no tanto.
Buna aşağı yukarı 5.000 dolar harcandı.Creo que hemos perdido por lo menos 15.000 $.
Bunlar uygun öğretmen bulma yoluyla harcanmaktadır.Estos puntos pueden emplearse tras encontrar al maestro adecuado.
Tektip satılan oyuncaklar harcıalemdir.Las películas para el juguete se vendían aparte.
Yani hayatımı oraya harcadım.Por eso me devolvió la vida.
"The Schizo", uzun zamandır harcananların ve takımının lideri.En el equipo "Pijao", fue la máxima figura y el goleador del equipo.
O denge sonucu, kişi ne iş yaparsa yapsın, onu daha iyi yapar ve daha çaba harcar.No importa lo bien que intente la humanidad matar, hay algo más que lo hace mejor.
Bütün günümü İspanyolca öğrenmek için harcamaya başladım.Y empecé a saber todas las cosas del mundo en el idioma nativo.
Horasan harcıyla yapılmış bina temelleri bulunur.Soporte para construcción basada en Gradle.
Bu durumun farkında olan İngilizler muhtemel bir savaşı engellemek için çaba harcadılar.La prensa inglesa ya habla de una posible segunda batalla.
Yaklaşık 1 milyar dolar bu görev için harcandı.Para este año se gastó más de un millón de dólares en contrataciones.
Bu sırada 2 molekül GTP harcanır.De esta manera, en la segunda fase se obtienen 4 moléculas de ATP.
Bütçe açığı, vergiler azaltılıp, harcamlar artırılarak gerçekleştirilebilir.El Director puede emitir tanto aumentos como disminuciones en dichos costos.
Üreteç gücü de bu güç harcamasına uygun seçilir.Para ello, la central eléctrica debe poseer tal capacidad.
Vergi gelirlerinin çok azı ülke için harcanır, çoğu Belçika'ya transfer edilir.Para pagar menos impuestos, algunas personas privilegiadas escogen vivir en Suiza.
Ancak daha güçlü binalar daha çok enerji harcarlar.Hacer edificios más eficientes energéticamente.
Buradaki kilit kavram, "harcanacak masraf kalemi" dir.La traducción más cercana sería "repartidor de cajas de almuerzo".
Harcamalar üzerinden alınan vergiler, yapılan bir harcamanın vergilendirilmesini ifade eder.La ejecución del presupuesto se fiscaliza una vez ejecutado el gasto.
“Hurûfîler”, Kur'an-ı Kerîm üzerinde çok zaman harcamışlardır.«(They Long to Be) Close to You».
Kamu harcamaları kısılarak bütçe açıkları daraltılmıştır.Las restricciones presupuestarias condicionan el proyecto.
Bu bir düşman uçağı için ortalama 598 mermi harcandığını göstermektedir.La cantidad media de munición de 85 milímetros necesaria para derribar un avión enemigo fue de 598 disparos.
Bu dillerin yazımında kullanılan değişik yazı sistemlerinin standartlaşması üzerine çaba harcar.Trabajar en la implementación de esos estándares en escritorios específicos.
Fakat nadiren bu hayvanlar için zaman harcarlar.Raramente mata animales.
Bu nedenle çok elektrik harcar.Gasta mucha energía.
Cebine harçlık konur.Arena en los bolsillos.
Bütçenin %60'ı ordunun geliştirmesine harcanırken %40'ı da altyapı için kullanıldı.El aeropuerto es utilizado el 60% como base militar y el 40% como aeropuerto de pasajeros.
Her şeyin mükemmel olması için büyük emek ve zaman harcadım.Un poco más de tiempo extra le hubiera venido genial para llegar el paquete completo.
Her yıl yeni Harçlar'a akıl hocalığı yapar.Cada pocos meses se ingenia nuevas ideas.
Capone, harcamalarını arttırdı.Carroll absorbió los gastos ocasionados.
Bu da bol para harcamak demektir.Y eso cuesta dinero.
