hapishane ile cümle
hapishane kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
1937'de hapishanede öldü.Il mourut en prison en 1937.
Böylece hapishaneden de şartlı tahliye olabileceklerdir.L’un d’entre eux va sortir de prison en liberté conditionnelle.
Michael Scofield ve Sara Tancredi hapishane duvarları dışında ilk kez bir araya gelmiştir.Michael Scofield et Sara Tancredi s'embrassent pour la première fois dans cet épisode.
Hapishanelerde, bu oranın % 75 kadar yüksek olabileceği tahmin edilmektedir.Dans les établissements pénitentiaires, le pourcentage est estimé à un maximum de 75 %.
Hapishanedeyken Kyoshi Savaşçılarıyla kaynaşmış ve onlara katılmıştır.Grâce aux Kyoryugers, il s'est libéré et les rejoint.
1934 - Alcatraz adası, Amerika Birleşik Devletleri'nin bir hapishanesi haline getirildi.1934 : Alcatraz devient officiellement une prison fédérale.
Liu Xiaobo, Nobel Barış Ödülü'nü hapishanedeyken kazanmıştır.Liu Xiaobo, le futur Prix Nobel de la paix, était présent sur place.
1892’de hapishaneden kaçtı.1782 - En septembre, il sort de prison.
Kaldığı hapishaneden kaçtı.À sa sortie de prison.
Plötzensee Hapishanesi'nde idam edildi.Il est exécuté à la prison de Plötzensee.
Günümüzde Spaç Hapishanesi ikinci sınıf bir ulusal anıt olarak tescil edilmiştir.Il est aujourd'hui classé comme monument historique national de deuxième niveau.
Azkaban Hapishanesi, suçlu büyücülerin tutulduğu bir hapishanedir.Azkaban est la plus célèbre prison de sorciers.
Landsberg hapishanesi'nden dolayı meşhurdur.Il est considéré comme le fondateur Landsberg.
Sonradan biz zamanlar hapishane olarak da kullanılmıştır.Le château fut ensuite utilisé comme prison.
Bellick, Dr. Tancredi'nin yanına gider ve ona Fox River Eyalet Hapishanesinde çalışıp çalışamayacağını sorar.Bellick l'a approchée et lui a appris qu'une place de docteur était disponible à la prison de Fox River.
Fox River Eyalet Hapishanesi, gerçek hayatta Joilet Cezaevi ile birçok benzer yanı bulunmaktadır.La prison de Fox River est la copie presque fidèle de la prison de Joliet.
Hapishanede ise onları bekleyen sürpriz bir konuk vardır.Une prison, dans ses soubassements, existe encore.
Ayrıca hapishanede hayatta kalan mahkûmlarla karşılaşmışlardır.On y enfermait les prisonniers condamnés à vie.
Charlie, hapishaneden yeni çıkmış eski bir hırsızdır.La victime était un ex-taulard tout juste sortie de prison.
Uzun yıllar hapishanede kaldı.Il passe plusieurs années en prison.
Paris'te bir hapishaneye konuldu.Il est incarcéré à Paris.
Ayrıca onları beraber olup hapishaneden atarsak orada güvenle kalabileceklerini söyler.Il lui affirme également que s'il parvient à sortir de prison, il reviendra la voir.
Tony hapishanede onu ziyaret eder.Lee Anthony annule sa visite en prison.
Bununla beraber Carter'ın hapishaneden çıkmasında önemli bir rol oynamıştır.Pendant ce temps, Carter passe un entretien primordial pour la suite de son internat.
Hapishanede iken büyük olasılıkla öldürülmüş olduğu kabul edilmektedir ve cesedi bulunamamıştır.Il termine sa vie emprisonné et probablement assassiné, son corps n'a jamais été retrouvé.
Bir süre sonra hapishaneden kaçtı ancak polisle girdiği çatışmada tekrar yakalandı.Elle s'est ensuite enfuie dans la rue et a été recueillie par la police.
Grup bir hapishane bulur ve orayı yeni evleri yapmaya karar verir.Pour se racheter, il décide de fonder une nouvelle maison.
Qanatir Kadın Hapishanesin'nde tutulan kadınlardan birisidir.Miss Claudette est une femme très stricte qui craint à la prison.
Attica Blues, Attica Hapishanesi ayaklanmasına cevabıdır.Soul Man Félix est incarcéré à la prison d’Attica.
Hapishanenin ortasına kadar geldiklerinde sesler duymaya başlarlar ve dışarı çıkarlar.En se rendant au premier étage, elle entend du bruit et redescend.
