1963 - Alkatraz Hapishanesi kapatıldı.1963 - Κλείνει η ομοσπονδιακή φυλακή του Αλκατράζ στην Καλιφόρνια.
Sonradan bir hapishane olarak kullanıldı.Αργότερα, χρησίμευσε σαν φυλακή.
Uzun süre yaşadığı hapishane hayatına alışmış, dışarıdaki düzene ayak uydurmak zorunda kalmak ona zor gelir.Δυσκολεύεται να προσαρμοστεί στη ζωή έξω από τη φυλακή και φοβάται πως ποτέ δε θα τα καταφέρει.
ABD Savaş Suçluları Hapishanesinde Bavyera'daki Landsberg am Lech de 1 No'lu bölüme hapsedildi.Εισήλθε στη φυλακή εγκληματιών πολέμου των ΗΠΑ στο Λάντσμπεργκ στη Βαυαρία.
Altı yıl hapis cezasına çarptırıldı, Phnom Penh ve Kampong Thom'daki hapishanelerde kaldı.Καταδικάστηκε για 6 χρόνια και εξέτισε την ποινή του στις φυλακές της Σρέμσκα Μιτρόβιτσα και της Λεπόγκλαβα.
O 1896 yılında tutuklandı ve Erivan'ın hapishanede bir yıl geçirdi.Συνελήφθη το 1896 και εξορίστηκε στο Οριόλ για τρία χρόνια.
İkili daha sonra kendilerini hapishanede bulur.Για αυτό και οι δύο μένουν στη φυλακή.
Günümüzde Spaç Hapishanesi ikinci sınıf bir ulusal anıt olarak tescil edilmiştir.Σήμερα, η σήραγγα αυτή διατηρείται ως εθνικό μνημείο.
Suçlananlardan en az beş kişi hapishanede ölmüştür.Mindst fem personer døde i fængsel.
Hapishane olarak kullanıldı.Det blev brugt som et fængsel.
Bütün hapishane boşalır.Fængslerne står tomme.
Maltsev Hapishanesinde yoğun işkence görür.Meretskov var blevet slemt tortureret i fængslet.
Liu Xiaobo, Nobel Barış Ödülü'nü hapishanedeyken kazanmıştır.China dissident Liu Xiaobo awarded Nobel Peace Prize in absentia.
Derek hapishaneye kapatılır.Nu blev Erik fængslet.
Susan Atkins hapishanede yakalandığı beyin kanseri sebebiyle 24 Eylül 2009 tarihinde ölmüştür.Susan Atkins, kvinden der slog Sharon Tate ihjel, døde i fængsel den 24. september 2009 af kræft i hjernen.
Sonradan biz zamanlar hapishane olarak da kullanılmıştır.Efter dette blev fæstningen en tid benyttet som fængsel.
Mahkûmlar, Batı Berlin'de İngiliz Sektöründe yer alan Spandau hapishanesi'ne götürülüp yerleştirildiler.Fangerne blev ført til Spandaufængslet i den britiske sektor i Vestberlin og fik fangenumre.
8 Ağustos tarihinde Plötzensee Hapishanesi'nde asılarak idam edildi.Han blev hængt nøgen den 8. august i Berlins fængsel i Plötzensee.
14 Temmuz- Paris hapishanesi Bastille düştü.14. juli: Stormen på Bastillen.
İkili daha sonra kendilerini hapishanede bulur.Hun opsøgte dem begge, da de bagefter sad i fængsel.
Fakat bu konuda da hapishane müdürü onu aldatır.Men der blev høvdingen narret.
Azkaban Hapishanesi, suçlu büyücülerin tutulduğu bir hapishanedir.I Fangen fra Azkaban bryder Sirius ud fra troldmandsfængslet Azkaban.
Bina yıllar boyu hükümet merkezi ve hükümet ambarı, hapishane, polis ve yangın garı olarak kullanıldı.Fortet blev tidligere anvendt som residens for guvernøren, kirke, rådhus, politistation og fængsel.
1981 - IRA militanı Bobby Sands, açlık grevinin sonunda İngiltere'de hapishanede öldü.1981 - Den nordirske terrorist Bobby Sands dør i Maze-fængslet efter 66 dages sultestrejke.
Belediye Başkanı da hapishaneye gelip Ninetta'yla konuşur.Efter middagen vil Rektor snakke med Lyra.
1196dan beri "Lancaster Kalesi" mahkeme binası ve hapishane olarak kullanılmaya başlamıştır.Tidligt i 1200-tallet blev slottet brugt som domstol og fængsel.
Bu sırada Poly Peachum da hapishaneye gelir.Derfor havner Egon nok en gang i fængsel.
Hapishaneye hiç sorunsuz girerler çünkü kimse yoktur.Når man befærdes på et åbent område, besvær ikke andre.
Ancak Genovese; hapishane'den Genovese ailesini yönetmeye devam eder.Genovese fortsatte å styre familien ifra fengselet.
Ömer hapishaneden bir gün erken çıkar.To innsatte rømmer tidlig en morgen fra fengselet.
