hapis ile cümle
hapis kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Mayıs 1947'de kaldığı hapishanenin 4. katından atlayarak intihar etti.Na členství v parlamentu rezignoval na 47. schůzi v květnu roku 1919.
Tam da bu esnada hapishaneden tanıdığı bir hırsız onu bir evi soymaya ikna eder.Když ji bláznivá majitelka domu, v němž bydlí, obviní z krádeže brože, ve vzteku odchází z jejího domu.
20 yıl hapis cezasına çarptırıldı.Od odsouzení uplynulo 20 let.
Lockit ve Peachum Macheath'in hapishaneden kaçtıktan sonra saklandığı yerin nerede olduğunu öğrenmişlerdir.Lockit a Peachum Macheathův úkryt objeví a rozhodnou se o kořist podělit.
Sonuç olarak, Hitler tutuklandı ve hapis cezasına çarptırıldı.Vzápětí byl na Hitlerův příkaz odvolán a uvězněn.
Bastille Baskını veya Bastille Hapishanesi Baskını, 14 Temmuz 1789'da Paris, Fransa'da gerçekleşmiştir.Dobytí Bastily proběhlo v úterý 14. července 1789 v Paříži.
Bir müddet hapisten sonra öldürüldü.Později byl ve vězení zavražděn.
Çoğu gazeteci 1974 yılındaki affa kadar hapis yatmıştır.Ženskou věznicí zůstala až do svého zavření v roce 1974.
Daha sonra hapisten çıkmış ve babasının yerine dönmüştür.Později z vězení uprchl a dostal se zpět do Paříže.
Emir Salar hapiste iken öldü.Záhy ve vězení zemřel.
1997'de 16 yaşında bir öğrenciye tecavüzden hapis yattı.V roce 1991 byl také zatčen za znásilnění šestnáctiletého mexického chlapce.
Oğlu 14 yıl hapis cezasına çarptırıldı.Byl odsouzen na 14 let do vězení.
Qanatir Kadın Hapishanesin'nde tutulan kadınlardan birisidir.VIDEO: Macháček uvězněný mezi ženami.
Hitler hapiste Mein Kampf (Kavgam) kitabını kaleme alır.Často se v literatuře uvádí, že právě na její papír Hitler ve vězení napsal Mein Kampf.
Suudi Arabistan ve Yemen'de eşcinsellik hapis, kırbaç ve ölümle cezalandırılmaktadır.V Kataru, Alžírsku, Uzbekistánu a na Maledivách je homosexuální styk trestán buď vězením, nebo pokutou.
Hapisten çıkınca bütün mahalleli ona bir kurtarıcı, bir kahraman gözüyle bakar.Po návratu ho místní uctívali jako hrdinu.
Dava sonunda hepsi uzun süreli hapis cezaları aldı.Nakonec byl po dlouhých soudních peripetiích všech obvinění zproštěn.
Oradan bebek malzemeleri toplayıp geceleyin hapishaneye geri dönerler.Ty pak poskládají a v průvodu odnesou na noc uložit.
Plötzensee Hapishanesi'nde idam edildi.Popraven byl ve věznici Pankrác.
O sırada yeni bir grup hapishaneye ulaşır.Skupina mezitím dorazí k zchátralému domu.
Hapishanede hasta olanlar iyileşmeye başlamıştır.V lepších případech se nemocný uzdravuje.
Bilim adamları onu çocuk haline getirir ve Afacanların hapisanesine atar.Přítele zarazil jeho stav a zavedl jej do vězeňské ordinace.
1965 yılında tutuklandı ve askeri mahkeme tarafından 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı.V roce 1964 byl následně vojenským soudem odsouzen k 15 rokům vězení.
1848 Devrimi'ne katıldı ve bu nedenle hapis cezasına çarptırıldı.Roku 1848 se zúčastnil revoluce, byl zatčen a uvězněn.
Martin Bormann ise bir yıl hapis cezası aldı.Antonín byl odsouzen k jednomu měsíci vězení.
Ensestten suçlu bulunma en fazla 10 yıllık hapisle cezalandırılabilir.Proselytismus neislámských náboženství se trestá až deseti lety ve vězení.
Sağ kalan subaylar hapis altında tutuldular.Obklopen osobní stráží žil jako ve vězení.
Hapishanelerde bombalar ve silahlar vardı ve buralarda Yahudi yerleşimcileri öldürürlerdi.Všude ve městě byly slyšet výstřely a v různých ulicích byly nahromaděny mrtvoly zastřelených Židů.
Eskiden bekçi kulesi olarak kullanılan kule, sonraları kadın hapishanesi olarak kullanılmıştır.Spodní místnost věže přitom byla využívána jako vězení.
24 Temmuz 1957 tarihinde hapishanedeki işkence sonucunda hastalıktan öldü.Zemřel doma roku 1957, na následky nemoci z mučení ve vězení.
Temmuz 1376da Ceneviz Cumhuriyeti yardımı ile Andronikos hapishaneden kaçmayı başardı.Roku 1376 se Andronikovi s pomocí Janova podařilo uprchnout.
