hapishane ile cümle
hapishane kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Hapishanede hasta olanlar iyileşmeye başlamıştır.V lepších případech se nemocný uzdravuje.
Hapishanelerde bombalar ve silahlar vardı ve buralarda Yahudi yerleşimcileri öldürürlerdi.Všude ve městě byly slyšet výstřely a v různých ulicích byly nahromaděny mrtvoly zastřelených Židů.
Eskiden bekçi kulesi olarak kullanılan kule, sonraları kadın hapishanesi olarak kullanılmıştır.Spodní místnost věže přitom byla využívána jako vězení.
24 Temmuz 1957 tarihinde hapishanedeki işkence sonucunda hastalıktan öldü.Zemřel doma roku 1957, na následky nemoci z mučení ve vězení.
Temmuz 1376da Ceneviz Cumhuriyeti yardımı ile Andronikos hapishaneden kaçmayı başardı.Roku 1376 se Andronikovi s pomocí Janova podařilo uprchnout.
1943 yılının Mart ayında hapishaneden ayrıldıktan çıktıktan sonra, parti çalışmalarına devam etti.Od března 1942, po propuštění z vazby na základě amnestie, začal znovu pracovat v odboji.
Erwin von Witzleben, Berlin'de Plötzensee Hapishanesi'nde idam edildi.Za účast na spiknutí byl von Witzleben odsouzen k smrti a popraven oběšením ve věznici Berlín Plötzensee.
2010'da Santiago'da bir hapishanede öldü.Zemřel v Havířově v roce 2010.
Almanlar toplama kampları ve hapishanelerde tutsak edildi.Za německé okupace byl vězněn v koncentračních táborech.
Suçlananlardan en az beş kişi hapishanede ölmüştür.Cel puțin încă cinci dintre acuzați au murit la închisoare.
İdam edilecekleri gün hapishanenin yakınlarına hiç kimse yaklaştırılmamıştır.El nu îngăduia nimănui, o dată ajuns acolo, să mai vadă lumina zilei.
Hapishanelerdeki tutukluların hemen hemen yarısı, steril olmayan dövme ekipmanlarını paylaşmaktadır.Aproape jumătate dintre deținuții din închisori folosesc în comun echipament de tatuare nesteril.
Queen Latifah - Matron "Mama" Morton, Cook County Hapishanesi'nin gardiyanı.Queen Latifah - Matroana "Mama" Morton; matroana coruptă a închisorii din districtul Cook.
Gaga hapishaneden çıkıyor ve Beyoncé onu "Pussy Wagon"da bekliyor.Gaga este scoasă pe cauțiune din închisoare și iese pentru a o găsi pe Beyoncé ce o așteaptă în „Pussy Wagon”.
Her bir tutsak adını ünlü bir hapishaneden almıştır.Fiecare deținut este numit după o închisoare reală.
Hapishanede ise onları bekleyen sürpriz bir konuk vardır.Aceasta are o soră vitregă care este la închisoare.
Sonra, Singapur'da Changi hapishanesine transfer edildi.După un timp a fost mutat la închisoarea Changi, lângă Singapore.
Muhaliflerin çoğu Goli otok'ta gulag benzeri hapishaneye gönderildi.Mulți au fost trimiși în lagăre asemănătoare gulagurilor, închiși la Goli Otok.
Diğer mahkûmlar 1947'de Spandau Hapishanesine nakledildiler.Prizonierii condamnați la închisoare au fost transferați în 1947 la închisoarea Spandau (Berlin).
1946 yılında (20 yaşındayken), hırsızlık ve hâneye tecavüz suçlarından hapishaneye girdi.În 1946, la 20 de ani, a mers la închisoare pentru intrare prin efracție.
Trepper Lubyanka hapishanesinde götürüldü.Aici a fost ținut prizonier în închisoarea Lubianka.
1956 yılında ilan edilen afla hapishanedeki yaklaşık 35 bin savaşçı serbest bırakılır.A eliberat mai mult de 93.000 de prizonieri de război pakistanezi în cinci luni.
1 Ocak - Alcatraz adası, Amerika Birleşik Devletleri'nin bir hapishanesi haline getirildi.1 ianuarie: Alcatraz devine închisoare federală.
Kendini çoğu zaman, elbetteki yanlışlıkla, hapishanede bulur.În timpul zilei stă, de cele mai multe ori, ascuns în vizuină.
Said Nursi ile aynı hapishanede bulunmuştur.Aflat și el în închisoare, ing.
Ana madde: Bastille Baskını 14 Temmuz 1789'da Parisliler Bastille Hapishanesi'ne hücum ettiler.Cetățenii Parisului s-au răsculat, la 14 iulie 1789 luând cu asalt închisoarea regală Bastilia.
Ancak bir şekilde hapishaneden çıkabildi.Era ca și o evadare de la închisoare.
Hapishanelerdeki durumu öğrenmek amacıyla bir komisyonun seçilmelidir.Trebuia aleasă o comisie care să cerceteze dosarele celor deținuți în închisori și lagăre de concentrare.