1934 - Alcatraz adası, Amerika Birleşik Devletleri'nin bir hapishanesi haline getirildi.1934 – Alcatraz blir et føderalt fengsel.
En sonunda 1165'te hapishaneden kaçmayı başardı.Etter gjentatte forsøk klarte han å flykte i 1165.
1982 - Lech Walesa, 11 ay bir Polonya hapishanesinde kaldıktan sonra tekrar serbest kaldı.1982 – Lech Wałęsa, leder av Solidaritet i Polen, blir løslatt etter 11 måneders internering.
4 Eylül'de 1944'te Berlin'de Plötzensee Hapishanesinde idam edildi.Han ble henrettet 4. september 1944 i Plötzensee fengsel i Berlin.
Üç yıl sonra hapishanede ölmüştür.Han døde i fengsel tre år senere.
6 Mart 1952 tarihinde Varşova Mokotów Hapishanesi dışında asılarak idam edildi.6. mars 1952 kl. 19.00 ble han hengt i Mokotów-fengselet i Warszawa.
Hapishanede ise onları bekleyen sürpriz bir konuk vardır.I kjelleren, ber fangen om en sjanse til å snakke.
Quantum hapishanesi olarak da adlandırılır) büyüktür bu durum mutlak sıfır noktasında bile geçerlidir.Høyde uten tilløp (også kalt stille høyde) er en hoppøvelse i friidrett.
Hapishane olarak da kullanılmıştır.Det ble også brukt som et politisk fengsel.
Theofanis iki yıl hapishanede kaldı ve sert işkencelere maruz kaldı.Theophanes ble etter dette kastet i fengsel og i to år ble han utsatt for grusom behandling.
Hapishanedeki vaziyetler artık „La Onda“'nın aleyhine dönüşür.Men hvem skal beskytte oss mot La Fayette?»
1784'te Vincennes hapishanesi kapatıldı ve Sade Bastille’ye gönderildi.Château de Vincennes ble stengt i 1784 og Sade ble overført til Bastillen.
Ayrıca hapishaneyi basıp siyasi tutukluları serbest bırakıldı.Samtidig ble politiske fanger løslatt og bevæpnet.
Hapishanede rejim düşmanı olarak adlandırılan kişilerin yeniden eğitimi hedeflenmekteydi.Regimet satt politiske motstandere i konsentrasjonsleire kalt Anhaltelager.
Suçlananlardan en az beş kişi hapishanede ölmüştür.Fem av de ledende personene i gruppen ble dømt til døden.
Sonradan biz zamanlar hapishane olarak da kullanılmıştır.Etter dette ble festningen en tid benyttet som fengsel.
Şehirde, bir okul, bir kilise, bir mahkeme ve bir hapishane vardır.På øya finnes det en grunnskole, politistasjon, kirke og et fyrtårn.
Almanlar toplama kampları ve hapishanelerde tutsak edildi.Mange tyske sivile ble sendt til internerings- og arbeidsleirer.
Kaldığı hapishaneden kaçtı.Han ble deretter sendt tilbake til fengslet han hadde rømt fra.
Binanın giriş katındaki hapishane, Aleksandr Solzhenitsyn'in Gulag Takımadaları yapıtında tasvir edilmiştir.Historien om opprøret ble kjent gjennom boken Gulag-arkipelet av Aleksander Solsjenitsyn.
Örneğin: Hapishaneler yarı-kapalı bir sistemdir.Lagene er stort sett halvprofesjonelle.
Sonradan bir hapishane olarak kullanıldı.Det ble senere brukt som varetektsfengsel.
1965'te Tommy Willams hırsızlık yaptığı için hapishaneye alındı.I 1956 ble Thompson arrestert for ran.
Hâkim Lois'e katıır ve Lois'i de kocası ile birlikte hapishaneye gönderir.Hakim setuju dan memutuskan untuk mengirim Lois ke penjara bersama dengan Peter.
Daha sonra Sokka ve Zuko'nun yardımıyla hapishaneden kaçmıştır.Ia dibebaskan oleh Sokka dan Zuko, lalu kabur dari penjara atas bantuan Mai.
1963 - Alkatraz Hapishanesi kapatıldı.1934 - Penjara Alcatraz dibuka.
İyileştikten sonra tekrar hapishaneye dönecekti).Artinya jika suatu perbuatan itu menimbulkan efek baik, maka perbuatan itu cenderung diulangi.
İyileştiklerinde ise cezalarını tamamlamak için tekrar hapishaneye gönderildiler.Ketika mereka pulih, hak pilih dibawa kembali ke penjara untuk menyelesaikan kalimat mereka.
1945 tarihinde 2.500 mahkûmun hayatını kaybettiği hapishane aynı yıl Kasım ayında kapatılmıştır.Kamp ini, tempat 2.500 tahanan tewas selama 1945, ditutup pada bulan November.
20. yüzyılın başlarında İngiliz hapishanelerindeki süfrajetler sık sık açlık grevi yapıyorlardı.Pada awal abad 20 ] sering mengalami mogok makan di penjara Inggris.