Lil Wayne, hapisten çıktığından bu yana ilk kez bir televizyon programına katılmış oldu.Kelly Gould pierwszy raz pojawiła się przed kamerami krótka po narodzinach.
Güvenliğin en yüksek seviyeye çıkarıldığı hapishaneden bile kaçmayı başarırlar.Kto znajdzie najszybszy sposób bezpiecznej ucieczki?
13 Ocak 2006'da hapis cezası sona erdi.Jednakże 23 kwietnia kara została zawieszona.
Örneğin, hırsızlık yapan bir kişiye, hırsızlık yağtığı için hapis cezasının verilmesi.Kto kradnie z włamaniem podlega karze...
Hapisler boşaltılır.Więzienia zniszczono.
2004 - İsrail'de Mordehay Vanunu, 18 yıl sonra hapisten çıktı.Dżadid pozostawał w więzieniu Mazza w Damaszku do śmierci w 1993.
22 kişiye idam, 25 kişiye ömür boyu hapis cezası verildi.W okresie ich rządów 22 osoby zostały skazane na śmierć.
Bizimungu soykırım yaptığı için 17 Mayıs 2011 tarihinde otuz yıl hapis cezasına çarptırıldı.W dniu 17 maja 2011 roku został skazany na trzydzieści lat więzienia za udział w ludobójstwie.
Halen, Kaliforniya, Corcoran'da yer alan eyalet hapishanesinde müebbet hapis cezasını çekmektedir.Manson odbywał swój wyrok w kalifornijskim więzieniu stanowym w Corcoran.
1959'da uyuşturucu suçundan 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı.W 1959 roku trafił na 15-20 lat do więzienia za handel narkotykami.
Hapishane 1857 yılında yıktırılmıştır.Wieża została zniszczona w 1857 roku.
Tutuklu yargılanan Demirtaş bir yıl hapis cezasına çarptırıldı.Redaktor Naszej Doli został skazany na rok więzienia.
Dört buçuk yıl hapis cezasına çarptırıldı.Skazano go na cztery i pół roku więzienia.
Tommy bütün yaptıklarından dolayı bir süre hapiste yatar.Za swoją działalność przez pewien czas więziony.
11 Mayıs 1849'da tutuklandı ve sekiz yıl hapis cezasına çarptırıldı.W marcu 1949 został aresztowany i skazany na 8 lat więzienia.
Böylece hapishaneden de şartlı tahliye olabileceklerdir.Udaje mu się uzyskać zwolnienie z więzienia.
Tom hapishaneye gitmeyecek.Tom nie pójdzie do więzienia.
Landsberg hapishanesi'nden dolayı meşhurdur.Landsberg är känt för Landsbergfängelset.
1 Ocak - Alcatraz adası, Amerika Birleşik Devletleri'nin bir hapishanesi haline getirildi.1 januari Det amerikanska fängelset Alcatraz blir federalt.
Hiram Lodge (Mark Consuelos): yasadışı aktiviteleri dolayısıyla hapisten yeni çıkmış olan Veronica'nın babası.Mark Consuelos – Hiram Lodge: Veronicas pappa, som nyligen fängslats för olaglig verksamhet.
1934 yılında başka bir hapishaneye transfer oldu.Fängelset flyttades 1934 till en ny anläggning.
Vakili Rad, Aralık 1994'te hapis cezasına çarptırıldı ancak Sarhadi beraat etti.Vakili Rad dömdes till livstids fängelse i december 1994, men Sarhadi frikändes.
Kendisi şüphesiz bir akıl hastası; mahkemeye çıkmaya veya hapis cezasını çekmeye uygun değildir.Han är utan tvekan mentalt sjuk, är oförmögen att framträda i en rättegång och sitta i fängelse.
Ama bu sefer de hapis cezası verilmedi.Det blev denna gång ingen påföljd.
Hapishanelerdeki tutukluların hemen hemen yarısı, steril olmayan dövme ekipmanlarını paylaşmaktadır.Nästan hälften av de som sitter i fängelse delar på osteril tatueringsutrustning.
1967'de Ilse Köhler hapishanede kendini asarak intihar etmiştir.1967 begår hon självmord i fängelset.
Gandi 10 Mart 1922'de tutuklandı, isyana teşvikten yargılanarak altı yıl hapis cezasına çarptırıldı.Gandhi arresterades den 10 mars 1922, åtalades för uppvigling och dömdes till sex års fängelse.
Son yüzyıl içinde hapishane olarak kullanıldı.På 1400-talet användes det även som fängelse.
1937 yılında Berlin hapishanesinden Hannover'e gönderildi.1937 flyttades han från Berlin till Hannover.
1909 yılında Kamo ülkesine iade edilip, deli taklidi yapmaya devam edeceği Rus hapishanesine gönderildi.År 1909 utlämnades Kamo till ett ryskt fängelse där han fortsatte att spela sinnesförvirrad.
