Halbuki bizim memleketimiz, güneş, ziya ve renk memleketidir.Ils croient au soleil, à la lune, à la terre et à la montagne.
Hâlbuki ben hediyesini bile almıştım. / Bugünlerde dürüst davranmıyor.Il m'a fait des cadeaux, mais ne m'a jamais donné un franc ! ».
Halbuki her şeyi O yarattı.C'est Lui qui a créé le mal (Isaïe l'écrit explicitement).
Halbuki hiçbir eyleme karışmadım.Je ne nie pas certaines actions.
Hâlbuki ayni ve benzer eserleri Roma'da çok tuttunmaktaydı.Une autre inscription semblable mais très fragmentaire a été trouvée à Rome.
Hâlbuki ihanet etmemiştir.Ne jamais trahir.
Halbuki buraya yerleşmeye karar vermişlerdir.Il décida de s'installer dans ce pays.
Halbuki bu iki garantici de Dördüncü Haçlı Seferi'nin idaresine baş çekmekteydiler.C'est lui qui est désigné comme chef de la quatrième croisade.
Halbuki bu kitapta, yazar yaratığın diriliş yönteminden bahsetmemiştir.Su escritura no es acerca de algo, es algo en sí mismo.
Halbuki peygamber gönderilmemiş olan Mecusiler gibi kavimler de devletler kurup yeryüzünü bayındır etmiştir.El soberano era su enviado, y su profeta en la tierra, el único digno de inmortalidad.
Halbuki biz buna bir milyar diyoruz.Llegan a ser cerca de mil millones.
Halbuki, biz seçtiğimiz herhangi bir şey hakkında düşünebiliriz.Y puede significar cualquier cosa que queramos...
Halbuki sadrazam olarak kendisi aleyhine olduğunu düşündüklerinden şahsi intikamlar alma peşine düştü.Toma venganza si siente que se han burlado de él.
Halbuki bu iki garantici de Dördüncü Haçlı Seferi'nin idaresine baş çekmekteydiler.Dos de las columnas fueron botín de la Cuarta Cruzada.
Halbuki buraya yerleşmeye karar vermişlerdir.Decidió establecerse allí.
Halbuki pencere döneminin kişiden kişiye değişiklik gösterdiğini vurgulamak gerekir.Normalmente si se hace una modificación de luces se incluye una ventana para poder mostrarla.
Halbuki hiçbir eyleme karışmadım.No podía controlar mis actos.
Halbuki Sara, Setsuna'nın varlığını hissetmiştir.Andrés se entera de la existencia de Susana.
Halbuki, pragmatizm, ’sonuçlar nelerdir?’ diye sormalıdır.Michael le pregunta "¿Cuál es el problema?
Halbuki Lois, Peter'ı rezil etmek için kadrodan ayrılmıştır.Finalmente, una joven Lois entra en la habitación para abrazarse a Peter.
Halbuki bu kitapta, yazar yaratığın diriliş yönteminden bahsetmemiştir.L'incantesimo per crearlo non è rivelato in nessuno dei libri.
Halbuki peygamber gönderilmemiş olan Mecusiler gibi kavimler de devletler kurup yeryüzünü bayındır etmiştir.Così si avvera il verso della profezia: una si perderà nella terra dove pioggia non viene.
Halbuki biz buna bir milyar diyoruz.Mi permetto osservare che sono un milione.
Hâlbuki gergedan boynuzunun bilinen hiçbir etkisi bulunmamaktadır.Non è chiaro se ciò sia utile anche per le ustioni del collo.
Hâlbuki ihanet etmemiştir.Non lo tradirà.
Hâlbuki OSB, yüksek üretim teknolojisine sahip ahşap malzemedir.I suoi prodotti sono ricchi di materiali in legno di alta qualità.
Hâlbuki aldozların karbonil grupları, karbon zincirinin sonundadır.Finalmente il campo conosce il tappeto erboso dopo gli anni della carbonella.
Hâlbuki Kuran–ı Kerim’de koç verdik falan demiyor.Tuttavia non sembra aver contribuito al brano "Cars" in particolare.
Halbuki Süleyman büyü yapıp kâfir olmadı.Сулейман (Соломон) не был неверующим.
Hâlbuki Şeytan onlara aldatmadan başka bir şey vaat etmez."И пусть шайтан не соблазнит их.
