hani ile cümle
hani kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Güllü Hanım (Ayşe Nil Şamlıoğlu)-Kenan Yılmazer'in annesidir.Seine Mutter war eine Schwester des Edelherrn Heinrich von Denn (Danne).
Lillas Pastia'nin hanında akşam.Die Taverne des Lillas Pastia.
Fransa'daki tahsil görmüş ve bir Fransız Hanım'la evlenmiştir.Er verbrachte einen Großteil seines Lebens in Frankreich und war dort mit einer Französin verheiratet.
Genel olarak kadınlar ev hanımı vazifesini yaparlar.Dinge, um die sich die Hausfrau kümmern soll.
1934 yılında evlendiği Refika Hanım 1942 yılında vefat eder.Nach dem Tod seiner Frau 1933 verheiratete er sich 1934 neu.
Annesi Namık Kemal'in kızı Feride Hanım'dır.Seine Mutter Feride Hanım war die Tochter Namık Kemals.
Ondan 20 yaş genç bir hanımdı.Damals war sie noch ein junges 20-jähriges Ding gewesen.
Nurten Hanım!Mütterlicherseits!
Hanım (Kraliçe) sözcüğünün türeyişi şu şekilde anlatılır.Und so tat die Königin, wie ihr gesagt wurde.
Ebû Sûfyân'nın hânımlarından birisidir.Einer der Teilstämme der Ahlamû waren die Aramu (Aramäer).
"'Hanımefendi olmak lazım'"."Man ist Frau."
Kaşgar hanı, müslüman olmayı kabul etmez.Für den Wechsel wurde keine Ablösesumme fällig.
Теlerig (Bulgarca: Телериг), 768-777 yılları arasında hüküm süren Tuna Bulgar Devleti hanı.Khan Telerig (bulgarisch Телериг) war der Herrscher über Bulgarien von 768 bis 777.
Vasfi Bey ve Ganimet Hanım'ın oğlu olarak 1933 yılında İzmir'de doğdu.Cindoruk wurde als Sohn von Vasfi Bey und Ganimet Hanım 1933 in İzmir geboren.
Ama hanımının yanında bir tavşan gibidir.Sie vergleicht sein Aussehen mit einem Frosch.
Fakat Ebû Hanîfe, bu makamın ne niyetle verildiğini sezmiş ve bu görevi kabul etmemiştir.So habe er ihm etwas auferlegt, was er nicht erfüllen könne.
Anne ve babası Çıtçıt Hanım ile Babişko'yu parmağında oynatıyor.Der Vater und die Mutter nehmen den Sohn und das pitschnasse fremde Mädchen nachts auf.
"Hanımın Çiftliği, yeniden"."Die Weihe des Hauses" op.
IV. Friedrich Wilhelm ve hanımı Elisabeth bu odalarda kalıyordu.(Friedrich Wilhelm IV. und seine Gemahlin Elisabeth bewohnten später diese Räume.)
Daha sonra Usta ve Hanım oraya gelir.Währenddessen kommen die Wirtin und die Frau ins Gespräch.
(Hava Hanım Öldü).(Sterbefälle).
Televizyonda Hanımlar Sizin İçin adlı sabah programı başladı.Im Fernsehen hat sich für die Morgensendung der Begriff Frühstücksfernsehen eingebürgert.
Ayrıca Kırım Hanı'na top da gönderilmemişti.Auch gibt es kein Kimme-und-Korn-Schießen.
Hadi Hadi Nazlanma Boncuk Hani Böyle Olamazdık?Du lieber Himmel, ich werde nicht wie neugeboren aufstehen.
Oyuncu Hani Furstenberg günümüzde yaşamını New York şehrinde sürdürmektedir.Hani Furstenberg ist verheiratet und lebt heute in New York City.
Annesi Sabire Hanım da Mehmet Zahid Kotku henüz 3-4 yaşlarında iken vefat etmiştir.Dieser, dessen Mutter Slany O’Brien war, war damals erst acht Jahre alt.
Ama Hanım adlı yaratıcı ruh ile ve May Ana ile de bağlantılıdır.In den Altar ist das Reliquiar der Jungfrau und Märtyrerin Fortunadae sichtbar zur Verehrung eingebettet.