Zaheer yeniden hapise atılır.Kat dostane svolení přistoupit opět k exekuci.
1943 yılının Mart ayında hapishaneden ayrıldıktan çıktıktan sonra, parti çalışmalarına devam etti.Od března 1942, po propuštění z vazby na základě amnestie, začal znovu pracovat v odboji.
Erwin von Witzleben, Berlin'de Plötzensee Hapishanesi'nde idam edildi.Za účast na spiknutí byl von Witzleben odsouzen k smrti a popraven oběšením ve věznici Berlín Plötzensee.
2010'da Santiago'da bir hapishanede öldü.Zemřel v Havířově v roce 2010.
Scarpia zekice Çavdarossi'nin Angelotti'nin hapisten kaçışı ile bir bağlantısı olduğunu düşünmeye başlar.Cavaradossi popírá, že by o Angelottiho útěku cokoliv věděl.
Mahkeme sanığı 18 ay hapis cezasına çarptırdı, cezayı 3 yıl erteledi ve denetimli serbestliğe karar verdi.Prokurátor jim navrhl 18 měsíců odnětí svobody, Soud je odsoudil na osm měsíců.
Almanlar toplama kampları ve hapishanelerde tutsak edildi.Za německé okupace byl vězněn v koncentračních táborech.
Suçlananlardan en az beş kişi hapishanede ölmüştür.Cel puțin încă cinci dintre acuzați au murit la închisoare.
İdam edilecekleri gün hapishanenin yakınlarına hiç kimse yaklaştırılmamıştır.El nu îngăduia nimănui, o dată ajuns acolo, să mai vadă lumina zilei.
Hapishanelerdeki tutukluların hemen hemen yarısı, steril olmayan dövme ekipmanlarını paylaşmaktadır.Aproape jumătate dintre deținuții din închisori folosesc în comun echipament de tatuare nesteril.
Queen Latifah - Matron "Mama" Morton, Cook County Hapishanesi'nin gardiyanı.Queen Latifah - Matroana "Mama" Morton; matroana coruptă a închisorii din districtul Cook.
Gaga hapishaneden çıkıyor ve Beyoncé onu "Pussy Wagon"da bekliyor.Gaga este scoasă pe cauțiune din închisoare și iese pentru a o găsi pe Beyoncé ce o așteaptă în „Pussy Wagon”.
Her bir tutsak adını ünlü bir hapishaneden almıştır.Fiecare deținut este numit după o închisoare reală.
Sansür, cezalar, hapis ya da sürgünler eleştirileri durdurmak için yeterli olmadı.Se părea că cenzura, amenzile, închisoarea și exilul nu mai erau suficiente pentru a frâna criticile.
Hapishanede ise onları bekleyen sürpriz bir konuk vardır.Aceasta are o soră vitregă care este la închisoare.
Birkaç cinayetten suçlu görüldü ve altı kere müebbet hapis mahkûmu oldu, ve bir de idam cezası.El a fost condamnat pentru mai multe crime, având șase condamnări pe viață, precum și o condamnare la moarte.
Sonra, Singapur'da Changi hapishanesine transfer edildi.După un timp a fost mutat la închisoarea Changi, lângă Singapore.
Johnny (Pacino) hapisten yeni çıkmış orta yaşlı bir adamdır ve iş aramaktadır.Johnny (Al Pacino) este un bărbat de vârstă mijlocie , singuratic și proaspăt ieșit de la închisoare .
Muhaliflerin çoğu Goli otok'ta gulag benzeri hapishaneye gönderildi.Mulți au fost trimiși în lagăre asemănătoare gulagurilor, închiși la Goli Otok.
Zaheer yeniden hapise atılır.Winter este trimis din nou la închisoare.
Diğer mahkûmlar 1947'de Spandau Hapishanesine nakledildiler.Prizonierii condamnați la închisoare au fost transferați în 1947 la închisoarea Spandau (Berlin).
1 Ekim 1946'da 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı.La data de 1 octombrie 1946 a fost condamnat la execuția a 20 de ani de închisoare.
Ancak hapisten kaçtı ve ABD'ye gitti.Tărău a fost eliberat și a fugit în SUA.
1946 yılında (20 yaşındayken), hırsızlık ve hâneye tecavüz suçlarından hapishaneye girdi.În 1946, la 20 de ani, a mers la închisoare pentru intrare prin efracție.
5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.Condamnat la 5 ani închisoare.
Trepper Lubyanka hapishanesinde götürüldü.Aici a fost ținut prizonier în închisoarea Lubianka.
1956 yılında ilan edilen afla hapishanedeki yaklaşık 35 bin savaşçı serbest bırakılır.A eliberat mai mult de 93.000 de prizonieri de război pakistanezi în cinci luni.
Hapisten çıktıktan sonra, Budapeşte'nin sanayi bölgesi olan 13. Bölgeye parti sekreteri olarak atandı.El acceptă numirea ca secretar al partidului în zona districtului industrializat 13 al Budapestei.
1 Ocak - Alcatraz adası, Amerika Birleşik Devletleri'nin bir hapishanesi haline getirildi.1 ianuarie: Alcatraz devine închisoare federală.