hapishane ile cümle
hapishane kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
O sırada hapishanede Hershel, Beth ve Axel, Tyreese, Sasha, Allen ve Ben'in koğuşunu ziyaret eder.Тим часом у в'язниці Гершель, Бет та Аксель відвідують Тайріза, Сашу, Аллена та Бена.
Ömer hapishaneden bir gün erken çıkar.Незабаром він повинен вийти з в'язниці.
1909 yılında Kamo ülkesine iade edilip, deli taklidi yapmaya devam edeceği Rus hapishanesine gönderildi.У 1909 році Камо був екстрадований у Російську в'язницю, де він продовжував симулювати неосудність.
Seçilen öğrenciler Stanford psikoloji binasının bodrum katındaki sahte hapishaneye yerleştirildiler.Імпровізовану в'язницю влаштували на базі кафедри психології Стенфорду.
Hapishane olarak da kullanılmıştır.Його використовували також як в'язницю.
Rus hapishanelerinde uzun yıllar geçirmiştir.Багато років прожив у Російській імперії.
Bastille Baskını veya Bastille Hapishanesi Baskını, 14 Temmuz 1789'da Paris, Fransa'da gerçekleşmiştir.Штурм Бастилії — подія, що відбулася в Парижі вранці 14 липня 1789 року.
Sonradan biz zamanlar hapishane olarak da kullanılmıştır.Згодом замок на деякий час використовувався як в'язниця.
River, hapishanesinde günlüğünü okumaktadır.Так писав Рей у своєму щоденнику.
12 Eylül 2015'te Adra Hapishanesine saldırı başlatmış ve iki binayı ele geçirmiştir.12 вересня 2015 Jaysh al-Islam обстріляли і штурмували в'язницю, взявши під контроль дві будівлі.
1946 yılında (20 yaşındayken), hırsızlık ve hâneye tecavüz suçlarından hapishaneye girdi.У 1946, у віці 20 років, він був ув'язнений за злом і проникнення.
Hapishane olarak kullanıldı.Нині використовується як в'язниця.
Müttefikler onu özel bir hapishanede mahkûm eder.Відбував покарання в Соловецької в'язниці особливого призначення.
14 Temmuz- Paris hapishanesi Bastille düştü.14 липня — повсталі парижани взяли штурмом фортецю-в'язницю Бастилію.
Carol ayrıca saldırgan kocası Ed'in hapishaneye gelmesi durumunda buna nasıl karşılık vereceğini de söyler.Керол також розмірковує про те, як би вона відреагувала, якби таке вчинив її жорстокий чоловік Ед.
Bütün İtalya'da bu hapishane dolayısıyla şehrin adı kötüye çıktı.Від назви цього міста дістала назву вся держава.
Takım hapishane işkollarındayken deponun zeminini kazmaya devam ederler.Щоб ув'язнені не сідали, підлогу постійно поливали водою.
Ayrıca hapishaneyi basıp siyasi tutukluları serbest bırakıldı.Він також закликав звільнити затриманих політиків.
Hemen ardında hapishanede kalan bir grup mahkûmla karşılaşırlar.Пізніше Рік разом з групою людей, які вижили поселяється у в'язниці.
Suçlananlardan en az beş kişi hapishanede ölmüştür.П'ятеро підозрюваних були забиті насмерть.
Almanlar toplama kampları ve hapishanelerde tutsak edildi.Політв'язень німецьких тюрем і таборів.
Hapishanelerdeki tutukluların hemen hemen yarısı, steril olmayan dövme ekipmanlarını paylaşmaktadır.Близько половини ув'язнених використовують повторно нестерильні засоби для татуювання.
Burası kaçması imkânsız bir hapishanedir.Тюрма, з якої неможливо втекти.
Liu Xiaobo, Nobel Barış Ödülü'nü hapishanedeyken kazanmıştır.У 2010 році Лю Сяобо присудили Нобелівську премію миру.
Hawkins, Silver ve diğer arkadaşları artık hapishanededirler.Хілдерік, Хоамер і їх родичі були кинуті у в'язницю.
4 Eylül'de 1944'te Berlin'de Plötzensee Hapishanesinde idam edildi.4 вересня повішений в берлінській в'язниці Плетцензее.
Bölüm, neredeyse tümüyle hapishane dışında olan olaylara odaklanmaktadır.Історія Тужилова, безперечно, тісно пов’язана з подіями, які відбувалися в краї в цілому.
Evliya Çelebi kalenin bir ara hapishane olarak kullanıldığını yazar.Замок Клоутер він використовував як в’язниця для полонених.
2. Sahne: Bir Hapishane Don Carlos hapishanede tutukludur.Scéna 2: Ve vězení Don Carlos byl uvězněn.
Hapishanede sorgulamalardan sorumlu olan Klaus Barbie tarafından sorguya çekildi.Vyslýchal ho Klaus Barbie, který měl v tomto vězení výslechy na starosti.
