hapishane ile cümle
hapishane kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Emniyet amiri- Hapishane idarecisi.Schutzhaft – administratieve aanhouding.
Hapishanelerdeki durumu öğrenmek amacıyla bir komisyonun seçilmelidir.Deze beveelt een onderzoek naar de bewoners van de gevangenissen.
Fakat bu konuda da hapishane müdürü onu aldatır.Nog steeds denkt de regisseur dat de mannen hem voor de gek houden.
Şarkının orijinal videosunda Jackson bir hapishanede şarkıyı söylerken gözükmektedir.In de originele videoclip van het nummer zong Michael Jackson in een gevangenis.
Arhangelsk Oblastı'nda hapishanede öldü.Hij ging in ballingschap in Archangelsk.
10 Kasım 1943'te tutuklanmış, işkenceden geçirilmiş ve Fresnes Hapishanesi'ne gönderilmiştir.Ze werd op 20 juli 1943 gearresteerd en werd opgesloten in de gevangenis van Fresnes.
1920 yılında tamamlanan bu yapı hapishane olarak kullanılmıştır.Vanaf het jaar 1220 werd het gebouw als gevangenis gebruikt.
6 Mart 1952 tarihinde Varşova Mokotów Hapishanesi dışında asılarak idam edildi.Op 6 maart 1952 werd hij in Mokotów, Warschau opgehangen.
Ana madde: Bastille Baskını 14 Temmuz 1789'da Parisliler Bastille Hapishanesi'ne hücum ettiler.Op 14 juli 1789 bestormden Parijzenaren de gevangenis van de Bastille.
Marguerite bu hapishanede çocuğunu öldürmesi suçuna sanıklık ile tutuklu olarak kalmaktadır.Marguérite vermoordt haar kind en wordt hiervoor terechtgesteld.
İkili daha sonra kendilerini hapishanede bulur.De twee kunnen later uit de gevangenis ontsnappen.
Conciergerie Hapishanesi'ne geri götürüldü.Hij werd naar de gevangenis van Winchester overgebracht.
Aslında nereye kaçarlarsa kaçsınlar her yer bir hapishanedir onlara.Wanneer zij allen in een kamp opgesloten zitten, slaagt hij erin te ontsnappen.
Sonradan biz zamanlar hapishane olarak da kullanılmıştır.Sindsdien is het op de een of andere manier altijd als een gevangenis gebruikt.
Derek hapishaneye kapatılır.Geert wordt naar de gevangenis overgebracht.
Son yüzyıl içinde hapishane olarak kullanıldı.In het begin van de 17e eeuw werd het gebruikt als gevangenis.
Oyun, oyuncunun kendini bir hapishane hücresinde bulması ile başlar.Bij aanvang van het spel komt de speler bij in zijn cel.
Pratikte yüksek güvenlikli askeri hapishanelerdi ve herhangi bir suç işlemeyen mahkumlar için tasarlanmıştı.Later werd de doelgroep uitgebreid tot alle gevangenen die zonder aanklacht werden vastgehouden.
1430-1800- Kuleler Devlet Hapishanesi olarak kullanılıyordu.De vesting werd tussen 1718 en 1924 gebruikt als een politieke gevangenis.
1954'te Sugamo Hapishanesi'nden tahliye edilmiştir.Hij werd in 1954 uit de Sugamo-gevangenis, in Tokio,vrijgelaten.
Susan Atkins hapishanede yakalandığı beyin kanseri sebebiyle 24 Eylül 2009 tarihinde ölmüştür.Susan Atkins overleed in september 2009 in de gevangenis aan de gevolgen van een hersentumor.
Hapishaneye götürüldüğü araba kaza yapar ve firar eder.Hij raakt betrokken in een auto-ongeluk en wordt gearresteerd.
Burası kaçması imkânsız bir hapishanedir.Ontsnappen was een onmogelijke zaak.
Bölüm, neredeyse tümüyle hapishane dışında olan olaylara odaklanmaktadır.Het signaal wordt helaas door bijna alles wat het tegenkomt beïnvloed.
Clara, hapishaneye girer.Dan komt Burg in het huis.
Örneğin: Hapishaneler yarı-kapalı bir sistemdir.Het werd een halfgesloten complex.
Ayrıca iki hapishane dışında devlet suçlularının hapsedildiği zindanlardan da birisiydi.Waarschijnlijk betrof het in beide gevallen uit gevangenschap ontsnapte vogels.
Moabit Hapishanesi Notları, Yazın Dergisi Yayınları 1995 Honecker, Erich.Archipel Magazine, zomernummer 2005 Op gevoel.
Sonradan bir hapishane olarak kullanıldı.Het is later een gevangenis geworden.
O sırada yeni bir grup hapishaneye ulaşır.Op dat moment komt een ander team van de security echter binnen.
Kitap, hapishanedeki bir kadının hayatı hakkındadır.Het boek gaat over het leven van een vrouw in de gevangenis.
Tom, o hapishaneden başarıyla kaçan tek kişiydi.Tom was de enige persoon die met succes uit die gevangenis ontvluchtte.