Hâlbuki o sizi evrelerden geçirerek yaratmıştır.Ужас вы построили, ярость построили вы!»
Hâlbuki onun tevilini Allah’tan başka kimse bilmez.Но не знает его толкования никто, кроме Аллаха».
Halbuki her şeyi O yarattı.Он всех нас создал!».
Hâlbuki bunun sebebi geleceği değiştirmektir.А это, в свою очередь, должно изменить будущее.
Halbuki o gün bir gemi geçmiştir.Потому в этот день проходит и шумная Фиеста-дел-Пилар.
Hâlbuki yarış halen kırmızı bayraklarla durdurulmuş durumdaydı.Гонка была остановлена красными флагами.
Halbuki inanç bildikten sonra oluşan bir değerdir.После войны храм был вновь открыт для верующих.
Halbuki asıl korku yokolma korkusudur.О страх! о горькое мгновенье!
Halbuki insanların köstek olacağına destek vermelerini beklerdim.Я хотел посмотреть, нужна ли людям помощь.
Hâlbuki ihanet etmemiştir.И не прощал предательства.
Halbuki her iş yerini bulacaktır." şeklindedir.Он определил всё его последующее творчество».
'Hâlbuki biz, (daha önce) göğün bazı yerlerinde gayb haberlerini dinlemek için otururduk.Небо и земля услышат нас, свидетелями будут звезды светящиеся.
Hâlbuki o sizi evrelerden geçirerek yaratmıştır.(هو الذي خلقكم من نفس واحدة).
Hâlbuki Şeytan onlara aldatmadan başka bir şey vaat etmez."فهو إذ ذاك محمي من كل جانب، لا يهزه الخوف من الإنس أو حتى الشياطين. "
Halbuki asıl korku yokolma korkusudur.من لايخاف، فصاحبه الخالق الطاهر.
Halbuki annesi İrini kendi inançları doğrusunda bir "putsever (ikonodul)" idi.لولا أن أمها (زوجة الابن) تكن له مشاعر الكره، فتنجح في إقناع زوجها بطرد والده من البيت.
Döndüğünde Türkan'ın zengin bir adam ile evlendiğini öğrenir; halbuki yalandır.وكذلك لو كذب على إنسان كذبًا يعلم أنه يقتل بسببه، أما إذا كذب عليه كذبًا يؤخذ منه بسببه ثمرة فليس من الكبائر.
Hâlbuki sarılık bir hastalık değil, belirtidir.مع ذلك فالأكرودينيا هو مرض وليس من الأعراض.
Hâlbuki ihanet etmemiştir.فيظن حمدى أنها تخونة.
Hâlbuki neler, neler bulunmaz söylenecek?وهكذا أردت ان أقول مايقال وما لا يقال.
Halbuki her şeyi O yarattı.وجميعها مبنية ما عدا "أي" فإنها معربة.
Halbuki bu kitapta, yazar yaratığın diriliş yönteminden bahsetmemiştir.Porém, na versão deste livro não são retratadas laranjas, e sim melancias.
Hâlbuki hemen hemen bilinen tüm küresel kümelerin yaşları 4 ile 14 milyar yıl arasında değişmektedir.Quase todos os conhecidos aglomerados globulares têm sua idade estimada em entre 4-14 bilhões de anos.
Halbuki bizim memleketimiz, güneş, ziya ve renk memleketidir.A criação da Terra é seguida pela criação do Sol, da Lua, da humanidade e dos erza.
Halbuki, biz seçtiğimiz herhangi bir şey hakkında düşünebiliriz.Já pensou nas coisas que podemos fazer?
Hâlbuki yarış halen kırmızı bayraklarla durdurulmuş durumdaydı.A corrida foi imediatamente marcada com bandeira vermelha.
Halbuki insanların köstek olacağına destek vermelerini beklerdim.Portariam apitos para trilar caso fosse necessária ajuda.
Halbuki biz buna bir milyar diyoruz.Mas é apenas cem bilhões.
Halbuki Fransa, sonradan İtalya'ya finalde penaltılarda 5-3'lük skorla boyun eğdi.No entanto, a França perdeu para a Itália nos pênaltis (5-3) na final.
Hâlbuki Joe fakir hayatında onun en büyük destekçisidir.Desde então, Julie tem sido o maior apoio da mãe.