Almanlar toplama kampları ve hapishanelerde tutsak edildi.Certains sont revenus des camps, des prisons allemandes.
Bir Guatemala hapishanesinde bir süre kalan Armas kaçtıktan sonra sürgüne gitti.Armas passa quelque temps dans une prison guatémaltèque avant de s'échapper et de s'exiler au Honduras.
O 1896 yılında tutuklandı ve Erivan'ın hapishanede bir yıl geçirdi.Il est arrêté en 1896 et exilé en Oryol pour trois années.
Paris'teki Orta Çağ kalesi ve hapishanesi Bastille, monarşik otoriteyi temsil etmekteydi.À l'époque médiévale, la zone déclina et la villa fut reconvertie en monastère basilien.
Hapishaneye dönmek istemiyorum.No quiero volver a la cárcel.
Hapishaneden tünel kazarak çıktı.Salió de la cárcel excavando un túnel.
Tom neden hapishanede zaman geçirdi?¿Por qué estuvo en la cárcel Tom?
Hiç hapishane ziyaretine gittin mi?¿Alguna vez has ido a la cárcel a visitar a alguien?
2. Sahne: Bir Hapishane Don Carlos hapishanede tutukludur.Escena 2: Una prisión Don Carlos ha sido aprisionado.
Bu karakterlerin hapishaneyi kaybetmeleri yeterli değildi.No fue suficiente para estos personajes perder la prisión.
Chicago'da Kellerman hapishaneye nakledilmektedir.Mientras que en Chicago, Kellerman está siendo transportado a la cárcel.
Günümüzde Spaç Hapishanesi ikinci sınıf bir ulusal anıt olarak tescil edilmiştir.La antigua prisión se presenta ahora como un monumento nacional de segunda categoría.
Michael Panama hapishanesi "Sona Federal Hapishanesi"ndedir.Finalmente, Michael ha llegado a la cárcel, una prisión panameña llamada "Penitenciaría Federal de Sona".
Sonra, Singapur'da Changi hapishanesine transfer edildi.Después fue transferido a la prisión de Changi cerca de Singapur.
Jaquino beraberindeki askerlerle girer ve bakanın hapishane kapısında beklediğini açıklar.Jacquino entra, seguido por soldados, para anunciar que el ministro espera a la puerta.
Kavga sırasında hapishane iyice karışır.Durante el interrogatorio, la cárcel estalla en un alboroto.
Seçilen öğrenciler Stanford psikoloji binasının bodrum katındaki sahte hapishaneye yerleştirildiler.La cárcel ficticia se instaló en el sótano del Departamento de psicología de la Universidad de Stanford.
Ryan'ın abisi Trey, hapishaneden çıkar.La madre de Ricky acaba de salir de la cárcel.
1946'da hapishanede öldü.Murió en la cárcel en 1946.
Uzun yıllar hapishanede kaldı.Estuvo en la cárcel durante bastante tiempo.
Mahkeme sonucu 14 ay hapse mahküm olan Wallraff, Korydallos hapishanesine gönderildi.Fue condenado a 14 meses de prisión en la cárcel de Korydallos.
Burası kaçması imkânsız bir hapishanedir.El escape es imposible.
Üç yıl sonra hapishanede ölmüştür.Murió en prisión tres años después.
Bahçesinde gezinirken, hapishanenin dışında bir grup aylağın toplanmaya başladığını görür.Mientras camina afuera en su jardín, nota que varios caminantes se han acumulado afuera de la prisión.
İdama tanıklık eden Lilly, Meghan ile birlikte hapishaneye ulaşır.Lilly, que es testigo de la ejecución, llega a la prisión con el cuerpo inerte de Meghan.
Bu yazılar Hapishane Defterleri olarak adlandırıldı.Dichas reglas se contenían en los libros llamados penitenciales.
1890 - Elektrikli sandalyenin ilk kullanımı New York'taki Auburn hapishanesinde gerçekleşti.1890: en Auburn (Nueva York) se realiza la primera ejecución en la silla eléctrica de la historia.
Kamo Lenin'e tutuklanmasını ve hapishanede yaptığı deli taklidinden bahsetti.Kamó le contó a Lenin la historia de su arresto y cómo se había fingido lunático en la cárcel.
Halen, Kaliforniya, Corcoran'da yer alan eyalet hapishanesinde müebbet hapis cezasını çekmektedir.Continuó purgando sentencia en la prisión estatal de Corcoran en California.
Kendisi Nelson Mandela ve Walter Sisulu ile Robben Adası ve Pollsmoor Hapishanesinde tutuldu.Fue detenido en Robben Island y Pollsmoor Prison con Nelson Mandela y Walter Sisulu.