Ana içeriğe geç
Sözlük

halk ile cümle

halk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Halk, vergiler tarafından ezildi.The population was crushed by the taxes.
Onunla halka açılamazsın.You can't go public with that.
Halk olta iğnesi, olta ve olta kurşunu aldı, değil mi?The public bought it hook, line and sinker, didn't they?
Burası halka açık bir yer.This is a public place.
Halk kütüphanelerinde zaman geçirmek istiyorum.I like to spend time in public libraries.
Mary'nin gözlerinin altında mor halkalar vardı.Mary had dark circles under her eyes.
Tom'un gözlerinin altında koyu renkli halkalar vardır.Tom has dark circles under his eyes.
Bizim halkların ilk bakışta görülebilenden daha çok ortak yönleri var.Our peoples have more in common than can be seen at first sight.
Tom halka hitap etmede iyidir.Tom is good at public speaking.
Restoran halka kapalı.The restaurant closed to the public.
Tom halkın önünde kaçırıldı.Tom was abducted in public.
Satürn'ün etrafındaki halkalar toz ve buzdan oluşurlar.The rings around Saturn are made up of dust and ice.
Uranus'un kara, kaya parçaları şeklinde nesneleri içeren, onbir bilinen halkası vardır.Uranus has eleven known rings, which contain dark, boulder-sized particles.
Üç tip güneş tutulması vardır: toplam, kısmi ve halka şeklinde.There are three types of a solar eclipse: total, partial, and annular.
Yaşasın tüm halkların kardeşliği.Long live the brotherhood of all peoples.
Dan ırkçı inançlarını halkın önünde dile getirdi.Dan expressed his racist beliefs in public.
Birçok Pasifik halkları, Polinezya Maorilerin vatanı Yeni Zelanda'ya göç ederler.Many Pacific peoples immigrate to New Zealand, the home of the Polynesian Maoris.
Tom'un burun halkası hakkında ne düşünüyorsun?What do you think of Tom's nose ring?
İngiliz halkının yüzde yetmişi ikinci bir dil konuşamaz.Seventy percent of British people cannot speak a second language.
İngiliz halkının yüzde yetmişi ikinci bir dil kullanmaz.Seventy percent of the British people don't speak a second language.
Günümüzde, Japon halkı nadiren kimono giyerler.Nowadays, Japanese people rarely wear kimonos.
Deniz halkları, deniz yükseliyor.The sea has risen, the sea of peoples.
Koyun gözlerinin etrafında siyah halkaları olan beyaz bir koyun.The sheep is white with black rings around her eyes.
Kızılderililer, Birleşik Devletler'in yerli halkıdır.Native Americans are the indigenous peoples of the United States.
Biletler 30 dolara halk için mevcuttur.Tickets are available to the public for $30.
Halkevindeki sınıflar ücretsiz.Classes at the community center are free.
Çiftler burada halk içinde genellikle el ele tutuşmazlar.Couples don't usually hold hands in public here.
Halk davet ediliyor.The public is invited.
Halk şok oldu.The public was shocked.
Halkanın biri kopuksa, tüm zincir kopuktur.One link broken, the whole chain is broken.
Kişisel yayıncılık, halkla konuşmanın bir yoludur.Self-publishing is a way to talk to the public.
O, halk içinde emzirmeye utanıyor.She is embarrassed to breastfeed in public.
Keşke Tom beni halkın içinde öpmeseydi.I wish Tom hadn't kissed me in public.
Tom halk eğitim merkezine gitti.Tom went to community college.
Bu alan halka açık değil.This area isn't open to the public.
Senin ev halkı nerede yaşıyor?Where do your folks live?
Mary halk kütüphanesinde bir yarı zamanlı bir iş aldı.Mary took a part-time job at the public library.
Tom dışlanmış insanları halka açık yerlerin dışında tutmak istiyor.Tom wants to keep marginalized people out of public places.
Bu alan halka yasak bölge.This area is off limits to the public.
Halkım için mücadele edeceğim.I will fight for my people.
Başkan halkı için mücadele edeceğini söyledi.The president said that he would fight for his people.
İngiliz halkının % 70'i ikinci bir dil konuşmuyor.70% of English people don't speak a second language.
Bu park artık halka kapalıdır.This park is now closed to the public.
Bu park halka açık değildir.This park isn't open to the public.
Bu küçük Pasifik adası halkı iklim değişikliği tarafından tehdit edilmektedir.This small Pacific island nation is threatened by climate change.
Satürn halkaları olan tek gezegen değildir ama o en güzeline sahiptir.Saturn isn’t the only planet to have rings, but it has the most beautiful ones.
Hollanda halk biliminde kabouterler yer altında yaşayan minik insanlardır.In Dutch folklore, kabouters are tiny people who live underground.
O bir halk sağlığı gönüllüsü.She's a public health volunteer.
Tom'un bir burun halkası var.Tom has a nose ring.
Benim ev halkımın 5 üyesi vardır.There are 5 members of my household.
Bu arazi halkım için kutsaldır.This land is sacred to my people.
Neden küpe takmak tamam da burun halkası takmak değil?Why is it okay to wear earrings, but not nose rings?
Tom'un ölümü halkı şok etti.Tom's death shocked the community.
Halkalı bir ay tutulması görmek zor olabilir.A penumbral lunar eclipse can be hard to see.
Demokraside ilk ders halkın iradesine uymaktır.The first lesson in democracy is to abide by the will of the people.
Dönüşüm nedeni, Şili halkının aşırı derecede sevimli olması.The reason for my return is that the people of Chile are extraordinarily amiable.
Yerel halk, orman yangınlarıyla mücadeleye yardımcı olur.The local population helps fight forest fires.
Tom halkın içinde bana hakaret etti.Tom insulted me in public.
Zincir en zayıf halkasından daha güçlü değildir.The chain is no stronger than its weakest link.
Zincir en zayıf halkası kadar güçlüdür.The chain is no stronger than its weakest link.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod