hapishane ile cümle
hapishane kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Hapishane Defterleri, Antonio Gramsci, Belge yayınları.Antonio Gramsci, Lettere dal carcere.
İkili, birlikte bu yüzen hapishaneden kurtulmak amacıyla çalışmalara başlarlar.I due cercano i liberarla dalla sua prigionia.
Azkaban Hapishanesi, suçlu büyücülerin tutulduğu bir hapishanedir.Azkaban, la prigione dei maghi.
Böylece hapishaneden de şartlı tahliye olabileceklerdir.Dopo il carcere, esce in libertà condizionata.
Üç yıl sonra hapishanede ölmüştür.Morì in prigione tre anni dopo.
Aslında nereye kaçarlarsa kaçsınlar her yer bir hapishanedir onlara.Arrivati nel luogo dov'è prigioniera la fanno scappare.
Kavga sırasında hapishane iyice karışır.Nel carcere ci sarebbero continuamente delle guerre fra bande.
Hapishanede zaman geçirdi ve geçmişinden bir perde kapalı.Dopo un periodo di gloria finisce in carcere e la sua carriera si interrompe.
Warden Fielding:Albatros adasının hapishane müdürü.O Lego City Undercover oyunundan önce emekli oldu.Si ritira prima degli eventi di Lego City Undercover.
Bu suçtan girdiği hapishanede Müslüman oldu ve Malik Abdülaziz ismini aldı.Durante la sua detenzione si convertì all'Islam ed assunse il nome islamico di Malik Abdul Aziz.
Halen, Kaliforniya, Corcoran'da yer alan eyalet hapishanesinde müebbet hapis cezasını çekmektedir.Sta scontando la pena nella California State Prison di Lancaster, California.
Odessa’daki hapishane hücresinden kaçmayı başararak yurt dışına çıktı.Tuttavia, riuscì a fuggire dalla sua cella di Odessa e trovò rifugio in esilio.
Bu yazılar Hapishane Defterleri olarak adlandırıldı.Questi libri furono chiamati libri catenati.
Mahkeme sonucu 14 ay hapse mahküm olan Wallraff, Korydallos hapishanesine gönderildi.Scoperta la sua vera identità, venne condannato a 14 mesi di prigione nel carcere di Korydallos.
Mandela cezasını önce Robben Adası'nda daha sonra Pollsmoor Hapishanesinde çekti.Scontò gran parte della pena nel carcere di Robben Island, insieme a Mandela.
Aynı zamanda hapishane veya hücre anlamlarına da gelir.Vuotate anche cliniche e carceri.
Samarra'da halk hareketi başlayıp hapishaneler boşaltilmişti.A Oviedo le carceri furono aperte e i detenuti posti in libertà.
Ayrıca hapishaneyi basıp siyasi tutukluları serbest bırakıldı.Un altro compito dell'Organizzazione consisteva nella liberazione dei detenuti politici.
O sırada hapishanede Glenn, Maggie ile evlenmek için Hershel'in iznini ister ve Hershel bunu kabul eder.Nell'episodio L'inganno, Glenn chiede a Hershel il permesso di sposare Maggie, e l'uomo acconsente.
O yeni hapishane iş kollarının başkanına çalışmak için ayda 150$ vermişti.I cavalieri ricevevano 25$ a settimana per il loro lavoro.
Hapishaneden uzaklaştıktan sonra, Michael ve Lincoln sezonun ilk yedi bölümde bir arada gösterilir.A differenza della prima stagione, Michael e Lincoln vengono molto spesso mostrati a stretto contatto.
Damien, Leïto'nun kaldığı hapishaneye mahkûm kılığında girer.Adelaide però rifiuta e viene fatta prigioniera nel Castello di Lierna sul lago di Como.
Tedaviden sonra bir hapishane hücresine konuldu.Una volta guarita viene portata in carcere.
Hayatının büyük kısmını ülkesi İtalya'dan uzakta sürgünde ve on yıldan fazla bir süreyi hapishanede geçirdi.Passò più di dieci anni della sua vita in carcere e buona parte in esilio all'estero.
1936 Nisan'da Esterwegen'de siyasi suçlu hapishanesine tayin edildi.Nell'aprile 1936 fu assegnato a Esterwegen.
Yakalanacağını anlayınca "Asla hapishaneye dönmem.Dichiarò loro che "avrebbe preso qualsiasi misura per non tornare in prigione".
2. derece cinayetten Fox River eyalet hapishanesine mahkûm sıfatıyla döner.Per poco tempo torna a Fox River come detenuto.
14 Temmuz- Paris hapishanesi Bastille düştü.Il 14 luglio partecipò a Parigi alla presa della Bastiglia.
Bu okul bir hapishane gibi.Эта школа напоминает тюрьму.
