Bilgisayarının önünde çok fazla zaman harcıyorsun.You spend too much time in front of your computer.
Bilgisayarımın önünde çok fazla zaman harcıyorum.I spend too much time in front of my computer.
Aynamın önünde çok fazla vakit harcıyorum.I spend too much time in front of my mirror.
Tom ormanda uzun saatler harcadı.Tom spent long hours in the woods.
Tom ofisinde çok fazla zaman harcıyor.Tom spends a lot of time at the office.
Tom istediği kadar zaman harcayabilir. Ona acele etmesine gerek olmadığını söyle.Tom can take his time. Tell him there's no need to hurry.
Fransızca öğrenmek için hemen hemen her gün birkaç saat harcıyorum.I spend a few hours almost every day studying French.
Çocuklarınızla vakit harcamanın zararı olamaz.Spending time with your children couldn't hurt.
Tom zamanımızı boşa harcamasa iyi olur.Tom had better not be wasting our time.
Tom'la daha fazla zaman harcamalısın.You should spend more time with Tom.
Tom boşa zaman harcamıyor, değil mi?Tom doesn't waste any time, does he?
Tom Mary ile biraz zaman harcadı.Tom spent some time with Mary.
Para harcamayı kes.Stop wasting money.
Tom geçen hafta sonu çok para harcadı.Tom spent a lot of money last weekend.
Herkes boşa zaman harcamayı seviyor.Everybody likes to goof off.
Zamanımızı boşa harcamak demek hayatımızı boşa harcıyoruz demektir.Wasting our time is like wasting our lives.
Tüm bununla zamanını boşa harcadığını düşünmüyor musun?Don't you think you're wasting your time with all that?
İngilizce öğrenmeye harcayacak hiç vaktim yok.I don't have time to spend studying English.
Tom çoğu baş zamanını gitar pratik ederek harcar.Tom spends most of his spare time practising the guitar.
Bunun hakkında düşünerek çok zaman harcadım.I've spent a lot of time thinking about this.
Birlikte çok fazla zaman harcıyorlardı.They were spending so much time together.
O, geçen yıl denizde üç ay harcadı.He spent three months at sea this past year.
Bu aralar IT sertifikasyonlarına çalışmak için epey zaman harcıyorum.I've been spending a lot of time studying for IT certifications recently.
Şu sıralar BT sertifikasyonlarına çalışmaya çok vakit harcıyorum.I've been spending a lot of time studying for IT certifications recently.
Hayati önemi olmayan şeylere boşa para harcama.Don't waste money on nonessentials.
Tom özel araba yolunu kürüyerek bir saat harcadı.Tom spent an hour shoveling the driveway.
Birlikte harcadığımız zamanı asla unutmayacağım.I'll never forget the time we've spent together.
O, düzenlemede benden daha fazla zaman harcar.She spends more time organizing than I.
Hiç gizli harçlar var mı?Are there any hidden fees?
İstediğim kadar zaman harcıyorum.I'm just taking my time.
O seyahat için yığınla para harcar.He spends pots of money for travelling.
Muhtemelen şimdi daha çok harcıyorum.I'm probably spending more now.
Zaten evime bir sürü para harcadım.I've already invested a lot of money into my home.
Onların harcamalarını azaltmaları gerekecek.They will need to reduce their expenditures.
Sadece zamanını harcıyorsun.You're just wasting our time.
Biz çok fazla para harcadık.We've spent too much money.
Tom zamanının çoğunu toplantılarda harcar.Tom spends a lot of his time in meetings.
Onunla benden daha fazla zaman harcıyorsun.You spend more time with him than me.
Onlarla benden daha fazla zaman harcıyorsun.You spend more time with them than me.
Tom çok para harcadı.Tom spent a lot of money.
Bir kuaförde kendimi para harcamaktan kurtarmak için bir saç kesme makinesi aldım.I got a hair-clipper to save myself from spending money on a hairdresser.
Bazen tek başına biraz zaman harcamak harikadır.Sometimes it's great to spend some time alone.
Hiçbir şey çaba harcamadan ölümlülere verilmez.Nothing is given to mortals without effort.
Neden bütün parayı harcadın?Why did you spend all the money?
Fransızca çalışarak çok zaman harcardım.I used to spend a lot of time studying French.
Bu işe büyük çaba harcadım.I've put a lot of effort into this.
Bütün haftayı bu konuda harcadım.I spent all week on this.
Zamanımı boşa harcıyorum gibi hissediyorum.I feel like I'm wasting my time.
Burada zamanımı boşa harcadığımı hissediyorum.I feel I'm wasting my time here.
Zamanımı boşa harcadığımı hissediyorum.I feel I'm wasting my time.
Tom sadece kızları etkilemek için bütün parasını bir araç üzerinde harcadı.Tom spent all his money on a car just to impress girls.
Gerçekten giyeceğim bir şeye para harcamak isterim.I'd rather spend money on something I'd actually wear.
Ben bir çocukken burada çok vakit harcadım.I spent a lot of time here when I was a kid.
Burada saatler harcayabilirim.I could spend hours in here.
Burada günler harcayabilirsiniz.I could spend days in here.
Tom ailesi ile çok az zaman harcar.Tom spends very little time with his family.
Tom'un o kadar çok harcamaması gerekir.Tom shouldn't spend so much.
Biz bir dakika bile harcayamayız.We can't waste even a minute.
İstasyon ekibi günlerini bilim deneylerinde çalışarak harcıyor.The station crew spends their day working on science experiments.
Kadın ayakkabılara çok harcar.The woman spends a lot on shoes.