Hapishaneden serbest bırakıldı ve 27 Mart gecesi ailesinin yanına geri döndü.Został zwolniony z więzienia i wrócił do swojej rodziny w nocy 27 marca.
Seçilen öğrenciler Stanford psikoloji binasının bodrum katındaki sahte hapishaneye yerleştirildiler.Eksperymentalne więzienie skonstruowano w piwnicy wydziału psychologii w Stanford.
Üç yıl sonra hapishanede ölmüştür.Zmarł w więzieniu trzy lata później.
Eşi Irma Eckler ise Gestapo tarafından alıkonmuş ve 1938'de Fuhlsbüttel adında bir hapishaneye atılmıştır.Irma Eckler została zatrzymana przez Gestapo w 1938 roku i przetrzymywana w więzieniu Fuhlsbüttel.
Tommy 15 yıl sonra 1986'da hapishaneden çıktı.W 1986 roku Tommy wychodzi z więzienia.
Hapishaneye gitmemize gerek yok." demiştir.Nie idę z Tobą do łóżka!”.
Gaga hapishaneden çıkıyor ve Beyoncé onu "Pussy Wagon"da bekliyor.Gaga opuszcza więzienie, a na zewnątrz, w Pussy Wagonie, czeka na nią Beyoncé określana jako Honey Bee.
Aynı zamanda hapishanelerde ve kırsal bölgelerde vaizlik yapmaktaydı.Odbywały się również w budynku więzienia oraz w okolicznych wsiach.
Michael Scofield ve diğer yedi mahkûm Fox River Eyalet Hapishanesi'nden kaçarlar.Wraz z siedmioma innymi więźniami uciekł z Fox River (odcinek Go).
Hapishane anlamına da gelir.Więzienie jest tylko we mnie.
1899 - Sing Sing Hapishanesi'nde Martha M. Place, elektrikli sandalyede idam edilen ilk kadın oldu.1899 – W USA wykonano karę śmierci na Marcie M. Place, pierwszej kobiecie straconej na krześle elektrycznym.
Hapishane ele geçirilip mahkûmlar salındı.Więzienie zdobyto, więźniów rozpuszczono.
Oradan bebek malzemeleri toplayıp geceleyin hapishaneye geri dönerler.Wieczorami wychodzą z nich do miejsc żerowania, by o poranku powrócić do gniazda.
1787 yılına kadar han olarak kullanıldıktan sonra hapishaneye dönüştürülmüştür.Po powrocie do Anglii w 1787 został przeniesiony do rezerwy.
Almanlar toplama kampları ve hapishanelerde tutsak edildi.Więziony w niemieckich obozach koncentracyjnych.
Ancak bu düzensizlikten fırsat elde etme çabası, Fokas'ın onu hapishaneye atması ile engellendi.Być może to właśnie wywołało gniew kalifa, który wtrącił go do więzienia.
1892’de hapishaneden kaçtı.W 1892 został z niej karnie usunięty.
Üç gün Pakistan'da sorgulanmasının ardından Polonya'da bulunan gizli bir CIA hapishanesine nakledildi.Wkrótce potem zostaje schwytany i przewieziony do jednej z tajnych baz CIA w Polsce.
Landsberg Hapishanesi'nde asılarak infaz edildi.Wyrok wykonano przez powieszenie w więzieniu Landsberg.
En sonunda 1165'te hapishaneden kaçmayı başardı.W 1191 udało mu się uciec z więzienia.
10 Kasım 1943'te tutuklanmış, işkenceden geçirilmiş ve Fresnes Hapishanesi'ne gönderilmiştir.Zatrzymany 13 listopada 1943 i przewieziony do Fresnes, mimo tortur nie wydał nikogo.
Martin Place adlı bir kadın New York'taki Sing Sing Hapishanesi'nde elektrikli sandalyede idam edilmiştir.Wyrok śmierci na krześle elektrycznym wykonano w więzieniu Sing-Sing.
En azılı suçlular bir anda hapishanede özgür kalır.Przynajmniej jeden podejrzany nadal pozostaje na wolności.
Altı yıl hapis cezasına çarptırıldı, Phnom Penh ve Kampong Thom'daki hapishanelerde kaldı.Karę zamieniono jednak na 15 lat więzienia, którą odbywał w Wołogdzie, Wiatce i Tobolsku.
Kádár'ın bulunduğu hapishane boşaltılarak tüm tutuklular Nazi toplama kamplarına gönderildi.Po odkryciu kryjówki cała grupa została wysłana do nazistowskich obozów koncentracyjnych.
Hapishaneyi tanımak için bir gün önceden hapishaneye gider.Do zgłoszenia się w więzieniu został mu dzień.
Kontes kırbaçlandı, vesikalandı ve fahişeler hapishanesine atıldı.Spisek zdekonspirowano, a Wierzbicki trafił do więzienia.
Glenn ise o Maggie'yi aramaktadır ve Hapishane'de Vali'nin sevgilisinin kardeşi Tara ile karşılaşır.Wiktoria jedzie się z nim spotkać, jednak pod aresztem widzi żonę Jerzego.