Halbuki asıl korku yokolma korkusudur.Het doelt op de vrees om ermee te werken (de bediening).
Hâlbuki Şeytan onlara aldatmadan başka bir şey vaat etmez."Daardoor zijn de zondaren niet meer aan de eeuwige heerschappij van de duivel onderworpen.
Hâlbuki neler, neler bulunmaz söylenecek?Wat (Datgene wat) waar is moet gezegd worden.
Halbuki her şeyi O yarattı.Deze genereren alle ( gecreëerde) zaken”.
Hâlbuki onun tevilini Allah’tan başka kimse bilmez.Hij weet echter niet wie God is en welke God de ware is.
Hâlbuki genç şehir cumhuriyeti yeni bir deniz gücü olmaya başlamıştı.In korte tijd was de Republiek weer een vooraanstaande maritieme natie geworden.
Halbuki bu oran 2002 yılında %10.7'dir.(Tijdens de Europese verkiezingen van 1999 was dat 10,7 procent.)
'Hâlbuki biz, (daha önce) göğün bazı yerlerinde gayb haberlerini dinlemek için otururduk.En deze stem hebben wij zelf uit de hemel horen klinken, toen wij met Hem op de heilige berg verbleven.
Halbuki ben dünyaya gelmeden önce anneme babama mektup yazmadım.In die tijd stuurde ik nog geen geld naar mijn ouders.
Halbuki, kurultayı ilk öneren, planlayan ve örgütleyen Sultangaliyev'di.Het was het eerste pantservoertuig dat Praga ontwierp en bouwde.
Hâlbuki o sizi evrelerden geçirerek yaratmıştır.Weet gij niet waarom Wij u allen hebben geschapen uit hetzelfde stof?
Halbuki diğer modelleri destekleyecek deneysel bir kanıt yoktur.Er zijn nog geen experimentele bewijzen die de theorie ondersteunen.
Halbuki o gün bir gemi geçmiştir.Die dag maakte hij zijn laatste uitzending.
Halbuki bu kitapta, yazar yaratığın diriliş yönteminden bahsetmemiştir.Księga została otwarta (Ap 5,2-3; 6,1 nn), nie rozwinięta.
Hâlbuki o sizi evrelerden geçirerek yaratmıştır.Starą formą zaimka you był zaimek thou (dopełnienie thee).
Halbuki inanç bildikten sonra oluşan bir değerdir.Od tej chwili jest on Duchem zamieszkującym wnętrze wierzącego.
Hâlbuki ihanet etmemiştir.Ten nie wybacza jej zdrady.
Halbuki asıl korku yokolma korkusudur.Jego następcą został emir Korkmaz (Kurkumaz).
Halbuki, biz seçtiğimiz herhangi bir şey hakkında düşünebiliriz.Rozróżniają przy tym to, czego PER może dotyczyć.
'Hâlbuki biz, (daha önce) göğün bazı yerlerinde gayb haberlerini dinlemek için otururduk.Przyjaźń jest dobroczynnym darem nieba, a stąd jakże byśmy o niej zapomnieć mogli!
Hâlbuki ben hediyesini bile almıştım. / Bugünlerde dürüst davranmıyor.Nie złożyła dotychczas swego daru, więc zrobi to teraz.
Halbuki bencilin tekidir.I ona sama odczuwa gwałtowne pożądanie!
Halbuki biz buna bir milyar diyoruz.Zostawiają oni miliard funtów.
Halbuki bu kaynak "gerçek kaynak" tanımlamasına uymamaktadır.Zauważmy, że ta definicja nie używa pojęcia pochodnej.
Hâlbuki yarış halen kırmızı bayraklarla durdurulmuş durumdaydı.Zawodnicy informowani są o przerwaniu wyścigu przez podniesienie czerwonej flagi.
Halbuki Sara, Setsuna'nın varlığını hissetmiştir.Jej obecnym wcieleniem jest Setsuna.
Halbuki kaya sıvacı kuşlarının iki türü de ormanlar ile bağlantılı değildir.De två arterna klippnötväckor är dock inte starkt knutna till skogsland.
Halbuki köyün Almanya ile hiçbir ilgisi yoktur.Ortnamnet har inget samband med konungariket Norge.
Halbuki Genç Osman'ın ne sakalı, ne bıyığı vardı.Inge Fager har skägg och mustasch.
Halbuki hem Ehl-i Sünnet'e, hem de Şia'ya göre hadislerden gelen bu bilgiler doğru olarak kabul edilmiştir.Ulama är män som har kunskap (ʿilm) om Koranen och den religiösa lagen sharia.