Muamele vergisi, gelirin harcanması sırasında alınan vergidir.Notas Recompensa combinada con el desafío de inmunidad.
Yapılan harcamalar bakımından da Avrupa üçüncüsü.Con ellos, se hace la tercera gira europea.
Tom kullanılmış bir motorsiklet için 300 dolardan daha fazla harcamak istemiyor.Tom non vuole spendere più di 300 dollari per una motocicletta usata.
Derslerimize çok zaman harcadık.Abbiamo dedicato molto tempo alle nostre lezioni.
Tom öğle yemeği için sadece üç dolar harcadı.Tom ha speso solo tre dollari per il suo pranzo.
Harcadığın toplam para miktarı nedir?Quanto hai speso in tutto?
Elbiselere çok para harcamayı tercih etmiyorum.Non voglio spendere troppi soldi in vestiti.
Sence az benzin harcamak için yakıt tasarrufunu nasıl yapabilirim?Secondo te, per consumare poca benzina, come potrei fare a risparmiare sul carburante?
Tom'la yalnız başıma biraz zaman harcamayı gerçekten istiyorum.Vorrei davvero passare un po' di tempo da sola con Tom.
Gençken bilgisayarın önünde zaman harcamak yerine seyahat etmelisin.Adesso che sei giovane dovresti viaggiare invece di passare il tempo davanti al computer.
Tom Mary'ye John'u yardım etmesi için ikna etmeye çalışarak zamanını boşa harcamamasını söyledi.Tom ha detto a Mary di non perdere tempo cercando di convincere John a dare una mano.
Tom anahtarlarını aramak için üç saatten fazla harcadı ama onları hâlâ bulamadı.Tom ha passato più di tre ore a cercare le chiavi ma ancora non è riuscito a trovarle.
Tom çalışarak kütüphanede saatler harcar.Tom passa ore a studiare in biblioteca.
Biliyorsun, sanırım burada zamanımızı boşa harcıyoruz.Sai, credo che qui stiamo perdendo il nostro tempo.
Cezayir hâlen kent kalkınmasına milyarlar harcıyor.L'Algeria investe ancora miliardi nello sviluppo urbano.
Diğer ticaret şirketlerinin aksine, Würth araştırma ve geliştirmelere çok para harcamaktadır.Contrariamente ad altre società commerciali, Würth sta investendo molto in ricerca e sviluppo.
En az 30 gün boyunca harcanmamış olan paralar bir sonraki blok için yarışmaya başlar.Le monete che non sono state spese per almeno 30 giorni competono per la creazione del blocco successivo.
Bazı sanatçılar yıllarını harcarlar.Alcuni artisti ci mettono anni.
Newell Half-Life 2'nin yapımı sürecinde birkaç ayını Steam projesi üzerine yoğunlaşarak harcadı.Durante la produzione di Half-Life 2, trascorse alcuni mesi concentrandosi nel progetto Steam.
Eylül 2012 itibarıyla Shazam, 32 milyon dolar kaynak harcamıştı.A partire da settembre 2012 Shazam ha incassato 32 milioni di dollari di finanziamento.
Ordu şimdi gereksiz bir harcama ve siyasî bir risk olarak görülüyordu.L'esercito venne visto come una spesa inutile e una minaccia politica.
1992’den sonraki beş yıl Polonya’nın yeni karakteri üzerine görüşmelerle harcandı.I cinque anni successivi al 1992 trascorsero nel dialogo sul nuovo carattere della Polonia.
Avrupa'da KOAH sağlık harcamalarının %3'ünü oluşturur.In Europa, la BPCO rappresenta il 3% della spesa sanitaria complessiva.
Aristagoras kış boyunca ayaklanmayı alevlendirmek için çaba harcamıştır.Durante l'inverno Aristagora continuò a fomentare la ribellione.
Roma'yı Nero'nun aşırı harcamaları ve iç savaşlar yüzünden oluşan malî yükten kurtardı.Liberò Roma dai problemi finanziari creati dagli eccessi di Nerone e dalle guerre civili.