Hawkins, Silver ve diğer arkadaşları artık hapishanededirler.Hilderic, Hoamer și rudele lor au fost aruncate în închisoare.
Hapishanede sorgulamalardan sorumlu olan Klaus Barbie tarafından sorguya çekildi.Se bănuiește că la torturi a participat și Klaus Barbie.
Hapishanelerdeki tutukluların hemen hemen yarısı, steril olmayan dövme ekipmanlarını paylaşmaktadır.A börtönlakók közel fele használ közösen nem steril tetováló felszerelést.
1954 yılında Leopoldov'da hapishanede ölmüştür.1954-ben a leopoldovi börtönben halt meg.
O 1896 yılında tutuklandı ve Erivan'ın hapishanede bir yıl geçirdi.1896-ban letartóztatták és egy évet töltött a jereváni börtönben.
Däniken 2. kitabı Yıldızlara Dönüş’ü hapishanedeyken yazmıştır.Második könyvét, a Vissza a csillagokhozt a börtönben írta meg.
Sara'nın hapishanede olduğu haberini alan Krantz, onun kafası için 100.000 $ ödül koyar.Amikor Krantz tudomást szerez Sara bebörtönzéséről, 100 000 dolláros vérdíjat tűz ki a fejére.
Onun düşüşünden sonra da hapishane olarak kullanılmıştır).(Halála után adták ki.)
1982 - Lech Walesa, 11 ay bir Polonya hapishanesinde kaldıktan sonra tekrar serbest kaldı.1982 – Lech Wałęsa kiszabadul a börtönéből Lengyelországban.
Bachmann 24 Şubat 1970 tarihinde hapishanede intihar etti.Bachmann 1970-ben öngyilkosságot követett el a börtönben.
1945 tarihinde 2.500 mahkûmun hayatını kaybettiği hapishane aynı yıl Kasım ayında kapatılmıştır.1945-ben kb. 2500 rab veszítette életét a táborban, amit novemberben végül bezártak.
1954'te Vladimir hapishanesinde tutsaklıkta ölmüştür.A vladimiri fogolytáborban halt meg 1954-ben.
Conciergerie Hapishanesi'ne geri götürüldü.A párizsi Conciergerie-be zárták őket.
Bir hapishane denetimi sırasında, siyasi tutuklular tarafından linç edilerek öldürülmüştür.Rendőrségi vizsgálati fogsága során kínzói agyonverték.
Bütün hapishane boşalır.A börtön falai leomolnak.
Hapishaneyi tanımak için bir gün önceden hapishaneye gider.Jogaival nagyon is tisztában léve vonul be másnap a börtönbe.
Bu iç kale bir zamanlar İskoçya Kraliçesi Mary için bir hapishane olarak kullanıldı.Az épület tornyában raboskodott egykor I. Mária skót királynő.
Bu adamın hapishaneden kaçan biri olduğu anlaşılmaktadır.Így tehát a férfi megmenekül a börtöntől.
Hapishane 30 Aralık 1988 tarihinde kapatıldı 1989 yılında tamamen boşaltıldı.A börtönt 1988-ban zárták be, de véglegesen csak 1989-ben hagyták el.
Bu hapishanede Teksas'tan gelmiş bir banka soyguncusu olan James Lucas tarafından saldırıya uğradı.Többször összetűzésbe került James Lucasszal, egy texasi bankrablóval, aki egyszer hátba is szúrta.
Landsberg Hapishanesi'nde asılarak infaz edildi.Milch-et a Landsberg börtönben letöltendő életfogytiglani börtönbüntetésre ítélték.
Hapishane yetkilileri davranışlarını "konuşkan ve öfkeli" olarak açıkladılar.A tüntetők meghitt csendben vagy haraggal hallgatták az elnök beszédét.
2010'da Santiago'da bir hapishanede öldü.2010-ben Havířovban halt meg.
Hapishanede ise onları bekleyen sürpriz bir konuk vardır.A börtön egy régi cellájában megtekinthető néhány kínzóeszköz.
1934 - Alcatraz adası, Amerika Birleşik Devletleri'nin bir hapishanesi haline getirildi.1934-ben szállították át az Alcatraz-szigetre Atlantai börtönéből.
Bölüm, neredeyse tümüyle hapishane dışında olan olaylara odaklanmaktadır.A történet szinte végig egy börtönben játszódik.
Örneğin: Hapishaneler yarı-kapalı bir sistemdir.A csillagok félkörívben vannak elrendezve.
Hapishanede tüberküloz hastalığına yakalandı.A börtönben sikerült leszoknia az amfetaminról.
Hapishane Kitabı.Börtönnapló.
En sonunda 1165'te hapishaneden kaçmayı başardı.Uralkodása békében ért véget 1166-ban.
1997'de 18 ay hapis cezası aldı ve Paris, La Santé hapishanesinde 6 ay boyunca yattı.27 hónapot töltött váltakozva a párizsi La Santé börtönben és kórházban.
Klip, hapishane konseptiyle çekilmiştir.A másik klipet egy börtönben forgatták.