Hâlbuki Smith ve Brancusi aynı yönde adımlar atmıştır.Jag ville att både Monica och Brandy skulle känna det.
Halbuki bu görev bu iki şehrin koruyucusu olan Memluklu Devleti'nindi.Dessa två gudar var stadens skyddsgudar.
Halbuki bu alan, bütün gökyüzünün % 2 sidir.Denna zon utgör bara 2 procent av havets volym.
Hâlbuki o sizi evrelerden geçirerek yaratmıştır.Он вас люди питаються (Панас Мирний).
Halbuki asıl korku yokolma korkusudur.«Хіба задарма богобоязкий (праведний) Йов?
Hâlbuki ihanet etmemiştir.Йому не зраджує.
Hâlbuki, Osmanlı Devleti kurulduğu ilk günden itibaren Sünni bir devlet yapısına sahipti.Можна сказати, що саме з тих пір почала формуватися державна політика стосовно сирітства.
Hâlbuki grubun gitaristi Stuart Braithwaite bu isim hakkında "Aslında belirli bir anlamı yok.За свідченням гітариста Стюарта Брейсвейта, ця назва не має великого значення або глибокого змісту для гурту.
Halbuki, biz seçtiğimiz herhangi bir şey hakkında düşünebiliriz.«Я» охоплює собою все, що може бути мислимим.
Halbuki buraya yerleşmeye karar vermişlerdir.Порадившись, вирішили тут жити.
Hâlbuki o sizi evrelerden geçirerek yaratmıştır.Nikoliv, vy jste obyčejní smrtelníci, jedni z těch, které on stvořil.
Hâlbuki yarış halen kırmızı bayraklarla durdurulmuş durumdaydı.Závod je červenými vlajkami zastaven.
Halbuki köyün Almanya ile hiçbir ilgisi yoktur.Něnci nemají nic společného s Němci nebo Německem.
Hâlbuki; burası körfezdi: "Frobisher Körfezi".Na jeho počest je pojmenován Frobisherův záliv (Frobisher Bay).
Halbuki Yuvala sadece Esentepe köyünü ifade eder.)V této době byl Fes pouhou vesnicí.
Hâlbuki ben hediyesini bile almıştım. / Bugünlerde dürüst davranmıyor.Ve své době byl velmi ceněn, dnes není příliš známý.
Halbuki buraya yerleşmeye karar vermişlerdir.Rozhodl se v této zemi usadit.
Hâlbuki ihanet etmemiştir.Nikoho nezradila.
Hâlbuki, Osmanlı Devleti kurulduğu ilk günden itibaren Sünni bir devlet yapısına sahipti.Od počátku jejího vzniku vlastnil společnost stát.
Hâlbuki bunun sebebi geleceği değiştirmektir.Důvodem je změna bydliště.
Halbuki bu iki garantici de Dördüncü Haçlı Seferi'nin idaresine baş çekmekteydiler.Dva příběhy o čtvrté křížové výpravě.
Halbuki asıl hedefi, Konstantinopolis'e gitmekti.Dalším cílem byla až Konstantinopol.
Halbuki kendilerine IV. Filip tarafından işkence yapılmayacağına dair söz verilmişti.Nejenže bula neměla zastrašující efekt na Filipa IV.
Halbuki asıl korku yokolma korkusudur.Acestea sunt pentru cel care se teme de desfrâu.
Hâlbuki Panther'in zırhı çok iyi değildi ve ağır tanklarla eşit olarak mücadele edemiyordu.Totuși tancul Panther nu avea un blindaj gros și nu putea să lupte de la egal la egal cu tancurile grele.
Hâlbuki genç şehir cumhuriyeti yeni bir deniz gücü olmaya başlamıştı.Orașul a fost permit pentru a începe economie maritimă.
Halbuki köyün Almanya ile hiçbir ilgisi yoktur.Nici Vasiliu n-a avut relații cu nemții.
Hâlbuki yarış halen kırmızı bayraklarla durdurulmuş durumdaydı.A versenyt piros zászlóval megszakították.
Halbuki pratikte veriler çok defa kusursuzca simetrik değildirler.A legtöbb hókristály nem tökéletesen szimmetrikus.
Halbuki pencere döneminin kişiden kişiye değişiklik gösterdiğini vurgulamak gerekir.Zavaró lehet a fájl átírogatása, ha valaki gyakran váltogatja az ablakkezelőjét.