Hapishanelerdeki tutukluların hemen hemen yarısı, steril olmayan dövme ekipmanlarını paylaşmaktadır.Téměř polovina vězňů sdílí nesterilizované tetovací nástroje.
Dahmer hapishanede iki kez saldırıya uğradı.Dahmer byl ve věznici několikrát napaden spoluvězni.
Sonra, Singapur'da Changi hapishanesine transfer edildi.Později byl přemístěn do nechvalně proslulého vězení Changi v Singapuru.
Fransa’ya vardığında ise hapishanede ölecektir.Po návratu do Francie je držena v domácím vězení.
Gramsci, milletvekili dokunulmazlığına rağmen tutuklandı ve ünlü Roma hapishanesi Regina Coeli'ye götürüldü.I přes parlamentní imunitu byl Gramsci zatčen a uvězněn v známé římské věznici Regina Coeli.
Hapishane anlamına da gelir.Může to znamenat i vězení.
Son yüzyıl içinde hapishane olarak kullanıldı.V 15. století byl používán jako vězení.
İyileştikten sonra tekrar hapishaneye dönecekti).Avšak jeho štěstí (nebo osud) se obrátilo na zpáteční cestě.
Claude şans eseri hapishane arabasından kurtulunca Catalina'yı intikamını almak için aramaya başlar.Claude však uteče z vězení a pátrá po Catalině, aby se jí pomstil.
Bu adamın hapishaneden kaçan biri olduğu anlaşılmaktadır.Jednalo se o jedince, který unikl ze zajetí.
1991'de hapishanede kanserden öldü.V roce 1991 zemřel ve vězeňské nemocnici na rakovinu.
1992 - Kolombiyalı uyuşturucu taciri Pablo Escobar, Medellin yakınlarındaki lüks hapishaneden kaçtı.1992 – Drogový obchodník Pablo Escobar uprchl z kolumbijského vězení z obavy před vydáním do USA.
Hapishane olarak da kullanılmıştır.Sloužila i jako vězení.
Güvenliğin en yüksek seviyeye çıkarıldığı hapishaneden bile kaçmayı başarırlar.Kdo mu pomohl utéct z nejstřeženějšího vězení?
Hapishanelerdeki bu ırksal ayrımın sona ermesiyle tutuklular ırklarına göre organize olmaya başladılar.Když se věznice přestaly rozdělovat podle rasy, vězni uvnitř se začali organizovat do rasových oddílů.
Grup çiftlik evinden ayrılmak zorunda kaldıktan sonra bir hapishaneye ulaşır.Na rodnou farmu se vrací po útěku z vězení.
Hapishaneden serbest bırakıldı ve 27 Mart gecesi ailesinin yanına geri döndü.7. května byl propuštěn a odešel ke svým rodičům.
Uzayda tehlikeli bir hapishanede suçlular uyutulmaktadır.Známí vesmírní dobrodruhové si odpykávají trest ve vězení.
Larry ise hapishane de aşçılık yapmaya başlar.Mike odejde do kuchyně a v přímém přenosu začne vařit.
Hapishaneyi tanımak için bir gün önceden hapishaneye gider.Nezapomeňte, proč jde do vězení.
İkili, birlikte bu yüzen hapishaneden kurtulmak amacıyla çalışmalara başlarlar.Oběma se společně podaří probít se z nacistického vězení.
1954 yılında Leopoldov'da hapishanede ölmüştür.V 50. letech byl vězněn ve věznici Leopoldov.
Mayıs 1947'de kaldığı hapishanenin 4. katından atlayarak intihar etti.Na členství v parlamentu rezignoval na 47. schůzi v květnu roku 1919.
Tam da bu esnada hapishaneden tanıdığı bir hırsız onu bir evi soymaya ikna eder.Když ji bláznivá majitelka domu, v němž bydlí, obviní z krádeže brože, ve vzteku odchází z jejího domu.
Lockit ve Peachum Macheath'in hapishaneden kaçtıktan sonra saklandığı yerin nerede olduğunu öğrenmişlerdir.Lockit a Peachum Macheathův úkryt objeví a rozhodnou se o kořist podělit.
Bastille Baskını veya Bastille Hapishanesi Baskını, 14 Temmuz 1789'da Paris, Fransa'da gerçekleşmiştir.Dobytí Bastily proběhlo v úterý 14. července 1789 v Paříži.
Qanatir Kadın Hapishanesin'nde tutulan kadınlardan birisidir.VIDEO: Macháček uvězněný mezi ženami.
Oradan bebek malzemeleri toplayıp geceleyin hapishaneye geri dönerler.Ty pak poskládají a v průvodu odnesou na noc uložit.
Plötzensee Hapishanesi'nde idam edildi.Popraven byl ve věznici Pankrác.
O sırada yeni bir grup hapishaneye ulaşır.Skupina mezitím dorazí k zchátralému domu.