Erişim tarihi: 13 Eylül 2011. ^ "11 sanık hakkında müebbet hapis istemi".Läst den 13 september 2011. ^ ”Svenskarna döms till elva års fängelse”.
1954 yılında Leopoldov'da hapishanede ölmüştür.Han avled i fängelset i Leopoldov.
Binanın giriş katındaki hapishane, Aleksandr Solzhenitsyn'in Gulag Takımadaları yapıtında tasvir edilmiştir.Det fängelse som finns i byggnadens källarvåning skildras i Aleksandr Solzjenitsyns bok Gulagarkipelagen.
Sonradan biz zamanlar hapishane olarak da kullanılmıştır.Dessa användes därefter som fängelse.
Wilson şu an San Quentin Hapisanesinde yatmakta.För tillfället väntar han på sin avrättning på San Quentin State Prison.
Savaş sonrası yapılan mahkemede yargılanan Štefan Tiso'ya ömür boyu hapis cezası verildi.Efter andra världskriget dömdes Štefan Tiso till livstids fängelse.
Azkaban Hapishanesi, suçlu büyücülerin tutulduğu bir hapishanedir.Dementorerna är väktare på trollkarlsfängelset Azkaban.
Kamo Lenin'e tutuklanmasını ve hapishanede yaptığı deli taklidinden bahsetti.Han berättade för Lenin om sin arrestering och tiden av simulerat vansinne i fängelset.
Sivil ceza hukukunda en üst belirli ceza 21 yıl hapistir.I Norge är det strängaste straffet 21 års förvaring.
1956 yılında ilan edilen afla hapishanedeki yaklaşık 35 bin savaşçı serbest bırakılır.Vid amnestin 1956 blev 35 000 tidigare hemarmésoldater frigivna.
Film Bruno (Bruno S.)'nun Berlin'de bir hapishaneden tahliye olma sahneleriyle başlar.Bruno Stroszek (Bruno S) är en gatusångare i Berlin, frigiven från fängelset.
1912 yılında hapisten çıkarak Sankt-Peterburg'a geri dönmüştür ve eşiyle boşanmıştır.År 1912 återvände Grin till Sankt Petersburg och skilde sig från sin hustru.
Bu şehirde 1846'da o zamana göre modern stilde çok büyük bir büyük güvenlikli hapishane yapıldı.1846 påbörjade staden bygget av ett för tiden modernt cellfängelse vid Myntgatan.
Bilal ise hapisten çıkmıştır.Tonny har just kommit ut från fängelset.
Rikers Island, New York'ta bir ada ve hapishane kompleksidir.Rikers Island är en ö och ett centralfängelse som upptar hela ön i New York.
Hapisten kaçışЗакритий затвор
Britanyalılar Gandi'nin hapiste ölmesi karşısında ülkeyi kızdırmak istemedi.Kolonialmakten ville inte att Gandhi skulle dö i fängelset och väcka nationens vrede.
Talebi reddedildi ve ek bir yıl hapis cezasına çarptırıldı.Hon vägrade, och bötfälldes med en månadslön.
1917 Şubat Devrimiyle hapishaneden serbest bırakılmıştır.Han släpptes från fängelset efter Februarirevolutionen 1917.
Örneğin: Hapishaneler yarı-kapalı bir sistemdir.För andra betydelser, se Puolivälinsaari.
1998 yılında, on üç aylık hapis cezasına çarptırıldı, çünkü onaylanmamış bir kuruluşun üyesiydi.Först 2008 blev hon helt fri efter tretton års kamp mot domstolen.
San Francisco'nun dünyaca ünlü hapishanesi olan Alcatraz'da bu oyunda yer almaktadır.Namnet Alcatraz refererar till det beryktade fängelset i San Francisco, USA.
Freeman suçlu bulundu ve yalnızca bir gün hapis yattı.Fraser erkände sig skyldig och fick sitta en tid i fängelse.
Bu emirsiz hareketi için ise 3 gün hapis cezası almıştır.Hans politiska aktiviteter ledde till tre års husarrest.
Dava sonucunda Cem Garipoğlu 24 yıl hapis cezasına çarptırıldı.Tingsrättens dom blev 40 dagsböter för olaga intrång.
Hapishane ve mahkûmlar İrlanda tarihinde önemli rol oynadı.Jarlarnas flykt var en viktig händelse i Irlands historia.
Mahkeme sonucu 14 ay hapse mahküm olan Wallraff, Korydallos hapishanesine gönderildi.Han dömdes till 14 månaders ensamcell och kom till fängelset Korydallos.
1946 yılında genel aftan yararlanarak hapishaneden çıktı.I augusti högg han en 46-årig kvinna i ryggen.
Derek hapishaneye kapatılır.Sylvi blir skickad till fängelset.
Keisha Morris (boşandığı eşi): Tupac hapisteyken onunla evlendi.Shakur gifte sig med Keisha Morris medan han satt i fängelse.