Tony Yayo'nun hapiste olduğu dönemde Young Buck gruba katıldı.Durante l'assenza di Tony Yayo, al gruppo si unì il rapper Young Buck.
Altı yıl hapis cezasına çarptırıldı, Phnom Penh ve Kampong Thom'daki hapishanelerde kaldı.Fu condannato a sei anni di prigione da scontare a Phnom Penh e nella Provincia di Kampong Cham.
Hapishane anlamına da gelir.Sono pronto ad andare in prigione, vero?
Hapishanede tüberküloz hastalığına yakalandı.In prigione contrasse la tubercolosi.
Amerikanlar Kabil'de bu tekniklerin uygulandığı bir hapishane bulundurmaktadır.Gli Stati Uniti utilizzarono queste tecniche in una prigione segreta di Kabul.
Amir, müebbet hapis cezasına çarptırıldı.Amir venne condannato all'ergastolo.
Ama bu sefer de hapis cezası verilmedi.Per questo atto però anche questa volta non fu condannato.
1 Ocak - Alcatraz adası, Amerika Birleşik Devletleri'nin bir hapishanesi haline getirildi.1º gennaio : Alcatraz diventa una prigione federale.
Fransa’ya vardığında ise hapishanede ölecektir.Al suo rilascio, resterà in Francia.
Beş yıl hapiste kaldıktan sonra bir daha birbirlerini görmemek şartıyla tahliye edilirler.Scontarono cinque anni in carcere e furono liberate a patto che non si fossero più incontrate.
1950'de Moskova'daki bir hapishanede Tüberküloz hastalığından dolayı öldü.Morì in prigionia di tubercolosi nel 1950, nella prigione di Butyrka a Mosca.
New York dergisi video konseptinin Beyoncé'nin Gaga'yı hapisten kurtarması olduğunu yazdı.La rivista New York ha anticipato che la trama del video avrebbe coinvolto Beyoncé che scarcerava Gaga.
2. sezonda ise hapisten yardım için çıkarılmış, Nerissa'nın mührünü çalmaya çalışmıştır.Nella seconda stagione, si libera e ruba il Sigillo di Nerissa.
İdam edilecekleri gün hapishanenin yakınlarına hiç kimse yaklaştırılmamıştır.Non ci sono cure verso le uova, che si schiudono in circa un giorno.
Bizimungu soykırım yaptığı için 17 Mayıs 2011 tarihinde otuz yıl hapis cezasına çarptırıldı.Il 17 maggio 2011 Bizimungu è stato condannato a 30 anni di prigione per il suo ruolo nel genocidio.
Glenn'i vurmayı tehdit ettiğinde Maggie, hapishanenin yerini Vali ile paylaşır.Ma quando il Governatore minaccia di sparare a Glenn, Maggie crolla e rivela l'ubicazione della prigione.
1 yıl hapis cezasına çarptırılır.Condannato ad 1 anno di reclusione.
Bunun üzerine köylü onları beraber yakalayıp kadını döve döve evine hapis ederler.Si confonde tra gli orfani e si rifugia con loro nell'orfanotrofio.
Şarkının orijinal videosunda Jackson bir hapishanede şarkıyı söylerken gözükmektedir.Il video originale, mostrava Jackson che cantava in una prigione degli Stati Uniti.
Charlie, hapishaneden kaçar ve yüzmekte olan bir papazın giysilerini çalıp hapishane kıyafetlerinden kurtulur.Un pescatore ruba gli abiti di un vescovo che si è spogliato per andare a nuotare.
13 ay hapis yattı.In prigione restò per 13 mesi.
Mahkeme, hapis cezasının bir yıldan daha az olması nedeniyle cezayı erteledi.Non va in carcere, perché la condanna è inferiore a due anni.
Hapishane olarak da kullanılmıştır.Fu anche utilizzata come prigione.
Artık yakalansa dahi hapishane koşullarında yaşayabileceğini düşünmektedir.Ben presto ci si renderà conto che la responsabilità è della stessa prigione.
Humeynî olaylardan sorumlu tutularak tutuklandı, 18 ay hapiste tutuldu.Trovato colpevole di lesioni personali gravi, viene incarcerato per 18 mesi.
Ayrıca yasadışı fuhuş faaliyetleri maksimum 1 yıl hapis cezası cezalandırılır.Questi casi di prostituzione illegale sono punibili con un massimo di un anno di reclusione.
Erwin von Witzleben, Berlin'de Plötzensee Hapishanesi'nde idam edildi.Il 4 settembre, Fellgiebel fu giustiziato nella prigione berlinese di Plötzensee.
Son yüzyıl içinde hapishane olarak kullanıldı.Nel XIX secolo fu usata come carcere.
Hatçe'yi hapisten kaçırır.Riescono a ottenere Panther fuori di prigione.