Ebu Hanife vitir namazını vacip olarak kabul etmiştir.Sein Gebet verrichtete er aber in Schuhen.
Rudolf Platte, Berlin'deki Friedhof Wilmersdorf mezarlığına, hanımının yanına defnedildi.Rudolf Platte wurde auf dem Friedhof Wilmersdorf in Berlin neben seiner Frau beerdigt.
Fatma Aliye Hanım, 1892 yılında Muhadarat adlı ilk romanını kendi adıyla yayımladı.Fatma Aliye veröffentlichte ihren ersten eigenen Roman Muhazarat 1892 unter ihrem wirklichen Namen.
Ortada bulunan büyük kurna, hanın bu acı yüzünden aklında kalanlardır.Entsetzliche Qualen erwarten den, der sich in diesen Höllen befindet.
Bir kız kardeşi vardır (Şerife Okay Hanım).Sie bekam eine Tochter (Anna).
Aylardan sonra burada Mukaddes Hanım'ı görür.Schon nach wenigen Monaten starb dort jedoch Miertschings Frau.
Özbek Han'ın hanımlarından biri Andronikos Paleologos'un kızı idi.Seine Frau war eine Tochter des Protovestiarios Andronikos Palaiologos.
Döneminin kadın şairlerinden Şeref hanımın yeğeni idi.Die damalige Äbtissin des Stiftes war eine Nichte des Bischofs.
"Gördesli Makbule Hanım Yunan".Abriss der griechischen Lautlehre.
1786 yılında İbrahim Halil Han, Mustafa Kulu Han'ı affedip yeniden Karadağ Hanı tayin etmiştir.1786 wurde Mustafa Kulu Khan begnadigt und wieder Herrscher von Karadach.
Kınar Hanım'ın yardımıyla kaçtı.Die anderen können jedoch dank der Hilfe einer jungen Frau fliehen.
"1923 gibi kadın: Nahit Hanım".1923 "Ein Mann nur mit Uhr..."
1524 - 1576) ve bir Çerkes olan karısı Sultan-Ağa Hanım'ın kızı.1715 bis 1738) und einer seiner Ehefrauen, der so genannten Königin zur Linken.
Saadet Hanım diğer üç çocuğu alır.Mayer entstammten drei weitere Kinder.
Babası öğretmen, annesi ev hanımı idi.Ihr Vater war Lehrer, die Mutter Hausfrau.
Karatay Hanı iki bölümden oluşur.Die Karthause besteht aus zwei Teilen.
Yolculuk sırasında rastladığı 2 yeniçeri "Hanım nereye gidiyorsun?" diye sorar.Weiter auf ihrem Weg traf sie die zwei Stiere: "Schwester, Schwester, wohin gehst du", wollten sie wissen.
Zekiye Hanım, bir erkek çocuk gibi yetişmişti.Sie wurde wie ein Junge erzogen.
Hanımım, elmalı tarta bayılır.Ma femme adore la tarte aux pommes.
Hanımın kışkırtıcı tarzda giyinmeyi sever mi?Ta femme aime-t-elle s'habiller de façon provocatrice ?
Hanımımı gördünüz mü?Avez-vous vu ma femme ?
Hanımımı terkettim.J'ai quitté mon épouse.
Hanımını terkettin.Tu as quitté ton épouse.
Tom hanımını terketti.Tom a quitté son épouse.
Hanımlarımızı terkettik.Nous avons quitté nos épouses.
Hanımlarınızı terkettiniz.Vous avez quitté vos épouses.
Hanımlarını terkettiler.Ils ont quitté leurs épouses.
Hanımını memnun etmeyi seversin, değil mi?Tu aimes contenter ta femme, n'est-ce pas ?
Hanımını memnun etmekten hoşlanır.Il aime contenter sa femme.
Tom hanımını memnun etmeyi sever.Tom aime contenter sa femme.
Hanımlarımızı memnun etmeyi severiz.Nous aimons contenter nos femmes.
Hanımlarınızı memnun etmekten hoşlanırsınız, değil mi?Vous aimez contenter vos femmes, n'est-ce pas ?
Hanımlarınızı memnun etmeyi seversiniz, değil mi?Vous aimez contenter vos femmes, n'est-ce pas ?