Nürnberg Mahkemesi sırasında, Edda'ya hapishanede babasını ziyaret edebilmesi için izin verildi.Во время Нюрнбергского процесса Эдде было разрешено навещать отца в тюрьме.
Sugamo Hapishanesi 1920’li yıllarda siyasi mahkumlar için inşa edildi.Тюрьма Сугамо была построена в 1920-х годах для политических заключённых.
Bachmann 24 Şubat 1970 tarihinde hapishanede intihar etti.24 февраля 1970 г. Бахманн покончил с собой в тюрьме.
Kavga sırasında hapishane iyice karışır.Тем временем в тюрьме вспыхивают беспорядки.
Hayatının büyük kısmını ülkesi İtalya'dan uzakta sürgünde ve on yıldan fazla bir süreyi hapishanede geçirdi.Большую часть своей жизни провел вне родной Италии — в ссылке, более десяти лет просидел в тюрьме.
Uzun yıllar hapishanede kaldı.Долгие годы провел в тюрьме.
River, hapishanesinde günlüğünü okumaktadır.Так писал Рэй в своём дневнике.
Ryan'ın abisi Trey, hapishaneden çıkar.Трей — брат Райна выпущен из тюрьмы.
İdam edilecekleri gün hapishanenin yakınlarına hiç kimse yaklaştırılmamıştır.Он не просто обещал им оправдание в день суда, но уже сейчас вменял им праведность.
Derek hapishaneye kapatılır.Дика сажают в тюрьму.
Quantum hapishanesi olarak da adlandırılır) büyüktür bu durum mutlak sıfır noktasında bile geçerlidir.Но он столь же иллюзорен относительно уровня абсолютной, или высшей, истины (парамартха сатья).
Örneğin: Hapishaneler yarı-kapalı bir sistemdir.Автоматика основана на полусвободном затворе.
1909 yılında Kamo ülkesine iade edilip, deli taklidi yapmaya devam edeceği Rus hapishanesine gönderildi.В 1909 году Камо был экстрадирован в Российскую тюрьму, где он продолжал симулировать невменяемость.
Seçilen öğrenciler Stanford psikoloji binasının bodrum katındaki sahte hapishaneye yerleştirildiler.Условная тюрьма была устроена на базе кафедры психологии Стэнфорда.
Tony hapishanede onu ziyaret eder.Тони оказывается в тюрьме.
Kamo Lenin'e tutuklanmasını ve hapishanede yaptığı deli taklidinden bahsetti.Камо рассказывал Ленину о своем задержании и как он симулировал умопомешательство, находясь в тюрьме.
Hapishane iş kollarındaki işleri bittikten sonra hepsi hücrelerine geri döndüler.Заключённые, поняв, что всё кончено, вернулись в свои камеры.
1937'de hapishanede öldü.Умер в тюрьме в 1937 году.
Ergastula terim olarak bazı küçük Roma hapishaneleri için de kullanılırdı.Термин также используется для обозначения небольшой тюрьмы в Древнем Риме.
11 Ocak: Küba'daki Amerikan üssü Guantanamo'da hapishane açıldı.11 января — Первые задержанные прибыли в американскую тюрьму на базе в Гуантанамо.
Hapishane olarak da kullanılmıştır.Использовалась также как тюрьма.
Günümüzde Spaç Hapishanesi ikinci sınıf bir ulusal anıt olarak tescil edilmiştir.Бывшая тюрьма Спач сейчас известна как памятник культуры второй категории.
1953 yılına kadar hapishanede kaldı.Она находилась в заключении до 1953.
"Hapishane Mektupları", 1927.«Кинопечать», 1927.
Ayrıca hapishanede hayatta kalan mahkûmlarla karşılaşmışlardır.В кафетерий тюрьмы они встречают выживших заключенных.
Eskiden bekçi kulesi olarak kullanılan kule, sonraları kadın hapishanesi olarak kullanılmıştır.Нижний этаж башни использовался в качестве тюрьмы.
Hapishanede tüberküloz hastalığına yakalandı.В тюрьме у него развился туберкулёз.
Hapishanede ise onları bekleyen sürpriz bir konuk vardır.В тюрьме её ждут жестокие сокамерницы и начальница тюрьмы.
1934 - Alcatraz adası, Amerika Birleşik Devletleri'nin bir hapishanesi haline getirildi.С 1934 года Алькатрас стал федеральной тюрьмой.
Davanın ardından hapishanede adi suçlulara açıldı.После этого происшествия он был помещён в тюрьму для невменяемых преступников.
Kontes kırbaçlandı, vesikalandı ve fahişeler hapishanesine atıldı.Жених был растерзан толпой, а весталку бросили в тюрьму.