Hapisler boşaltılır.Abolizione delle prigioni.
Şehirde, bir okul, bir kilise, bir mahkeme ve bir hapishane vardır.Sono presenti una scuola, una chiesa e una piazza.
Hapishane Defterleri, Antonio Gramsci, Belge yayınları.Antonio Gramsci, Lettere dal carcere.
İkili, birlikte bu yüzen hapishaneden kurtulmak amacıyla çalışmalara başlarlar.I due cercano i liberarla dalla sua prigionia.
Azkaban Hapishanesi, suçlu büyücülerin tutulduğu bir hapishanedir.Azkaban, la prigione dei maghi.
Böylece hapishaneden de şartlı tahliye olabileceklerdir.Dopo il carcere, esce in libertà condizionata.
Üç yıl sonra hapishanede ölmüştür.Morì in prigione tre anni dopo.
Fakat mahkumların çok az bir bölümü 14 yıldan fazla hapiste kalmaktadır.Solo pochi membri rimangono nel Tempio più di un decennio.
Daha sonra hapis cezası aldı ve 10 yıl cezaevinde kaldı.Il giorno seguente viene arrestato e trascorse 10 giorni in carcere.
Mahkeme sürecinin sonunda 10 ay hapis cezasına çarptırılır.Sarà assolto definitivamente dalla Corte di cassazione dieci anni dopo.
Aslında nereye kaçarlarsa kaçsınlar her yer bir hapishanedir onlara.Arrivati nel luogo dov'è prigioniera la fanno scappare.
Kavga sırasında hapishane iyice karışır.Nel carcere ci sarebbero continuamente delle guerre fra bande.
Hakim bu kez Bill'e altmış gün hapis cezası verir.Al processo, Charles è condannato a sessant'anni di carcere.
Fakat komplo ortaya çıktı ve Syrgiannes ömür boyu hapisle cezalandırıldı.La trama venne però sventata e Sirgianni venne condannato al carcere a vita.
Yargılamaların sonucunda gıyabında toplam 3 yıl 9 ay ağır hapis cezasına çarptırıldı.Successivamente la pena venne ridotta dalla Corte Suprema di Giustizia a tre anni e nove mesi.
Ordusundan 3.000 kadar asker esir alınıp Kûfe'ye hapis edilmek üzere gönderildi.Più di 3.000 militanti del PNSS sono arrestati ed egli è costretto a rifugiarsi a Damasco.
Hapishanede zaman geçirdi ve geçmişinden bir perde kapalı.Dopo un periodo di gloria finisce in carcere e la sua carriera si interrompe.
Warden Fielding:Albatros adasının hapishane müdürü.O Lego City Undercover oyunundan önce emekli oldu.Si ritira prima degli eventi di Lego City Undercover.
Bu suçtan girdiği hapishanede Müslüman oldu ve Malik Abdülaziz ismini aldı.Durante la sua detenzione si convertì all'Islam ed assunse il nome islamico di Malik Abdul Aziz.
Halen, Kaliforniya, Corcoran'da yer alan eyalet hapishanesinde müebbet hapis cezasını çekmektedir.Sta scontando la pena nella California State Prison di Lancaster, California.
Suçlu bulundu ve hapis cezasına çarptırıldı.Tom è giudicato colpevole e messo nel braccio della morte.
Odessa’daki hapishane hücresinden kaçmayı başararak yurt dışına çıktı.Tuttavia, riuscì a fuggire dalla sua cella di Odessa e trovò rifugio in esilio.
Bu yazılar Hapishane Defterleri olarak adlandırıldı.Questi libri furono chiamati libri catenati.
Emir Salar hapiste iken öldü.Sfinito dalle sofferenze morì in prigione.
Mahkeme sonucu 14 ay hapse mahküm olan Wallraff, Korydallos hapishanesine gönderildi.Scoperta la sua vera identità, venne condannato a 14 mesi di prigione nel carcere di Korydallos.
Mandela cezasını önce Robben Adası'nda daha sonra Pollsmoor Hapishanesinde çekti.Scontò gran parte della pena nel carcere di Robben Island, insieme a Mandela.
Aynı zamanda hapishane veya hücre anlamlarına da gelir.Vuotate anche cliniche e carceri.
Samarra'da halk hareketi başlayıp hapishaneler boşaltilmişti.A Oviedo le carceri furono aperte e i detenuti posti in libertà.
Ayrıca hapishaneyi basıp siyasi tutukluları serbest bırakıldı.Un altro compito dell'Organizzazione consisteva nella liberazione dei detenuti politici.
Bir müddet hapisten sonra öldürüldü.Probabilmente fu ucciso in prigionia.
Oğlu 14 yıl hapis cezasına çarptırıldı.È stato condannato a scontare 14 anni di carcere.